18 Ocak 2021 Pazartesi

KÜLTÜREL YOZLAŞMANIN BOYUTLARI NELERDİR?

Evet güzel insanlar! 

Talip Kazgı
Sizlerle tekrar birlikte olmanın verdiği güçle, yazılarımıza inşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz. Yaklaşık 8-10 yıldır ara vermiş olduğumuz EDEBYA yazılarına, edebe riayet ederek bir şeyler yazmaya çalışacağız inşallah."KÜLTÜREL YOZLAŞMANIN BOYUTLARI NELERDİR?" diye sorarken, bu sorduğum sorunun cevabını da sizlere vermeye çalışacağım inşallah.

Dilimizden pelesenk haline getirdiğimiz bir tabir olan; "kültürde yozlaşma" tek başına her şeyi kapsar mı diye konuya başlamak lazım aslında. Yozlaşma nedir? diye konuya başlarken kelime manası olarak Türk Dil Kurumu resmi web sitesine baktığımızda şu anlam çıkıyor karşmıza; Yozlaşma (TDK) : "Yozlaşmak durumu, tereddi, dejenerasyon". Sanki bana tevafuken yardıma koşar gibi geliyor bu anlam. Normal manası, "Manevi değerlerden uzaklaşmak,özünü kaybetmek, geleneklerden uzaklaşmak,aslından dönmek" manalarına gelen bir sözcüğün manasının, Türk Dil Kurumu sitesinde yeterince açıklanmadan ve dahi etimolojik olarak Fransızca-Latince bir karışımla karşımıza çıkan, "Dejenerasyon" sözcüğü bize yozlaşmanın dilimizde, dahil olmak üzere nerelere kadar girdiğinin en bariz örneğini teşkil ediyor aslında.

Dejenerasyon; "Soysuzlaşma, soyunun özelliklerini kaybetme, neslin bozulması" gibi anlamlara da geliyor. Kelimenin aslı ; Fransızca dégénérer "soysuzlaşmak,

soysuzlaştırmak" fiilinden alıntıdır. Fransızca fiil Latince aynı anlama gelen degenerare fiilinden alıntıdır. Bu sözcük Latince genus "soy" sözcüğünden de+ önekiyle türetilmiştir. jenerasyon maddesine bakınız.( https://www.etimolojiturkce.com/kelime/dejenere . Erişim; 18 Ocak 2021 saat: 13:34)

Evet, böylelikle "Dilde yozlaşma" konusuna da girmiş oluyoruz böylece.

Gelenek ve göreneklerde, yaşam tarzında, dilde, dinde velhasılı bir toplumu toplum yapan her öğede yozlaşma varsa, buna sadece kültürel yozlaşma olarak bakmamız ne derece doğru olur? Evet hepsini birden kapsar diyorsak, hem maddi hem de manevi boyutuyla bir yozlaşmanın tamamının kast ediyorsak, kültür her şeyimizidir gibi bir anlam çıkar ki, o zaman kültürlerini kayıp edip milletler, kendilerini de kaybetmiştir sonucunu çıkarmamız gerekir.
Kültür'ün tanımını bu konuda uğraş veren onlarca ilim adamı değişik tarzlarda tanımlamıştır. Mesala, ünlü kültür kuramcısı Raymond Williams (1921-1988), kültür terimine dair yüz altmış dört farklı tanım olduğunu belirterek bu terimin İngiliz dilindeki en karmaşık iki-üç kelimeden birisi olduğunu vurgulamıştır. Kimileri; gelenek ve göreneği, iletişim, dil, din, kollektif olarak kendilerini bir bütün olarak algılama, dünya görüşleri ve bu görüşlerin topluma yansıyış biçimleri, ortak değerler, inançlar sistemi, yaşama özellikleri, maddi ve manevi boyutu olan bir yaşam standardı gibi bir çok tanımlamaları kültür öğesi içerisinde belirtmişlerdir. Hal böyle olunca bir değerler bütünü içerisinde ele aldığımızda, kültür; Bir toplumu ayakta tutan en yegane şeylerden birisi olarak karşımıza çıkıyor.

Güzel insanlar!

Devleti oluşturan ana unsurlara baktığımızda üç şey karşımıza çıkıyor. Bunlar; Vatan, Millet ve Özgürlük. Özgürlük kapsamı içersinde; bayrağı da elbette ekleyebiliriz. Aynı zamanda devletin işleyiş mekanizmasına sahip olan hukuksal varlığını ve devlete tabi insanların özgürce dinlerini, geleneklerini yaşayıp yaşatma konularını da bu kapsam içerisinde değerlendirebiliriz diye düşünüyorum.

Ecdadımız, Çok zor şartlar altında bir devlet kurmuşlar, bu vatanı kanlarıyla korumuş ve kollamışlar, bir bayrak seçmişler, bir işleyiş tarzını geçerli kılmışlar ve halkımızı özgürce bu vatanın toprakları içersinde bir bayrak altında yaşatmak için bedel ödemişler. Buraya kadar sıkıntı yok.

Sıkıntı nerede başlıyor biliyor musunuz güzel insanlar? Ata erkil bir toplumdan gelen Türk milletinin, bu özgür topraklarda kültürel olarak, alabildiğince bizden olmayan dil, din, moda, yaşam tarzı gibi şeyleri asil ruhumuza uymamasına rağmen kendi ellerimizle ithal edip yaşama sevdasından başlıyor. Kimse kimseyi zorlayamaz, herkes dilediğince özgürdür, herkes dilediği gibi yaşar. Bireysel özgürlükler had safhadadır. Biz toplumun etine buduna karışmayız, vergisini versin der ve yozlaşmayı önleyici tedbirler almazsak bu millette yozlaşır gider maalesef.

Bazı özel markaların isimlerini geçecek olursak caddelere çıktığımızda sanırsınız, bir İngiliz ya da Fransız sokaklarında gezen biri gibi hissediyoruz kendimizi. Allah'tan arada karşımıza minareler ve Türkçe konuşan insanlar çıkıyor da bir Türkiye'deyiz diyebiliyoruz!

Bu yabancı isimlere izin verenler bizim yetkililerimiz bu levhayı asanda bizim esnaflarımız. Kimse zorlamıyor onları. Alan memnun satan memnun devam edip gidiyor bu yozlaşma.

Örneğin; Kebap Center, Et Palace, Pasha Bar, Görkem Shoes, Gözde Restaurant, Chanta Center, Coiffeur Rıza, Hot Bar, Coffee Sundown… bunları sadece afaki olarak yazdım.

Dilde yozlaşmanın önüne geçmeyi bırak, hatta teşvik bile ederseniz ondan sonra oturur garip garip "oturgaçlı götürgeç" masallarıyla gülünç duruma düşerseniz.

Daha yüzyıl öncesine kadar kısa kollu gezmeyi içtinap eden bir gelenek ve toplumdan bugün podyumlarda, güzellik yarışmalarında bikinilerle raks eden Türk hanımları görmeye başladık yıllardır? Neden acaba? Çok da yobaz olmamak için mi, köhnemiş batıya yaranmak için mi? Dün kapı ardından utanarak "kim o?" diye seslenen kadınımız bugün mahremi olmayan erkeklerde pistlerde çılgınlarca dans eder oldu, neden? Geleneklerimizde olduğu için mi, yoksa köhne batıya yamanmak için mi? Bu örnekler çoğaltılabilir güzel insanlar. Bugün futbol sahalarını dolduran yüz binlerce gencimizin çoğu camileri bu şekilde doldurmazlar. Batılının bilmeme ne caz konserlerini, piyano konserlerini kaç para verip izleyen insanlar, "Allah rızası için bir sadaka" diyen bir fakire "Hadi git Allah versin!" diyerek 1 lira vermekten sakınırlar. Biz böyle miydik geçmişte? Kimse beni yanlış anlamasın. Nereden nereye geldiğimizi bir görün diye söylüyorum bunları.

Kıyafette yozlaşma, edebte yozlaşma, eğitimde yozlaşma, dinde, törede, dilde yozlaşma…Yozlaşma da yozlaşma. Önüne geçemiyoruz bugün bu yozlaşmanın.

Peki, müsebbibi kimdir ve hangi unsurlardır acaba bu yozlaşmanın? Birileri bizi zorladı mı, yoksa keyfe keder mi kabullendik bu yozlaşmayı. Bu yozlaşmanın çocukluğunun temellerine bir inin bakalım orada neleri,kimleri bulacaksanız çok merak ediyorum doğrusu.

Özgür bir vatan ve yozlaşmış bir millet! Mantıklı geliyor mu sizlere acaba? Bu gidiş nasıl bir gidiştir Allah aşkına. Sonuç nereye götürecek bizi kara kara düşünmeden ediyorum.

Bu arada LGBT özgürlüğünü de unutmayalım, bir kültürel yozlaşma derseniz kızarım bak? Kişilerin bireysel özgürlüklerini, meydanlarda haykırmasını neden kabul etmiyorsunuz, yozlamış mısınız siz derim haaaa!

Sizleri yürekten selamlıyorum…

Talip KAZGI

18 Ocak 2021 P.Tesi

OSMANİYE

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...