15 Ağustos 2018 Çarşamba

Görünürlük Üzerinden Sosyoloji Notlarım

Görünürlük Üzerinden Sosyoloji Notlarım
M.Uysal
Şehir hayatından başlayalım...
Yerlerde çöpler görüyorum. Birileri son derece pervasız şekilde ellerindeki çöplerini sağa sola atıyorlar. Hiç kaygıları yok. Bu üzücü bir durum.
Lâkin son derece kalabalık şehirde bu durum çok az. Oran olarak düşündüğümüzde son derece az bu tür davranışları gösterenler. Bu sevindirici. Bunlar eğitilemez olanlar. Bu tipler var olmaya devam edecekler. Ne yaparsanız yapın bu davranışları değişmeyecek. Çözüm olarak kamu işçileri ve bizatihi biz vatandaşlar onların atıklarını ve sorumsuzluklarını kapatıp düzelteceğiz.
Piknik alanlarına inelim...
Buralarda durum çok vahim.
Şehirdeki gibi değil oranlar. Piknik alanlarında ve kuytu yerlerde insanlar daha pervasız davranıyorlar. Çöplerini ortada bırakanların sayısı çok daha yüksek bu mekanlarda. Aslında rezalet durumda. Yani insanların baskın çoğunluğu, kimsenin görmediği ve toplumsal baskının olmadığı yerlerde çöp yığınları oluşturuyorlar.
Sonuç ve çıkarımlar:
1- Toplum içinde eğitilemez durumda olan insanlar vardır.
2- Eğitilemez, görgüsüz, medeniyetten nasipsiz ilkel insan tipi şehir ortamında bulunmasına rağmen şehir kurallarına uyma eğilimi gösterir yüksek oranda.
3- İnsanlar toplum baskısını önemserler.
4- Bazı insanlar vicdani doğruyu takip ederler. Bunların sayısı maalesef azdır.
5- Toplum baskısının azaldığı ortamlar insanların içindeki barbarlığı ortaya çıkarır. Bu yüzden tedbirler düşünülürken bu parametreler göz önüne alınmalıdır.
6- Basitçe çevreyi temiz tutma davranışı bile bize çok şey söyler toplumumuza dair.
7- Toplum eğitilirken sadece toplumsal baskı (İnsanlardan utanma, çekinme, kanunlardan korkma) ilkeleri üzerinden değil vicdan üzerinden de eğitime tabi tutulmalı ve samimi şekilde gönülden bir bağ kurması sağlanmalıdır yaşadığı toplumla.
8- Kuldan utanmayan asla Allah'tan da utanmaz ve çekinmez durumdadır. Bunlar eğitilemez olanlardır. Bunlar için fedakarlık ve yaptırımlar üzerinden çözümler üretilmelidir.
9- Allah ve vicdan bağı olmayanlar için toplumsal yaptırımlar eksiksiz düzenlenmeli ve insanların en azından buna saygı duyması sağlanmalıdır.
10- Her durumda toplumsal barış için toplumun ortak çıkarları dikkate alınmalıdır.
11- Vicdan ve Allah karşısındaki sorumluluk çocukken ancak bu duyarlılığa sahip aile tarafından verilebilir. Okul veya eğitim kurumları bunda zorlanmaktadır. Toplumsal kabuller, yaptırımlar, normlar yine ilk olarak bu duyarlılığa sahip aile tarafından verilebilir. Yine okul ve eğitim kurumları bunda zorlanmaktadır. Öyleyse aile ve eğitim kurumları güçlendirilmelidir. Yoksa toplumu düzenleme ve toplumsal barış için şansımız azalacaktır.

*

8 Ağustos 2018 Çarşamba

5N1K ve FAZLASI

5N1K ve FAZLASI
M.Uysal
5N1K hep bilindiği gibi sadece haberin temeli değildir.
Pek çok durum için kullanılabilir. Örneğin dil öğreneceksiniz...
***
-Ne öğreneceğim? (Hangi dili?)
Bu soru sizi doğru seçime hazırlar.
-Nasıl öğreneceğim?
Bu soru sizi yönteme götürür.
-Niçin öğreneceğim?
Bu soru size hedef verir.
-Nerede öğreneceğim?
Bu soru size doğru yeri buldurur.
-Ne zaman öğreneceğim?
Bu soru size planlı olmayı gösterir.
-Kimden yahut kiminle öğreneceğim?
Bu soru size iyi bir rehber buldurur.
***
5N1K daha birçok durumda faydalı olur.
Bir iş planlarken, bir konuyu detaylı anlatırken, bir insanı severken, bir yola çıktığınızda, bir davranış veya fiilinizde, işinizi yaparken, ders çalışırken, bir ev inşa ederken, bir araç alırken, bir eşya alırken, bir karar alırken, bir savaşa girerken, bir barış yaparken... Bir hayatı yaşanır kılmaya çalışırken 5N1K...


3 Ağustos 2018 Cuma

SAF, NAMAZ, CAMİ

Bugünkü CUMA HUTBESİ ve Bazı Şeyler...
M.Uysal
Cuma hutbesinin konusu "Cami ve Cemaat Adabı" ama aşağıdaki konuların eksik kaldığını düşündüğüm için ilave yaptım. (02.08.2018)
* * *
İmamların görevini Allah Resulü belirliyor:
"Efendimiz (sas), cemaatle namaz kılarken veya kıldırırken, safların mutlaka ve mutlaka kontrolünü yapar, gerekli uyarılarda bulunur ve deyim yerindeyse tıpkı bir komutanın birliğini hizaya geçirmesi gibi onları hizaya geçirir, saflarında gevşeklik göstermelerine, safların bozuk olmasına kesinlikle müsaade etmezdi. Safları elleriyle tek tek düzeltip öyle namaza başlardı. Siz de öyle yapabilirsiniz, değil yapmalısınız zira bu size kalan bir görev mirası. Demek ki, imam kardeşimizin cami içindeki görevini disiplin içinde sürdürmesi gerekiyor.
* * *
Sosyolojik yönü:
"Ya saflarınızı düzeltirsiniz ya da (yaptığınız bu işten dolayı) Allah kalplerinize ihtilaf atar." (Buhârî, Ezân 71)
Ya toplum olarak sımsıkı durursunuz yahut bireysel takılırsınız ve toplumunuz da dağılır gider. Güçsüz bir toplum olursunuz. Saflarınız nasılsa toplumunuz da öyle olur. Siz namazda bile yan yana sıkı bir şekilde duramıyorsanız nasıl olacak da işleriniz düzen içinde yürüyecek? Basit şekilde sıralarda, trafikte bile kavga edeceksiniz o zaman. Namazda saf tutmak bir toplumsal eğitimdir. Allah sizi birbirinize ısındırmak ve birbirinize olan sevginizi ve güveninizi artırmak istiyor. Böyle yapmazsanız toplumunuzun arasında ayrılık/nifak çıkar. Toplumunuz dağılır ve esir bir toplum haline gelirsiniz.
* * *
Psikolojik yönü:
Adam namazda bile rahat durmak istiyor. Safı genişletiyor ki, terli birisi dokunmasın vücuduna. Oturup kalkarken hiç rahatı bozulmasın. Sıkıntıya girmesin. Bu şu demek: Kendisi için yaşıyor insanımız. Kendisi için yaşayan insanlardan meydana gelen kalabalıklar toplum olamazlar. Bireysel takılan insanlar yüzünden ayrılık çıkar. 5 dakika yan yana duracaksın altı üstü. İşte tam bu vakitte kardeşinle çok yakın olmalısın. Bireysel çıkarlarını namazda bir kenara koymayı öğreneceksin. İşte bu öğrenmeden sonra bütün hayatını kendin için değil başkaları için, geleceğin için düzenlemiş olacaksın. Senin bireysel geleceğin de bunun içinde olacak.
* * *
Camilerde saf düzeni için çizgiler bulunduğu halde insanlar aynı hizada duramıyorlar maalesef. Oysa toplumun çoğu askerlik yaptı ve ip gibi hizaya geçmeyi gayet iyi biliyor. Peki, niçin namazda bunu önemli bulmuyor? Ayakların hizasına bir bakın komik! Ya hu yerde çizgi varken bile 30 cm fark olur mu Allah aşkına? Bu kadar mı duyarsız olunur? Allah işini güzel yapanları sevdiğini söylüyor oysa. Bunu da güzel yapmalıyız. Çok çirkin bir görüntü emin olun yamuk yumuk saflar.
* * *
Saf tutmayı öğrenmeden ve bu işi çok hayati bir konu gibi görmeden güçlü bir toplum olamayız. Bunu aklınızdan çıkarmayın. Saf tutmakla ilgili belirli kurallar ve adaplar var. Bunları da öğrenmeli bir insan camiye gelmeyi kendine görev bildiyse. Gittiğiniz derneğin, kahvenin, kafenin kurallarına uyuyorsanız buranın kurallarına da uyacaksınız öğrendikten sonra.
* * *
Cemaat kavramının İslami görünümlü bir örgüt tarafından çalındığını belirtmiş hutbede Diyanet. Haklılar. Bu durumda cemaatin anlamını, önemini ve görevlerini ısrarla ve sürekli anlatmalı değil misiniz? Allah'ın bölünmeyin emrini ve tek merkezli toplum olma emrini vurgulamak gerekmez mi? Bunları da bekliyoruz. Madem çalındı geri alalım. Ben sadece bir örgüt tarafından çalınmadığını bütün buna benzer benzemez örgütler tarafından çalındığını düşünüyorum cemaat kavramının. Hepsinden geri alalım. Tek bir cemaat olana kadar.
* * *
Hutbe dinlerken imamın gözlerinin içine bakın...





12 Temmuz 2018 Perşembe

Allah ve Feminizm

Allah ve Feminizm
M.Uysal
Sosyoloji okurken en çok bu konulara kafa yordum ve ulaştığım sonuç şudur: Feminizm şeytanın/kötülüğün en mükemmel ve eksiksiz icadı/silahıdır. Aile hedef alınmıştır ve aile çöktükten sonra asla bir iyilik toplumu inşa edemezsiniz. Allah'ın kaliteli ve iyi toplum inşa projesi karşısında en etkili mekanizma feminizmdir. Feminizm yüzlerce gruba ve alt gruplara bölünmüş durumdadır ve hepsi de çok organize biçimde çalışmaktadır.
Aşağıda çıkardığım basit başlıklara bir göz atın ve araştırmaya devam edin.

Allah: Kadın ve erkek (Havva-Adem) kesin ve açık düşmanınız şeytandır.
Feminist kuram: Erkekler açık ve kesin düşmanınızdır.
*
Allah: Düşmanınıza bile adil davranın.
Feminist kuram: Erkek düşmanınızdır ve kendi hakkınızı aldıktan sonra ona ait olanları da alın.
*
Allah: Kadınların erkekler üzerinde hakları vardır ve erkeklerin de kadınlar üzerinde hakları vardır.
Feminist kuram: Erkekler düşmandır sadece kadının hakları vardır.
*
Allah: Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirinin dostudur.
Feminist kuram: Erkek hükmedicidir ve asla dost olamaz.
*
Allah: Hakları olanın sorumlulukları da vardır. Sorumluluklarınıza sahip çıkın.
Feminist kuram: Kadınların hakları vardır ve erkeklere karşı bir borcumuz, sorumluluğumuz yok.


11 Temmuz 2018 Çarşamba

YASA

YASA
M.Uysal
Gelir adaletsizliği, zengin yoksul uçurumu vb. konularda ahkam kesmeden önce dünya var oldukça duracak ilahi sosyolojik yasaya vurgu yapalım: Zengin yoksul farkı hep olacak. Hiçbir zaman bu fark kapanmayacak. (Ütopik, ideolojik hayaller kurmayın boşuna.) 

Peki bu sorunu nasıl çözeceğiz? 
Devlet sosyal devlet olacak. Bu en kolay dile getirileni fakat en zor olanı. Yani bu işi devlet yapamaz zira devlet dediğiniz şey tek tek insanlardan oluşuyor. O kadar dine dair şeyler okudum, Allah'ın devletleri yargıladığını duymadım. Kişiler yargılanacak. Size, çok kolay bir yöntemi önereyim vahiyden alarak: Allah'ın size verdiğinden (Bakın sizin kazandıklarınızdan demiyor.) siz de ihtiyaç sahiplerinin hakkını (Bakın sadaka demiyor, hak diyor.) vereceksiniz. Böylece bu fark sevgi ve saygı yolu ile kapanmaya başlayacak, (Asla tam anlamıyla kapanmayacak) toplumsal nefret azalacak ve yoksulluk azaba dönüşmeyecek, felakete ve toplumu çatışmaya, ayrışmaya sürüklemeyecek. Sevgi ve merhamet toplumu olacak. 
Vermiyorsanız, yok yoksulluk, yok zenginlik edebiyatları yapmayacaksınız. 
Yapıyorsunuz... O halde bana sadece hatırlatmak düşer.


23 Haziran 2018 Cumartesi

SOĞAN, PATATES ve İZZET

SOĞAN, PATATES ve İZZET
M.Uysal 
23 Haziran 2018 (Seçim öncesi duam ve temennimdir.)

Rabbim! Özgürlüğün sofrasında içtiğim çorbamın tadını bozma.
Soframda ve kesemde ağırlıklara tercih ediyorum şeref ve izzetimi. Şeref ancak Senin yanındadır.
SOĞAN isteyenlerden değilim. İnsan olmamın ön şartı soframın ve evimin şenlenmesi hiç olmadı.
Bizi ahlakımızın özgürlüğünde yücelt.
Bizi kitap ve hikmetten ayırma. Ayaklarımızı sabit tut.
Biz, daha iyinin soğandan, patatesten geçmediğini biliyoruz; yine de bizi bağışla.
Bizi adil ve güçlü bir toplum eyle. 
Bizi, kim olursa olsun, zalimlere teslim etme. 
Yeşeren minicik umutlarımızı kurutma.

Dünyanın bizim evden, bizim mahalleden, bizim şehirden hatta bizim ülkeden ibaret olduğunu sananlardan değilim; biliyorum Rabbim, yeryüzü bize mescit kılındı. Yeryüzüne onuru, adaleti, merhameti ulaştırmak bizim görevimiz. Lakin, biz henüz kalplerimizde ve elimizin altındakilerde yeni yeni bunu yapmaya çalışıyoruz. 
Allah'ım biraz daha vakit ver bize. 
Rabbim, gayretimizin azlığı seni gazaba getirmesin biz henüz farkına vardık yüzlerce yıllık kuyunun dibinde olduğumuzu. Bu kuyudan çıkıp sultan olma hevesimiz yok. Yusuf'un da böyle bir hedefi yoktu. 
Bize biraz daha fırsat ver Allah'ım. 
Bize biraz daha...

Biz, bizim için neyin hayır neyin şer olduğunu bildirecek Kitap'tan ayrı kaldık, o Kitab'ı kullanım dışı (mehcur) bıraktık. Affına sığınıyoruz ve hatamızı telafi etmeye çalışıyoruz. Başımızda Resulün olsaydı çok sürmezdi ama Rabbim, görüyorsun biz ayakkabısına bile hakim olamayan kullarız, biraz daha mühlet istiyoruz. Hani şu zalimlere bile tanıdığın mühletten Rabbim.

Musa'nın, içimizdeki bir takım beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi de helak edecek misin, sorusundaki tedirginliği yaşıyoruz; bağışlarsan da bağışlamazsan da elbette Sen Rahman, Rahim olansın. Bağışlamanı diliyoruz.

Biz aciz kullarız, şerri de hayrı ister gibi acele isteyebiliriz. Biz kullarız, Rab olan Sensin. Bize hayrı ver. Gücümüzün yetmeğidiğini bize yükleme. Azgınlar topluğuna karşı bize yardım et zira bizim tek DOSTUMUZ Sensin.

* * *

Bakara 61
Hani siz (verilen nimetlere karşılık): Ey Musa! Bir tek yemekle yetinemeyiz; bizim için Rabbine dua et de yerin bitirdiği şeylerden; sebzesinden, hıyarından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından bize çıkarsın, dediniz. Musa ise: Daha iyiyi daha kötü ile değiştirmek mi istiyorsunuz? O halde şehre inin. Zira istedikleriniz sizin için orada var, dedi. İşte (bu hadiseden sonra) üzerlerine aşağılık ve yoksulluk damgası vuruldu. Allah'ın gazabına uğradılar. Bu musibetler (onların başına), Allah'ın ayetlerini inkara devam etmeleri, haksız olarak peygamberleri öldürmeleri sebebiyle geldi. Bunların hepsi, sadece isyanları ve taşkınlıkları sebebiyledir.

19 Mayıs 2018 Cumartesi

İTİNAYLA ORUÇSUZ VE ORUÇLU DÖVÜLÜR


İTİNAYLA ORUÇSUZ VE ORUÇLU DÖVÜLÜR
M.Uysal 

Oruç tutmayan ve dövülen adam olayı...

Son yıllarda pek yaşanmıyor lakin bundan 3-5 sene öncesi çok sık yaşanırdı. Her Ramazan muhafazakar olduğu düşünülen illerimizden ve illa İstanbul'dan (zira medyanın merkezi orası) bir tane mutlaka çıkardı.
Olay şudur: Birisi oruç tutmuyordur ve oruç tutan diğeri onu dövmüştür. Detaylar her olayla birlikte değişir fakat ana çizgi hiç değişmez. Mesela oruç tutan adam dayak atmaya niyet etmişken dayak yiyerek şaşkınlık yaşamaz. Her halde oruçsuz olan dayağı yer. Ve her seferinde bu olaydan medyanın haberi olur. Ramazan boyunca bu haberler medyada sürekli gündem yapılır.

Neden medyada ve sosyal medyada gündem yapılır?

Şunun için: Oruç tutan insanlar terbiye edilmelidir. Oruç tutmayan bir kişi dövülür ve onun vasıtasıyla oruç tutan milyonlarca insan falakadan geçirilip terbiye edilir. Terbiye konusu şudur: Oruç tutmayan adama iyi davranacaksın! Oruç tutmayan kişilere medeni olacaksın! Oruçluysan bunu belli etmeyeceksin! Oruçluysan oruçlu olmayanlardan rahatsız olmayacaksın! Oruç tutmayan adamın yaşam tarzına müdahale etmeyeceksin! Dişlerini fırçalamayı öğreneceksin köpek!

Bu liste uzar gider.

Bir kişi dövülür, (muhtemelen dövülecek kişiyi ve ili de senaryoda detaylı yazıyorlar.) o kişi ile milyonlar köpek gibi terbiye edilir. Mesele bu.
İşe yaradı mı? Elbette işe yaradı. Oruç tutmayanlar artık en muhafazakar ilçe ve beldelerde bile rahat olabileceklerini biliyorlar. Onlar için, oruçlu yaratıkları terbiye ettiler daha önce.
Allah'sız toplumun (Sekülerizmi kastediyorum. Allah sadece göklere karışır.) oruç tutanları ile yine Allah'sız toplumun oruç tutmayanları nihayet evcilleştirildi ve artık ezik oruçlu, oruçsuzu göstermeyen gözlüklerini çıkarmıyor bu ayda.
Evet, resmen bir hayvanı terbiye eder gibi terbiye ettiler Allah'sız toplumun oruçlularını. Başarılı oldular. Onlar açısından gerekliydi belki. Olaylar abarttıkları gibi hiçbir zaman olmadı. Yani herkes rahatça oruçsuz olduğunu izhar edebiliyordu ama yine de burnu sürtülse iyi olurdu ve her seferinde hatırlatılsa iyi olurdu.

Durum özeti:

Oruç tutan ve oruçsuz dövmek isteyen, vahşidir. Oruç tutmayan ve bunu oruçlunun gözüne sokmak isteyen de saldırgan bir vahşidir. Seküler dünya ormanı böyle.

Peki oruç ne?

Allah'ın (Allahlı toplum için), kullarından, kendilerini tutmayı belli şartlar altında öğrenmesini istediği bir ibadet. İnsan olabilmesi için iradesini denetim altına alma alıştırması. Merak edenler için, ödülü de çok. Zor bir uygulama oruç. Yemek ve su gibi ihtiyaçların askıya alınması yanında kendinizi de askıya almanız gerekiyor. Normal günlerde verdiğiniz tepkileri de kontrol etmeniz gerekiyor hem de bunu zor şartlar altında yapmanız gerekiyor.

İlk uygulama nasıl olmuş?

Bir masal var, minik bir örnek... Osmanlı toplumunda bir Ermeni, Müslüman komşusu oruçlu olduğu için çocuğuna dışarıda yemek yedirmezmiş falan... Olabilir. Komşuluk böyledir zaten. Fakat düşünün, Ermeni, Rum vb. gayr-i müslim halk yiyecek sektörünün kontağını tamamen kapatıyor muydu? Bir devletin onlardan böyle bir şey istemesini gerektirecek bir yetkisi bir hakkı var mıdır? Elbette yoktur. Gayr-ı müslümlerin günlük faaliyetleri normal seyrinde devam edecek. Biz onlardan bunu bekliyoruz. Evet, vicdanları varsa bitkin haldeki oruçlunun gözüne bakarak sıcak havada kafasına suyu dikmeyecektir ki, zaten bu medeniyete/insanlığa sığmaz! İsterse bunu da yapabilir. Komşuluk örneği üzerinden bütün bir tarihi bir çırpıda anlattığını zanneden insanlar bu örnek üzerinden (Komşunun Ermeni çocuğu örneği) bugünün oruçsuzlarını linç ederler aslında. Bakın gavur bile oruçluya saygılıydı ama siz gavurdan betersiniz, gibi.

İlk örneklere dönelim...

Allah Resulü Mekke'de oruç tutmuştur, tutmamıştır burası kalsın. Zira orası kontrolü altında olan bir yer değildi. Medine dönemine bakalım. Müşrikler vardır, Yahudiler vardır, Müslümanlar vardır azınlık olarak. Güçlü oldukları dönemde bile şehirde hala gayr-ı müslimler vardır. Ramazan ayında yapılan bir düzenleme bilen var mı? Oruç tutmayanların yasaklanması, engellenmesi vb. bir faaliyet? Oruçlu olmayanlara yönelik bir eylem de hatırlamıyorum. Allah Resulünün böyle bir derdinin olabilmesi de mümkün görünmüyor. Kur'an zaten bu ibadetin inananlara farz kılındığını söyleyip bırakıyor. Yani tutmayanlar vahyin konusu bile değil. Hangi toplumsal şartlarda tutacağınız da vahiyle ve elçiyle düzenlenmiş değil. Emre itaat etmek ve kendinizi gerçekleştirmek istiyorsanız bunu var olan şartlarda yapacaksınız. Sıcak, soğuk, oruçlu toplum, oruçsuz toplum… Bunlar size engel de olmayacak dert de olmayacak. Tamamen özgürsünüz, oruç tutmak zorunda değilsiniz. Zira Allah sadece kullarından böyle bir şey istiyor ve özgür bırakıyor. Tutarsanız size daha dünyadayken pek çok katkısı olacaktır. Tutmazsanız her tutmadığınız seferde kendinizi kendi ellerinizle kulluk dairesinin dışına taşıyacaksınız ki, bu da Allah’ı üzer. Zira O kullarının iyiliğini istiyor ve rahmet olsun diye elçiler ve vahiy gönderiyor.

Allah asla zorlamıyor.

Allah zorba değil. Elçisine de aynısını söylüyor, sen zorba değilsin, müjdele, uyar, örnek ol! Bu kadar. Buradan sonuç çıkarması gereken inanan şöyle bir sonuç çıkarmalıdır: Allah zorlamaz, elçisi zorlamaz ama ben bir deneyeyim! Şaka bir yana sonuç bellidir: İnsanlar, insanlardan, saygı gösterdikleri kadar saygı görürler. Allah çok güçlüdür, hak edeni hemen cezalandırsa yeryüzünde canlı (sorumlu tutulan) kalmazdı. Oruç tutmayan cezalandırılacak olsaydı yeryüzünde (ahireti kastetmiyorum.) onu önce Allah yapardı. Size bırakılmadı. İmanı sahiden kalabilirse bu haldeyken ömrünün sonuna kadar, belki Allah tarafından af bile edilebilir. Evet, mümkündür. Fakat merak etmeyin sizin oruçlar boşa gitmeyecek. Çıkar düşünmeyi bırakın, kendinizi tutmayı öğrenin.

Oruçlu ne yapmalı?

Oruçlu insanın orucu sebebiyle birilerini düzene koyması gerekmez. Kendisini düzene koyması beklenir. Normal hayatının idame ettirirken bir yandan da içine odaklanmalıdır. Dikkati bu ay daha çok kendi iç dünyasına olmalıdır. Öfkesinin, isteklerinin, dürtülerinin açlık ile birlikte zirve yaptığı anlarda kendini tutmayı öğrenmesi gerekiyordur zira. Bu haldeyken odak noktasını dışarı verirse kahrolacaktır, kavga edecektir, kendini tutamayacaktır.

Kendini tutamayan sadece aç kalacaktır.

Ki, murad edilen bu değildir.

Oruç tutmayan ne yapmalı?

Bundan emin değilim ve beni de ilgilendirmez. Bu konuyu burada konuşmamalıyız da zaten. Fakat oruç tutmayanlardan beklentilerimizi iletebiliriz. İletişim medeniyetin temelidir. Beklentilerimiz şunlar: Lütfen bu sıcakta susuz kalmayın, susadıysanız su içmek için kuytu köşe aramınıza gerek yok. Aç kalmayın, acıktıysanız açık olan mekanlarda ve şehir hayatının normal zamanlarında yemek yenilen mekanlarında bu ihtiyacınızı giderin. Elinizde tost falan sokakta yürüyerek yemek zaten size yakışmıyor. Mağaradan yeni mi çıktınız, sorusuna muhatap olmayın. Bir bankın üstüne oturun lezzeti hissede hissede yiyin için. Öyle ayakta, gezerek falan tadı çıkmaz sadece açlığınızı bastırır. Yani ben şu halimle düşünüyorum da öyle yapardım. Şu mis gibi kızarmış patetesler ve tost yanında acılı şalgam öylesine atıştırılacak şey midir Allah aşkına?
Oruç değilseniz tadını çıkarın.

Sizden beklentilerimize gelince…

Bize saygı duymanızı değil, inancımıza saygı duymanızı bekliyoruz. Zira biz sizin inancınıza saygı duyuyoruz. İnancınızın gereklerini yerine getirirken sizi eleştirmiyoruz. Sekülerizmin mabedlerinde her tür görgü kuralına uyuyoruz. (AVM, sokak, okul, hastane, vb...) Sizden beklediğimiz sadece medeniyetin gerekleridir. Yediklerinizin kaplarını sokağa değil çöpe atın. Sigara zaten bayağı insanların tükettiği adi bir nesne… Bunu sokakta içiyor olmanız kalitenizi düşürüyor. (Evet, benim de) Yine de öyle yapmak istiyorsanız diğer insanların yüzüne üflemeyin. Oruçlu oruçsuz fark etmez, kimsenin yüzüne üflemeyin. Oruçlu çalışanınız varsa ve mümkünse işini kolaylaştırın bu ay. Zira o kişi oruç tutarak kendini geliştirmek istiyor. Bunun size de faydası dokunur ileride.

İnanan insanlar için Ramazan ayı güzel ve elbette zor bir ay.
Güzelliği ve zorluğu bir biri içine geçmiş ve farkında olmadan tükenip gidiyor.
Ramazan ayı oruç ayı gibi algılanmıştır bütün bunların üstüne. Değildir.

Ramazan vahiy ayıdır. 

Allah vahiy ile merhamet etmiştir bize. O yüzden merhamet ayıdır aynı zamanda. Konumuz oruç olduğu için bu yanlarına değinemedik. Belki bir gün. Ramazan asla oruç ayı değildir. O ayda oruç farzdır sadece. Vahiy ve merhamet ayında merhametsizlik etmek yakışmaz inanan insana.
Ramazan bereket ve hayırlar getirsin.

25 Mart 2018 Pazar

Furkan Suresi Notları

Furkan Suresi Notları
M.Uysal
Mart 2018
Serhad Aydoğdu, M.Uysal ve katılımcılarla konuşmadır.
Dinlemek için bağlantı: https://app.box.com/s/b7acfp3el0tllabc6ojl0pjqfp1g3i39




 Mart 2018
FURKAN SURESİ
AYET NO BİLGİ/YORUM
0 Sure tevhid dersi ile giriş yapar ve öyle devam eder. 
1 Resulüne değil kuluna indirilmiş kitaptan bahseder Allah.
Onun kul olduğunu vurgular. Bu Resulünün şanını azaltmaz.
Üstelik sonraki ayetlerde gelecek itirazlara da cevaptır. Bir melek gelmeli değil mi, sorurusuna yani. Bir de özellikle ona ilahlık sıfatları verilmesinin önüne geçiliyor. Tebareke kavramı.
1 Furkan… Ayıran, fark ettiren. Kendisi ile ayrılan. Vahyin sıfatı. Aklın da sıfatı. İlahi mesajla diğerlerini ayıran. Kur'an için de kullanılır. Akıl için kullanılır. Enfal/29. Sınırlı bir kitap ve sınırsız hayat. İşte Furkan burada sınırsız bir ayırt edici ilkedir. Akla yol gösterir.  
1 Nezzele kelimesi parça parça indirmek anlamında verilmiştir. İlk ayetler Kur'an'nın ve Resulün özelliklerine vurgu yaparak başlıyor. Nezir; uyarması için. 32. ayet neden parça parça indiğini belirtir.
2 Allah'ın özellikleri bildirilmiştir.  Egemenlik tamamen onundur. Mülkiyet de onundur. Sahip olduğunda egemendir. Ortağı yok…  Her şeyi yaratıp bırakmamıştır, düzenlemiştir.
1 Önceki dönemlerde çocuklara ilk olarak surenin ilk ayetleri tevhit dersi olarak ezberletilirmiş.
3 Burada bahsedilen sahte tanrılardır. Sahte tanrıların özellikleri sayılırken aslında tersine Allah'ın neler yapabileceği de belirtilmiş. 
4 4-5-6 ayetler kafirlerin Kur'an hakkındaki şüpheleri hakkındadır. 
5 Kur'an onların yaşam tarzını ve sistemlerini tehdit ediyordu onlar da onunla mücadeleye giriştiler. Elbette yalan ve iftira üzerinden. Resulün bunu yapamayacağını anladıkları için ona başkasının yardım ettiğini söylediler. Nahl 103. Modern zamanlarda Kur'an kaynağı olarak Tevrat ve İncil gösterilir. Bu aslında vahyin kaynağının aynı olduğuna delildir. 
6 Bunlara karşılık cevap yine kulunu rahatlatmak üzere Allah'tan gelmiştir. 
7 Onun insan olmasını kabullenemiyorlar. Bu aslında bütün peygamberler için söylenmiş bir söz. Allah'ın bir insan seçmesini akılları almıyor. Örneklik yerine yücelik ve sorumsuzluk arıyorlar. Put haline getirdikleri insanlara da aynısını yapıyorlar, yüceltiyorlar ve kutsuyorlar. Örnek almıyorlar. 21. ayette tekrar geçiyor bu ifadeler. "Allah, peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir." Enam 124. Neden melek istediler? Uymaya gönüllü değiller. Yaşayıp emrediyor Resul. Örnek oluyor. Melek öyle değil. Tam burada REsulü melek gibi yaptılar ve örnek olmaktan çıkardılar. Allah Kur'an'ın tamamında onun insan olduğuna özel vurgu yaptı böyle olmasın diye. 
8 ile 10 Allah, Resulü hakkında söylenenleri cevaplayıp, isterse daha fazlasını bile verebileceğini söylüyor. Maksadın mal çokluğu olmadığını anlatıyor. İftira edenlerin doğru yola erişemeyeceğini söylüyor. Tebareke
9 Onun hakkında yanlış örnekler getirdiler ve saptılar. Örnekler yanlış olursa yanlış sonuç çıkar. 
10 ile 14 Bu kez tekrar dirilişteki Allah'ın adaletini ve hesaba çekmesini inkar ediyorlar. Onların ahiret algısı daha farklı. Onların cezalarının kötü olacağını söylüyor. Dar bir yere elleri bağlı atılıyorlar. Bir kez yok olmayı istemeyin, çok kez isteyin. Ölüm isteyemiyorlar zira ölümden sonra tekrar diriliş var. Bu denli umtusuz. (Orada ne yaşarlar ne ölürler.) Cehennem, intak sanatı...
15 ile 16 Bu kısımda Allah mümin ile kafirin sonuçlarını kıyaslıyor. 
17 ile 19 Sorgu ve yüzleşme… Allah müşrikleri ilahları ile yüzleştiriyor. Siz mi yoldan çıkardınız yok kendileri mi yoldan çıktılar? Seni bırakıp başka dost edinmek bize yakışmaz, diyorlar. Ataları yüzünden… Şirk koştukları bile Allah'ı iyi tanıyorlar. Sosyoloji: Bir toplum neden helak edilmeyi hak ediyor? Nimet şımarma, şirk ve ataları taklit. Sonunda yalancı çıktılar taptıkları onları yalnız bıraktılar. Sonuç korkunç azap. 
17 ile 19 Burada önemli olan bir şey daha var. Hristiyanların ve Yahudilerin din adamlarını Rab edinmeleri gibi… Günümüzde bu durum mübarek adamlar ve din adamları üzerinden nasıl olmaktadır? Bu soruların günümüzde çok iyi ve titiz cevaplanması lazım. Zira şirk en önemli, en öncelikli gündem maddemizdir ve Kur'an'nın en önemli maddesidir. (Ekonomik sebep psikolojik sebebe ve her ikisi birden sosyolojik sonuca götürür. BB)
17 ile 19 Dünyada aklına ve iradene sahip çıkmalısın, kimsenin etkisi altında kalıp yoldan çıkma. Kur'an'dan yüz çevirme yoksa peşine düştüklerin seni yalnız bırakacaklar.  Bunların sonucu zikri unutmaktır yani vahyi.
19 Kim zulmederse korkunç azap… Zulüm, yani şirk. Lokman suresine göre. 
20 ile 24 Söz yine elçilere getiriliyor. Önceki elçiler de insandı. Bu bir imtihan. Ayırmak için imtihan. Sabır imtihanı. Melek istemeniz ve Rabbinizi görmek istemeniz hep kibir ve büyüklenme sebebiyle oluyor. Sonuç hep taşkınlık ve azap. İsrailoğulları da görmek istemişlerdi. Arap müşrikler de bunu istediler. Peki, şimdi ve bu zamanda bunu isteyen var mı? 
22 Mehcur… Mahrum bırakılma, yasak… 53. ayet denizlerin ayrılması yasaklanması. 30 ayet he ile mehcur terk edilme. Melek onlara o gün müjdenin yasak olduğunu söyleyecekler. Onların amelleri toz edilecek. Cennetliklerin durumu huzur ve dinlenme olacak. 
24 Kur'an'nın mesani özelliği burada da var. Önce cehennem sonra cennet. 
25 ile 29 Kıyametin pişmanlıkları… Melekler yeryüzüne inecekler ama felaket için. (Sadece kafirlere) O gün krallık, saltanat, yöneticilik, ağalık, paşalık kalmayacak ve tek hüküm Allah'ın olacak. Kafirler için zor bir gün olacak. Zalimler (müşrikler) parmaklarını ısıracaklar pişmanlıktan. Keşke peygambere uysaydım... Hak yola girseydim... Vahiy-Resul-Doğru yol. (Yine parmak ısırma 3/119 hırs ve sinirden parmaklarını ısırırlar.) 
28 Eyvah bana keşke başkasını evliya/dost edinmeseydim… Allah'tan başkasını dost edinmek, evliya edinmek pişmanlıktır. Günümüzde artık bu dostlar kurumsallaştı. Daha doğrusu tarihten bugüne kurumsal hale geldi. Fatır 5 Şeytan Allah ile insanı kandırır. Dost düşman kimdir eğitim gibi. Önder seçimine dikkat et. 
29 Vallahi Kur'an bana geldi ama beni şeytan ondan uzaklaştırdı. Demek ki Kur'an ile bulunan doğru yolun en büyük düşmanı şeytanlaşmış olanlardır. O yüzden bir an önce Kur'an'a sımsıkı yapışmak lazım. Anlama bahaneleri hemen berhava edilmelidir. Şeytanın en büyük ve en etkili faaliyeti vahiyden uzaklaştırmak. Şeytan tarifi burada bu faaliyeti yapan herkestir. Bu yolla insanı rezil eder ve bırakıverir. Hemen sonraki ayet çok daha dehşettir.
30 ile 34 30. ayet Resulün, Kur'an'ı terk edenleri Allah'a şikayeti vardır. (Burada geçen he ile yazılmış mehcur vardır. Anlam alanı geniştir. Alay anlamına geldiği gibi terk etme anlamı da vardır.) Bu söz ahirette mi dünyada mı söylenmiş tartışması vardır. Siyak ve sibak ahirette olduğunu söylüyor. Toplumun takındığı tavır şikayet edilir, kişilerin değil. Burada önemli bir ayrım var. Bu ayrımı tekrar düşünmeliyim. *
Her elçiye kafirlerden düşman var edilmiştir. Yol gösterici ve yardımcı olarak Allah yeter. Yol gösterme ve yardım. 
32 Kafirlerin isteği var… Kur'an tek seferde toplu olarak indirilseydi. Neden bunu istiyorlar? Tefsirciler güya bunu önceki kitapların öyle inmesine kıyasla olduğunu söylüyorlar fakat delilleri yok. Bunu diğer ayetlere bakarak anlayabiliriz. İsra 17/93 gökten okunacak bir kitap istiyorlar yani yapamayacağı bir iş istiyorlar aslında.
Parça parça inmesinin sebebini Allah açıklıyor: Kalbini güçlendirmek için... Hem parça olarak indi hem tane tane okundu. Diğer ayetlere bakıldığında nasıl okunacağı da aktarılmıştır. Tertil üzere, düşünerek, yavaşça, anlayarak, düşünerek... Yani hızlıca okuma asla önerilmemiştir. Bunun anlamı nedir o zaman? Kafirlere böyle cevap veren Allah bize nasıl bir tavsiyede bulunmuş oluyor? Aslında bu bir metotdur. Yani konu konu, sure sure, zamana yayarak, anlayarak, yaşayarak, anlatarak... 23 yılda indi. 70 yıl yaşayıp onu anlayamayacağını düşünerek yaşayan bir adam nasıl hesap verecek? 
30 Ondan hicret ettiler, yüz çevirdiler, terk ettiler, hükümlerini görmezden geldiler… Ona iman etmediler… Bütün bunlar terk etmektir. Bu ayeti Mekke dönemine göre yani ilk muhataplarına göre yorumlarsak bir sonuç çıkar. Şimdiki dönemde değerlendirdiğimizde de sonuç çıkar. Sadece inanmayanlar terk etmedi Kur'an'nı iman ettiğini söyleyenler de terk ettiler. Onu okumayanlar, okuduğu halde başka kitapları ön plana alanlar, ömürleri boyunca diğer adamların kitaplarından ona sıra getirmeyenler... Din eğitiminde bile Kur'an neredeyse terk edilmiştir.
Râzî, Hz. Enes'in Hz. Peygamber'den şu sözü naklettiğini söyler; ama kaynak vermeden tefsirinde ona yer ve­rir. Biz bunu normal insanın sözü olarak kabul etsek bile bunun çok il­ginç olduğunu söylemekte yarar vardır: "Kim Kur'ân'ı öğrenir ve ken­disine ilgi duymaksızın, içindekileri düşünmeksizin, onu bir Mushaf olarak başucuna asarsa, kıyamet günü o Kur'ân, onun yakasına yapışır ve: "Ey âlemlerin Rabbi, bu kulun, beni terkedilmiş, unutulmuş bir şey haline getirdi. Benimle onun arasında bugün hükmü sen ver" der.
Aslında Kur'an'ı terk edenler Allah'ın yol göstermesini de terk etmiştir. Kimse kimseyi hidayete erdiremez. Sadece Allah erdirir. Birisi birisini hidayete erdirdi demek şirk gibidir.  Terk değil mehcur. Elinin altındayken onu yok saymak, hapis tutmak. 
32 Toptan indirme… Eğitim metodu olarak terstir. Amaç elçinin kalbine yani aklına, hayatına ve tebliğine iyice yerleştirmek… Hem öğrenmiş hem öğretmiştir. Biz de böyle yapmalıyız. 
33 Kafirler ne tür bir saçmalıkla gelirlerse gelsinler Allah en güzel biçimde bunu bunu tefsir eder yani açıklar. Yani cevap için bile yorulmayacaksın vahiy ile cevap vereceksin bütün iddialara. 
34 Yüzüstü cehenneme sürülecekler… En kötü yer onların ve yanlış yoldalar. (Mülk suresi 67/22 Yüzüstü sürünerek giden…)
36 Vahiy gelir de yüz çevirirseniz toplumsal bir yasa olarak helake gidersiniz. 
35 ile 39 Tehdit, hem de açıkça ve örnekler üzerinden. Geçmiş elçilerin durumları sebep sonuç ilişkisi olarak verilmiş. Toplumlar helak edildiler yalanladıkları için. Musa, Harun, Nuh, Ad (Hud), Semud (Salih), Ress… Hepsi zalimlikleri (şirkleri) yüzünden helak edildiler. Şirk hem Allah'a hem insana zulümdür ve toplumu yok eder. Mekkelilere olduğu gibi o helak edilenlere de eskilerden örnek getirmiştik... 
İbret almadıkları için helak oldular. İbret alalım, araştıralım. Vahiysiz toplum parçalanır; yasa.
40 ile 44 Şirk ve ahiret anlayışını inkar. Allah basit gözlemler sunuyor insanlara. Bu gözlemler sonucunda ulaşacakları yer Allah'tır. Mekkeliler helak edilen yerleri gördüler. Biz göremedik mi ibret almak için? Peygamberi hakir görüyorlar. Şirkte direnmeseydik bizi de saptıracaktı... Azabı gördüklerinde yoldan sapan kim bakalım... Arzularını ilah edinenler... Onlara aldırma. Sen onlardan sorumlu değilsin. Onların çoğu gerçeği dinlemez, akıllarını kullanmaz (AKIL), hayvan sürüsü gibidir, daha şaşkındır hatta. 
40 Hayatımızda gözlem çok önemlidir. Gözlemden sonuç çıkarmak için akıl gereklidir. Hem helak edilen toplumlarla ilgili sosyolojik gözlem hem tabiat olaylarının gözlemlenmesi. Bütün bunlardan çıkan basit gözlem sonuçları bile Allah'a götürür ve doğru yola getirir. 
41 Güvenilir dedikleri adamı şimdi hakir görüyorlar. Sebebi nedir? Onlar gibi seçkin olmadığı için. Çok ilkel bir tavır, bizden değilse bizim gibi değilse kötüdür, bizim sisteme laf ediyorsa kötüdür. İlkel ve çirkef tavır. Şirk hep çirkef bir tavırdır. İman hep nazik ve yumuşak. 
43 Kendini ilah edinen insan… En tehlikeli şirk çeşidi. Ve fark edilmesi en zor olan şirk. Bunun için insanın aklını kullanması ve kendini sorgulaması, vahye kulak vermesi gerekiyor. Önceki ayetlerde geçenler aslında kendini tanrı edinmişlerdir. Nefs tanrısı kurban ister. (BB) Bu kurban, gerçeğe kulaklarını tıkamak, aklını kullanmamak... Şimdi etrafımıza bakalım... Herkes keyfinin kralıdır ve kimseyi keyfine kahya tayin etmemiştir. Self God. İlkesiz, keyfi insan. 
44 Şirk insanı hayvandan aşağı yapar, rezil eder. Hayvan aklını kullanamaz çünkü yoktur. Müşrik var olan aklını kullanmadığı için ondan aşağı düşer. Ümitsiz vakadır onlar zira akıl yok. Heva-İçgüdü-Hayvan
46 Güneşe, gölgeye vb. İbrahim gibi bak, onun ulaştığı bilgiye ulaş. 
45 ile 50 Allah şimdi tabiatı gözlemlememizi istiyor. Basit bir gözlem istiyor. Belki bundan bir ilim çıkar ama amaç bu değil. Basit bir gözlem bile akılla birlikte Allah'a çıkar. Gölgeyi gözlemlemek bile Allah'a götürür. Gölgenin hareketi, hareketsizliği… Gölgenin bağlı olduğu güneş... Gölgeden güneşe geç, onu gözlemle, sonuç çıkar. Geceyi gözle, ne için, nasıl, neden, niçin... Gündüzü gözle, neden, niçin, nasıl...
Rüzgarı ve yağmuru gözle. Suyu gözle. Her canlı sudan yaratıldı. Temiz suyu gözle. Temiz su ve vahiy benzerliğini gör. Temiz su ile ölü belde canlanır, yine gökten inen temiz vahiy ile ölü/müşrik beden canlanır. Yağmuru gözlemle, şekillerini, çeşitlerini, sürekliliğini, döngüselliğini... 
Yine insanları ÇOĞU nankörlük ediyor. Yağmur ve Kur'an rahmettir. 
51 ile 52 Her beldeye elçi (nezir/uyarıcı) gönderilebilirdi ama öyle olmadı. Sebebi sayılmış tefsirlerde… Sen kafirlerin dediklerine bakma. Her şehirde müşrik var niye oralara gönderilmedi elçi, demelerine bakma. "Bununla onlara karşı büyük bir cihâd yap" Yani vahiy ile. Mekki suredir. Söz ile yani vahiy ile cihad BÜYÜK CİHAD. Her belde için olacak cihadın. 
51 Her beldeye nezir… Yani uyarıcı… Buradan şu sonuç da çıkabilir, hepimiz birer uyarıcıyız, olabiliriz. 
52 Vahiy ile cihad adam öldürmeyi değil diriltmeyi içerir. İnsan kazanmayı içerir. 
53 ile 55 İki farklı sudan (denizden) bahsediliyor. Yani önceki ayetlerdeki konunun devamı. İki ayrı inanış ve toplum biçimi. Bunların arasında engeller var ve karışmıyorlar. Şirki ile tevhid arasında çok kesin sınırlar vardır. İnsan da sudan yaratıldı ve soy sop şeklinde sosyal gruplara ayrıldı. Allah kadir çünkü. Buna rağmen Allah'ı bırakıp şirke düşüyorlar, fayda/zarar veremeyen Allah'ın astlarına tapıyorlar. Kafir hep Rabbine karşı şeytanlığın yanında oluyor. Tek köken SU.
53 Bu konu çok can sıkıcı. İlk defa ayeti gördüğümde bunun deniz veya başka bir şeyle ilgili olmadığını siyak ve sibaktan anlamıştım.
Diğer ayetler şunlar: Rahman 19-20, Furkan 53, Neml 61, Fatır 12
Bu arada Kur'an, deniz diye her türlü suyu kastediyor, nehirleri falan. Tatlı sulara da deniz diyor. İbn Kesir güzel bir açıklama yapmış Rahman 19 için.
Benim görüşüm bu surede geçen olayın birbirlerine karışmayan şeyler anlamında iman edenlerle etmeyenler olduğu yönünde sosyal bir tespit. (Tefsir okumalarına başlamadan bu görüş kafamda canlanmıştı.) 
56 ile 58 Elçinin görevleri sayılıyor. Müjde ve uyarı. Hizmetine karşılık ücret istemez, istediği sadece doğru yola girmeleri. Önce müjde sonra uyarı. Öğretim ve tebliğ metodu olabilir. Sonuç olarak da ücret istememek. Allah'a tevekkül edin… Hamd et, tesbih et… Kullarının günahları Allah bilir. 
60 ile 62 Rahman'ı tanımıyorlar. Rahman müdahale ediyor zira rahmeti vahiy ile. Seküler akıl müdahale istemiyor.
Güneş, burç, semakandil, nur, ışık… Araştırmak isteyenler için gece ile gündüz... 
59 ile 62 Göklerin ve yerin yaratılışı 6 gün… Sonra yönetime devam etti. Adı Rahman'dır. Bilenlere sor. RAHMAN ismi hep ön plandadır. Rahman'a secde edin (itaat edin) denilince, Rahman'ı tanımadıklarını söylüyorlar. Secde etmeyeceğiz yani. Nefretleri artar. Allah yüceler yücesidir zira güneşi ve ayı yaratıp burçlar var etti. İman etmek isteyenler için günleri yarattı. Dönüş... Takip edecek şekilde. 
59 Rahman'ı kime soracağız? Elbette önce vahye. Fatiha suresi ile başlayacağız. Burada bahsi geçen secde, itaat, tapma gibi anlamlara geliyor. Namaz secdesi değil zira kafir ve müşriklere sesleniyor. Kafir ve müşrikler başka inançlara saygı duymazlar. 
64 Gece ibadeti ile kendini yetiştir ki, gündüz yeni bir hayat kuracaksın. 
63 ile 67 Yine Rahman… Rahman'ın has kulları tarif ediliyor. Mütevazıdırlar, yürüyüşleri dengelidir, cahiller laf atarsa çirkeflik yapmazlar, barış içinde geçer giderler. İbrahim'in babasına davrandığı gibi. Geceyi ibadetle, secde ile, kıyamda Allah'ın huzurunda geçirirler. DUA: Ey Rabbimiz bizi cehennem azabından uzaklaştır, onun azabı bitmez, nihayetsizdir... Derler. Ne kötü duraktır. Harcama yaptıkları zaman cimrilik ve israf etmezler, dengeli olurlar. 
63 Yürüyüşte denge… Pısırıkça değil, gururla değil… Vakarla ve tevazu ile. 
65 Cehennemin sıfatı GARAM. Yakasına yapışıp bırakmayan, Alacaklı gibi ensesinde bekleyen…
68 ile 69 Müminler ne yapmamalı? Allah ile beraber başka ilah aramazlar, çağırmazlar, tapmazlar. ŞİRK… CİNAYET işlemezler, haramdır. ZİNA etmezler. Kim bunları yaparsa karşılığını bulur.
Kıyamet gününde bunları yapanlara azap katlanmış olarak verilecek. Bir de hor ve hakir olacaklar. Sürekli kalacaklar. Cezanın önceden belirlenip haber verilmesi önemlidir. Cezayı bilmek insanı caydırır. Bilinç oluşturur. 
68 İnsan bugün nelere ve nerelere yalvarıp dua ediyor, çağırıyor? Azizleri, ölüleri, evliyaları, büyük insanları, elçileri hep aracılar yaptık. Rahman'ın kulu şirke bulaşmamış olandır. 
70 ile 71 TEVBE. Bütün bu sayılanlardan sonra tevbe yolu vardır. Tevbe edip, iman eder ve salih amel ederseniz Allah kötülükleri iyiliklere çevirecek. Amelleri artık kötülük değil iyilik olacak, değişim bu. Zira Allah çok bağışlayacak ve merhamet edecek. (Rahim)
Allah'a yönelmiş olan zaten onlardır yani, tevbe, iman ve salih amel. 
72 ile 74 Rahman'ın HAS KULLARI yine… YALAN ŞAHİTLİK etmezler, sahtelik yapmazlar, sahteden uzak dururlar, BOŞ SÖZ duyduklarında yüz çevirip ağırbaşlı geçip giderler. Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman SAĞIR ve KÖR gibi yapmazlar. Ve DUA ederler: Göz aydınlığı eşler ve çocuklar/nesiller ver. Bizi takva sahiplerine önder eyle. 
73 Müminler Kur'an karşısında çok dikkatlidirler. Eğer sağır ve kör kalırlarsa Kur'an'dan uzaklaşırlar. 30. ayete şimdi bir kez daha bakalım. Neden uzaklaşıldığını burası açıklıyor. Ona duyarsız kalırsanız terk edersiniz. Alimlere, mübareklere, büyüklere daha çok kulak verip vahiyden yüz çeviremeyiz. Ayetleri yüceltip anlaşılmaz kılmazlar ve onları yok da saymazlar. Kur'an'ı yastık edinmeyin. 
74 DUA ve önemi… Gelecek kaygısı taşır mümin. Şimdiyi ynai eşini ve geleceği yani nesillerini düşünür. Böyle dua eder ve bunun için çalışır. Önder yapmak liderlik duası değil. Örnek insanlar, sorumluluk sahibi olan insanlar yap… Örneklikte ve uygulayıcılıkta önderlik. Ailesinin, öğrencilerinin, arkadaşlarının önderi... Zekeriya'nın oğlu için duası... İbrahim'in duası... Ahkaf 15 dua... Aile içi eğitimde duanın önemi. Dua bir bilinç inşasıdır. Dua harekete geçirici sözdür. Önce dua edeni harekete geçirir, gereği için. 
75 ile 76 Ödüller… SABIR için verilen ödüller. Cennetin en yüksek yeri ve saygınlık. Ebedi kalış. Güzel bir durak. 
77 Eğer duanız olmasa ne diye değeriniz olsun? Zaten o takdirde gerçeği yalanlamış oluyorsunuz. Bunun cezasını da çekeceksiniz. Dua ile iman birbirini tamamlar. Dua ettiğinize yani çağırdığınıza iman etmişsinizdir. Tevhid inancınız olmasaydı… 

8 Şubat 2018 Perşembe

BİR DİZİ HAYAT

BİR DİZİ HAYATM.Uysal
-Çarşamba, Diriliş Ertuğrul...
-Perşembe, Mehmetçik Kut'ül Amare
-Cuma, Payitaht Abdülhamid 
-Cumartesi, Kalk Gidelim
-Pazar, Aslan Ailem
-Pazartesi, Yalaza, Söz
-Salı, Aliya, Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz.
* * *
Bu sadece biri iki televizyon kanalının dizileri. 
Her bir dizi neredeyse bir akşamda üç saat sürüyor. 
Değerli kardeşim, gündüz çalışıyorsun, didiniyorsun, meşguliyetin var. Akşam ise 3 saatini televizyona veriyorsun. 
Şöyle düşünüyorsun: Bu diziler çok güzel. İnsanlara din, devlet, millet bilinci veriyor. Bizi uyandırıyor, uyarıyor, kendimize gelmemizi sağlıyor. Millet olarak kenetlenmemizi sağlıyor... Şahane tanımlamaların var bu dizilerle ilgili. 
Üstüne bir de sosyal medyada ve internette geçirdiğin, telefonuna harcadığın zamanı ilave ettiğin zaman sana soruyorum: Ne zaman yaşıyorsun? Ailenle nasıl iletişim kuruyorsun? Allah'a ayırdığın bir zaman dilimi var mı? Ne yapıyorsun, anlamak için biraz vakit ayırdın mı? 
Seni uyandıracak olan diye kurguladığın şey o diziler mi sahiden? Sahiden uyanacak mısın? Hangi şeye uyanacaksın çok merak ediyorum. Sana, seni uyandıracak ve seni diriltecek olan şeyin bunlar olduğunu kim söyledi? Buna nasıl inandın? 
Daha kötü dizilerin var olduğunu biliyorum, öyleyse onları eleştirmeliyim değil mi? Onlar ahlakımızı bozuyorlar, toplumu ifsad ediyorlar değil mi? Böyle düşünüyorsan sen sadece kendi uyuşturucunun taraftarısın o kadar. 
Her neyse, reklam araları var en azından ve biz orada bütün ömrümüzü özetliyoruz etrafımızdakilere.
Sakın birileri sizi dizilerle dizginliyor olmasın?



25 Ocak 2018 Perşembe

Zümer Suresi Notlar

Zümer Suresi Notlar

Mustafa Uysal
39. Sure Zümer Suresi
Sure notları:
-Kur’an, vahiy, şirk, şefaat, aracılar, sözün en güzeli,
Adı ihlas olmalıydı belki.
Sure adı sosyolojik bir kelimedir. (Gruplar)
Ana temalar: İhlas. şefaat, şirk,
1-2 / Kur’an, vahiy, ihlas. Allah hikmet sahibidir. Kur’an hikmet ile doludur. Resullere hikmet verilmiştir. Lokman’a hikmek verilmiştir. Dileyen Kur’an ile hikmeti alır…
3 / Müşrikler ve yakınlık iddiaları. Dinin Allah’a has kılın. (İhlas) Müşriklerin şirk sebebi. Allah’a yakınlaşmanın şartlarını sadece Allah belirler.
4-6 / Yaratılış delilleri.
7 / Günahların şahsiliği ilkesi.
8 / Sıkıntılı ve rahat zamanlarda müşrik mantığı
9/ Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?
10/ İyiliğe karşılık iyilik vardır. /Yeryüzü geniş, hicret.
11-18 / İhlas vurgusu hakim olan paragraf. / Tağuta kulluk/ Sözün en güzeline uymak
19/ Azaptan kurtarma ve aracılık (şefaat) meselesi. Azabı hak edenle diğeri bir olur mu? (Azap sözü kesinleşeni ve ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?) Burada çok önemli bir soru gündeme geliyor. Soru şu: Allah Resulünün böyle bir iddiası var mıydı ki, Allah böyle bir soru soruyor? Dahası, bu soru sadece Resule mi yoksa bu iddiayı dillendiren herkese mi soruluyor?
20/ Cennet vaadi.
21/ Su örneği ve ibret.
22/ Kalbi imana açık olanla kalbi imana kapalı olan bir olur mu? (Nur ile açmış)
23/ Sözün en güzeli Kur’an. Mesani oluşu, müteşabih oluşu, Kalpleri yumuşar ve titrer. Sapıklık ve hidayet tercihi.
24/ Yüzü ile cehennemden korunmak… Kendisini böyle korumaya çalışanla diğeri bir olur mu?
25-26/ Öncekilerden yalanlayanların durumu. Dünyada da ahirette de rezillik.
27-28/ Kur’an öğüt alınması için misal ve korunsunlar diye Arapça…
29/ Çok amirli ve tek amirli kişi örneği. (Şirk) Bunlar bir olur mu?
30-31/ Resulün ve insanların ölümü, davalaşma...
32-35/ Kur’an’ı yalanlayanların ve tasdik edenlerin durumu. (Doğruyu getiren ve doğruyu tasdik edenler.) Cehennemde yer mi yok?
36-37/ O kuluna yetmez mi? Kiminle korkutuyorlar seni? Onun doğru yola ilettiğini saptıracak yoktur. Sapanı da doğru yola getirecek yoktur.
38/ Kim yarattı gökleri, yerleri? Fayda, zarar, tevekkül… Öyleyse Allah ile aranıza koyup taptığınıza bakın… Fayda veya zarar verebilir mi? Tevekkül edenler ancak Allah’a…
39-40/ Azap kime gelecek? (19. ayetin açıklaması gibi sanki) Siz yapın, ben de boş durmayacağım…
41/ Kur’an ne için indi? Kur’an’ı yani doğru yolu mu tercih edeceksiniz yoksa başka yolları mı? Resul bir vekil değil insanlar üzerinde, yani yaptıklarından sorumlu değil.
42/ Ölüm, uyku, ibret… (Tefsirlerde hep ruh üzerinde durulmuş. Orada ruh kelimesi geçmez.) Tefsirlerde bu konuda doyurucu bir açıklama bulamadım. Üstelik önceki ve sonraki ayetlerle de bağlantısını asla düşünmemişler. Ben şöyle düşündüm: Bu ayetler burada şunun için olabilir… Allah, önceki ayette ve sonraki ayette şunu vurguluyor: Tercihiniz Kur’an olsun, tevekkülünüz Allah’a olsun. Sonra şefaatçiler/aracılar bulamayacaksınız. Yani siz o öldükten sonra da üzerinizde etkisi ve gücü olduğunu düşündüğünüz şeylere bakın. Allah onların canlarını almıştır ve uyku hali dışında öldürdüklerini yanında tutar yani onun bir etkinliği yok artık. Uykusunda canlılık belirtisi kalmayan için durum böyle değil. Uyanınca etkinliği ve yaşam için tercih hakları devam eder. Siz ölenlerden yardım, aracılık falan beklemeyin. 
43-45/ Yoksa onlar başka aracılar mı buldular? Üstelik hiç yetkileri yok… Şefaat/aracılık tümüyle Allah’a ait… Hükümranlık yani tek yetki Onun… Allah tek anılınca ne oluyor, aracılar anılınca ne oluyor…
46/ Ayrılığa düştükleri konularda aralarında hükmü Allah verecek…
47-48/ Azaptan kurtulmak için dünya ve iki mislini vermek… Kötülükler açığa çıkacak ve alay ettikleri şey kendilerini kuşatacak…
49-50-51/ İnsana zarar dokunduğu zaman yalvarır ama verildiği zaman kendinden (ilminden) bilir. Bu sadece imtihan içindir. Öncekiler de buna benzer şeyler söylüyorlardı, işlerine yaramadı. Kötülükler başınıza gelecek. Allah’ı aciz bırakamazsınız.
52/ Rızkı dileğine bolca verir, kısar da… İbret alın inananlar…
53/ Günahkarlar/ kafirler… Ümit kesmeyin Allah’ın rahmetinden zira Allah’ın bağışlayamayacağı günah yok siz döndükten sonra. Ğafur, Rahim…
54/ Önceki ayetin şartı: Azap gelmeden önce yönelin ve teslim olun. O gün aracılar falan yardım edemez…
55-56-57-58/ Önceki ayetlerin şartları… Azap gelmeden Kur’an’a/vahye/indirilenin en güzeline tabi olun… (Kime ve neye tabi olunacak?) Hidayet verilseydi demeyin, verildi. Yazıklar olsun bana, alay edenlerdendim, diyeceksiniz… Bir fırsat daha olsa iyi olurum… Diyeceksiniz ama vakit geç olacak…
59-60/ Ayetler geldi ve kibirlendin, inkar ettin, yalanladın… O gün kara bir yüzün olacak ve kibirliler için cehennemde yer mi yok?
61-63/ Kurtuluşa kim erecek? Takva sahipleri korunacak ve üzülmeyecekler. Her şeyin yaratıcısı olan vekil olur. Gök ve yerin anahtarları Onundur. Hüsrana uğrayacak olanlar Allah’ın AYETLERİNİ inkar edenler olacak.
64-65-66/ Allah’tan başkasına İBADET etmeyin! Cahiller, bana Allah’tan başkasına kulluk/itaat/ibadet/dua etmemi mi emrediyorsunuz? Şirke düşersen yaptıkların boşa gider. Sadece Allah’a kulluk et. Şükredenlerden ol!
67/ Allah’ın kadrini bilemediler… Allah’ı hakkıyla tanımadılar… Kıyamet günü bütün her şey onun ellerinde olacak, başkasının değil. Müşriklerin iddiaları gibi değil Allah.
68/ Sura üflenince gök ve yerde bulunanların hepsi ölecek, Allah’ın dilediği hariç… Tekrar üflenecek ve kalkacaklar.
69-70/ Artık sadece Allah’ın nuru ile aydınlık olacak… Kayıtlar, peygamberler, şahitler getirilip mahkeme kurulacak ve asla haksızlık yapılmadan hüküm verilecek. Herkes tastamam alacak zira Allah hepsini biliyor.
71-72/ Küfredenler gruplar halinde cehenneme… Orada sorulur size uyarıcı/resul gelmedi mi, ayetleri okumadı mı, mahkeme gününü söylemedi mi? Evet. Azap sözü kesinleşti. (19. ayete bak.) Ebedi girin cehenneme, kibirlenenlerin yeri ne kötü…
73/ Takva sahipleri/korunmuş olanlar da gruplar halinde cennete… Kapılar açılır… Selamün aleyküm… Ebedi cennete girin…
74/ Elhamdülillah, derler… Allah sözünü tutar. Çalışanların karşılığı ne güzelmiş. Cennete varis olmak…
75/ Melekler de elhamdülillah derler… Artık herkesin hakkında adaletle hüküm verilmiştir ve herkes elhamdülillah, der. (Kimler olduğu belirsiz…)
Ocak 2018




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...