21 Ocak 2017 Cumartesi

Kur'an ve Ömür

Kur'an ve Ömür
Ali Semerci
 
Örnek olması açısından yazıyorum...
Kur'an ile bağım hiç kopmasın diye her ay bir sure belirliyorum ve her gün okuyorum. 
Okuyorum, kelimesini biraz açalım...
Bir sure belirledikten sonra o sureyi en güzel okuyandan dinliyorum önce. Sonra kendim okuyorum. Sesli halini aracımda ve telefonumda müsait zamanlarda sürekli dinliyorum. Anlamı da yine sesli halde hemen yanıbaşında. 
Daha sonra her gün orijinali ve anlamı ile okumaya devam ediyorum. Bütün mealleri okuyorum. Bu kısmı tamam. 
O ay için seçtiğim surenin piyasada olan bütün tefsirlerinin çıktısını alıyorum ve cebimde gezdiriyorum. Müsait zamanlarda okuyorum. Yani o sureye ait tefsirlerin tamamını bir ay içinde okuma fırsatım oluyor. 
O sure ile ilgili internette yazı ve video aratıp buluyorum ve farklı şeyler söyleyenleri dinliyor, okuyorum. O surede uygulamaya yönelik şeyler varsa (emir, yasak, tavsiye, ibret...) kafama kazıyor, aklımda tutmaya çalışıyorum. 
Peki, bu işi yaparken asıl amacım Kur'an konusunda akademik bir bilgi birikimi sağlamak mı? Bu yan etkiyi yadsıyamam ama asıl amacım Allah şahit ki, bu değil. Kur'an ile bir ömür geçsin istiyorum ve istiyorum ki, geriye dönüp baktığımda "Allah'ım ben ne yaptım, ömrüm Kur'an'sız geçmiş." diyerek pişman olmayayım. 
Pratikte ne oluyor biliyor musunuz? Eskiden dilime, duyduğum (dinlediğim değil zira şarkı dinlemeyi sevmem) şarkılar takılırdı. Şimdi Kur'an'dan hoşuma giden yahut aklıma yer etmiş parçalar takılıyor. Kendimi onları tekrarlarken buluyorum. Bu müthiş bir şey. Kur'an'nın zıddına bir şey yapacağım zaman beni frenliyor bu tekrar tekrar okuyup durduğum vahiy. Gündemim sürekli Allah ile tayin edilmiş oluyor farkında olmadan. 
Peki, zor oluyor mu? 
Bazen. Allah şahit ki, zor olmuyor çoğunlukla. 5-6 sayfalık sureler yahut uzun bir sure ise bölünmüş halde belirliyorum 10 sayfa halinde. Kaç dakikamı alır ki? 15 dakika ile 1 saat arası. Peki, okumadığım gün oluyor mu? Evet, çok kötü geçen bir günse, okuyamadığım oluyor. İşte o gün kendimi affetmiyorum ve mutlaka ertesi gün telafi ediyorum. Bu bir alışkanlık haline geliyor. Hiç acele etmiyorum. 
Bir ay bitip yeni bir aya girerken bir sure seçiyorum ve eski sureyle vedalaşmak çok zor geliyor. Her yerde okuyup durduğum o sureyi geçip gitmeyi istemiyorum. Sonra fark ediyorum ki, okuyup bitirdiğim o sureler her yerde peşimden geliyor. Hiç yokken karşıma çıkıyorlar. Öyle oluyor ki, kırk yıllık dost gibi sıcacık buluyorum onları. Hemen hatırlıyorum. Demek, ben onları bırakmış gibi olsam da onlar beni bırakmayacak. 
Bunları neden yazıyorum?
Bu bir yöntemdir vahiyden uzak kalmamak için. Bu, benim için güzel bir yöntemdir. Siz de, eğer size uygunsa yapabilirsiniz. Değilse, başka bir yöntem bulursunuz. Vahyi kendi usulünüzle okursunuz. 
En çok şunu vurgulamak isterim: Vahiysiz bir hayata razı olmayın. Vahiy bizi karanlıklardan aydınlığa çıkaracak olan yegane şeydir. Ömrünüzün sonunda bu karanlığı hissederseniz geç olur. Şimdi yapmak lazım. Dün başladım bugün öldüm diyelim. İşte bu vahiy ile geçen bir ömür olur yine de. 
Allah Kur'an'dan ve Rasülünün yolundan ayırmasın.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...