30 Aralık 2016 Cuma

MEKKE’NİN FETHİNİ NASIL KUTLAMALIYIZ?


MEKKE’NİN FETHİNİ NASIL KUTLAMALIYIZ?
M.Uysal
-Muhterem Hocam, Mekke'nin fethini nasıl kutlamalıyız?
-Değerli evladım, gel beraber yazalım da hem sen müstefid ol hem de kaari istifade etsin.
-Buyurun Hocam.
-Evladım, öncelikle Mekke önemli bir beldedir Müslümanlar için. Bundan dolayı fethi de çok önemlidir.
-Fethedildi Hocam.
-Biliyorum evladım, biliyorum. Her yıl mütemadiyen bu sene-i devriye hatırlanmalıdır.
-Peki, Hocam Mekke’yi fetheden de sene-i devriyesinde kutlama yapmış mı?
-Hım, rivayetlerde böyle bir şeyin vaki olduğuna dair bir malumat olmamasına rağmen biz bunun güzel bir şey olduğunu düşünüyoruz.
-Anladım Hocam.
-Mekke’nin fethinin kutlanması yeni fetihler yapacak insanların olmayışı yüzünden çok önemlidir. Biz fetihlerden başımızı kaldırıp eski fetihleri kutlama fırsatı bulamıyorduk. Şu an yapacak pek bir işimiz olmadığına göre Mekke’nin fethini kutlamalıyız.
-Hocam daha nasıl kutlayacağımız bölümüne gelemedik.
-Geleceğiz evladım, önce bir girişimizi yapalım hele. Ne diyorduk, çok önemlidir bu fetih günü.
-Hangi gündür Hocam?
-Miladi yılbaşıdır evladım.
-Hocam, Vakıdî ve İbn Sad 11 Ocak 630 falan diyorlar.
-Evladım, az sabret. Elbette yılbaşında fethedilmedi Mekke fakat Müslümanlar miladi yılbaşında Hıristiyan ve paganların ortak tarihlerine uymaya başladıklarından beri böyle yapıyoruz bizde.
-İyi de hocam nihayet bir yılın sonu bir yılın başı, bırakın eğlensinler.
-Elbette, dileyen dilediği gibi eğlenebilir. Bu işin bir sorumluluğu var Allah katında. O akşam Mekke’nin fethi anma gecelerine katılmayıp pagan ve Hıristiyanlara benzemek isteyen benzer, bize benzemek isteyen de bize benzer.
-Hocam, Mekke’yi fetheden Müslümanlardan Hıristiyan ve putperest paganlara benzemeye çalışan Müslümanlara nasıl geldik?
-Bunu sonra konuşuruz evladım. Meselemize dönelim, nasıl kutlayalım?
-Nasıl kutlayalım Hocam?
-Evvela akşam namazından sonra Fetih suresini dokuz defa okumalıyız.
-Neden dokuz defa, diye sormayacağım Hocam sadece Fetih suresinin konuyla alakasını soracağım? Mesela biz her kötü olayda geceler boyu Fetih suresi okuyoruz, suresinin içinde ne yazıyor?
-Değişik konular var işte. Buraya takılma, oku işte. Bölme konuyu. Sonra şöyle yapıyoruz: Minik minik kabe maketleri yapıyoruz ve etrafında dönüyoruz.
-Hocam Kabe maketleri, dediniz yani çoğul.
-Evet, sıkıntı yok. Evdekiler de dönmek isterlerse herkese bir tane Kabe maketi olsun ki, rahat edebilsinler. Kabe maketlerinin etrafında döndükten sonra minik askerleri alıyoruz ve onlara bordo sarık takıyoruz.
-Hocam, haydi sarığı anladık da neden bordo?
-Evladım zaman değişti, şimdiki askerler bordo sarıklı olmalı. Her neyse bordo sarıklı minik askerlerle Kabe maketinin olduğu yere doğru ilerliyoruz ve temsili olarak o bölgeyi fethediyoruz.
-O güzelmiş, keşke bunun kutu oyununu falan yapsalar. Herkes bordo sarıklı asker yapamaz neticede.
-Bak bu güzel fikir evladım. Bunun bizim oyuncak sanayine çıtlatalım yapsınlar. Her neyse sonra ailecek fethedilmiş bölgede umre yapıyoruz.
-Hocam çok merak ettim evde İstanbul fethi kutlamasını nasıl yaptıracaksınız?
-Sırası değil, şimdi konumuz başka. Sonra en güzel sesli hafızların youtube üzerindeki videolarını açıp bir de oradan Kur’an dinliyoruz. Alt yazılı meal verenleri var, çocukların kafası karışıyor biraz anlayınca sorup duruyorlar alt yazısız olanlarını açıyoruz ki, tam bir vecd içinde Kur’an dinleyebilelim. Sonra fetih kutlamalarına biraz ara verip çay ve hurma yemek için köşemize çekiliyoruz.
-Hocam, hurma ramazan dışında pek bulunmuyor.
-Yılbaşı kutlamak için hindi buluyorlar ama, bunu da bulsunlar. Her neyse, kurabiye de olur.
-Hocam bunlar çok zahmetli şeyler, ailecek camiye ve salonlara gitsek hem orada her şey hazır kutlar geçeriz.
-Densizler, hiç camide Mekke fethi mi kutlanırmış? Alıştıracaksınız milleti böyle şeylere sonra uğraş dur. Üstelik daha Mekke’nin fethi kutulu oyun yaptıracağız bunu kime satacağız o zaman?
-Hocam, şu bordo sarıklılar meselesi çok kafama takıldı konuyu biraz açsanız.
-Boş ver, önce Mekke’yi tekrar keşfedelim.
-Hocam Muharrem Abi dedi ki, bu İngilizler Kabe’nin yönetimini ne Sünnilere ne Şiilere vermiş. Gitmişler onu da yeni mezheplerden birine vermişler. Böylece kimse Kabe üzerinde söz sahibi olamasın ve aralarında çekişip dursunlar da gavura ilişmesinler… Gibi şeyler söylemişti. Bu nasıl şeydir?
-Bre densiz, Mekke’yi fethettiğimiz bu günlerde o nasıl konuşma öyle. İngilizler kim oluyor da Mekke üzerinde söz sahibi oluyor?
-Hocam, sanki Mekke esir gibi duruyor tekrar fethedilmeyi bekliyor kalplerimiz gibi.
-Evladım, Noel’den uzak dur Mekke’nin fethini kutla gerisine karışma.
-Hocam, ne zaman başkalarını dinlesem kafam karışıyor aslında hep sizi dinlesem kafam hiç ağrımayacak.
-Aferin evladım, işte böyle.

Kıpırdama - Kısa Film

Kıpırdama
Kısa Film
Senaryo ve yönetmen: İsmail Fazıl Atabay
Oyuncular: Samet Dağ
Raşid Kaptan
Burak Tunçbilek
Fatma Demir
Göksu Karagöz
Betül Sağlam
Mehmet Emre Bulun
Mustafa Kızmaz
Ve Macit Çevikalp
Yardımcı yönetmen: Emre Zeyrek
Yapımcı: Mustafa Uysal
Yapım: Edebya-İFAsnt

27 Aralık 2016 Salı

KUTSAL KİTAP OKUMALARI







KUTSAL KİTAP OKUMALARI
M.Uysal
Tevrat ve Zebur'dan sonra İncili'i de okudum. (İncil cep kitabı ve minicik yazısı ile 550 sayfa, canım çıktı okuyana kadar. Bunlar birer kutsal kitaptır bağlıları ve iman edenleri açısından. Biz de bunların Allah tarafından gönderildiğine iman eder ve fakat tahrif edildiklerine inanırız. Yine de bu, takipçileri nezdinde kutsal kitap olmalarını değiştirmez.)

Netice:

1- Yahudiler hakkında pek fazla bilgim olmadığına karar verdim. Bilgimi artıracağım. Hıristiyanlar hakkında da bilgim olmadığını gördüm. Onu da artıracağım. Ne işime yarayacağını sormayın ne olur?

2- Tefsir ve rivayetlerin bazılarının kaynağını bizzat gözlerimle Tevrat'ta ve İncil’de gördüm.

3- Tevrat akıcı bir kitap, Zebur isyankar bir ergenin şiir defteri gibi.

4- Tevrat'ta geçen hikayeler Kur'an'dakine benzer görünüyor ilkin fakat detaylarda olay çok başka yerlere gidiyor. (Lut'un kızları babalarını sarhoş edip soylarını devam ettirmek için... Yok deve!)

5- Tevrat ile İncil arasında bazı benzerlikler var. Tamam, epey benzerlik var. Birisi eski anlaşma birisi yeni anlaşma. (Ahd-i Atik, Ahd-i Cedid) Tanrı ile

26 Aralık 2016 Pazartesi

Nasıl Kült Lider Olunur? (Kolay cemaat kurun)


Nasıl Kült Lider Olunur?

(Kolay zihin kontrolü videosundan esinlenerek dönüştürdüm.)
M.Uysal
Tercümesi: Nasıl Şeyh Olunur?

Sadık müritleriniz olsun istemez misiniz?

Sizin için ailelerini terk edecek...

Size paralarını verecek...

Size vücutlarını ve ruhlarını teslim edecek... (Gassal elinde meyyit gibi.)

Sizin (Cemaatiniz) için hayatını feda edecek...

Sizi rab edinecek...

Sizin için gerekirse insan öldürecek...

Bir şeyh/tarikat lideri/cemaat lideri/mehdi olmak istemez misiniz?

Hz. Muhammed'in vefatından sonra hep bir kontenjan açığı var.

Bu açığı siz doldurabilirsiniz.

Şöyle yapabilirsiniz:

Cemaatinizi bir soğan gibi kurun, en sevecen ve yararlı özellikleri dışarıda (avam); en helecanlı, şizofren, zalim ve kontrol edici özelliklerinizi gizli iç bölümde (havas) olsun.

Asla kim olduğunuzu söylemeyin. Soyunuzun Hz. Peygambere dayandığını söyleyin. Yalan söyleyin, önemli şeyleri, Kur'an'ı anlatmayın anlatırsanız bile çarpıtarak anlatın ve batıni tefsirlere sarılın.

"Beni cemaatinize almaya mı çalışıyorsunuz?" diye soranlara,

"Hayır, sana güzel ve yararlı şeyler yani hem

20 Aralık 2016 Salı

UMUTSUZLUK İBLİSE YAKIŞIR


UMUTSUZLUK İBLİSE YAKIŞIR
M.Uysal
Gençler, ülkenizin ne kadar mühim ve güçlü olduğunu ve düşmanlarının ne kadar çaresiz kaldığını görün. Devletinizin yanında durun ve sakin olun. Şundan emin olun, birlik içinde kalırsak bunları aşacağız. Evet, biraz zor olacak ama başka çaremiz yok. Bu bir varlık savaşı, siz değerlisiniz, ülkemiz değerli. Umutsuz olmak sadece iblise yakışır.
Allah yar ve yardımcımız olsun. Kendinize çeki düzen verin artık. Dünya üstünde tutunmak için önce biz dik durmalı ve Müslüman'a yakışır biçimde yaşamalıyız. Şu an ne iş yapıyorsanız nasıl bir sorumluluk almışsanız en güzel şekilde yapmaya devam edin. Sakın aksatmayın ve çok dikkatli olun. Hainler en ufak bir geçit bulamasınlar.

Bazı şeyler vardır ki, siz şer gibi görürsünüz belki Allah bir hayır murat etmiştir.
Büyük resmi sadece Allah görüyor. Sabredin, Allah sabredenlerle birliktedir.

Allah ve Resulüne tabi olmayıp karizmatik insana otorite diye sarılan herkese ve özelde onlara bir çağrıdır...
Fethullah Gülen takipçileri...
Lütfen dinleyin.
Sizden istenen dünyanızı ve ahiretinizi feda etmeniz.
Bir kez daha düşünün, Allah'ın emri bir insanın fetvasıyla değişmez.
Lütfen kendinize de ülkenize de yazık etmeyin.
Size öğretilen din ile Kur'an'nın öğrettiği din aynı değil. Vakit bulursanız bu kısa sürede hemen Kur'an'a bakın. Ebedi bir cehennemi tercih edeceğinizi sanmıyorum. Aklınızı kullanın.
Allah size vaat eder, şeytan da vaat eder ama sadece Allah sözünde durur.

19 Aralık 2016 Pazartesi

KUR’AN İLE YAŞA!

KUR’AN İLE YAŞA!
M.Uysal
Kavaklı Kur’an Kursu hocalarından, çok uzun zamandır görev yapan değerli hocamız Seyit Ahmet Özdemir vefat etti. Ömrü Kur’an ile geçmiş bir adamdır. Allah rahmet etsin.
İnsan ki, ömrü Kur’an ile geçmelidir. Zira rehberi her daim Kur’an olmayan kaybetmeye mahkumdur.
Nasıl olacak peki ömrü Kur’an ile geçirmek?
Zor mudur?
Kolay yolu var mıdır?
Zor değildir. Bir yandan zordur.
Kolay yolu vardır.
Şöyle ki, bir Müslüman iddiasında doğru ise önce Kur’an’ı bilecek. Mesela siz ne zaman Müslüman olmayı tercih ettiniz? Tercih yaptınız mı dinler arasında? Yoksa, öylesine mi Müslüman oldunuz? Bir, önce tercihinizi bilinçli olarak yapın. İki, Kur’an’ı kesinlikle bilmelisiniz zira kitabını bilmediğiniz bir din size ancak bela getirir. Sizinle birlikte bütün topluma bela getirir. Öyleyse önce dininizin kitabını bütünüyle okumuş ve bilmiş olacaksınız. Her gün 3 sayfa anlama üzerine çalışsanız ömrünüz dolar taşar Kur’an ile. Tefsirlere dalın falan demiyorum. Allah sizi Kur’an akademisyeni yapmak istemiyor. Sorumluluk ile donanın ve hep hesap verilebilir bir hayat yaşayın istiyor. Sorumluluk bilincinizi diri tutmak için ibadetlerinizi aksatmamanızı istiyor. Dahası Allah sizin iyiliğinizi istiyor. Elbette sizin ne istediğiniz de önemli. Siz bu tuhaf alemde ve insanlar arasında bir yardım umuyorsunuz. Allah da, sadece bana itaat, ibadet, kulluk edin ve sadece benden yardım bekleyin, diyor. Bunu ilke ettiğimiz zaman geriye çok şey kalmıyor zaten.
Madem Kur’an akademisyeni olmayacağız niçin ömür boyu Kur’an okuyup duralım hatta ailemize ve çocuklarımıza da bunu tavsiye edelim? Çok basit, Allah sizin sürekli unuttuğunuzu ve hep peşin olan geçici şeyleri tercih ettiğinizi biliyor ve Kur’an ile sürekli bir hatırlatma görevini yapıyor.
Ömrünüz Kur’an ile geçsin, çocuklarınızın ömrü Kur’an ile geçsin, toplumumuzun ömrü Kur’an ile geçsin ki, ne gelecekten kaygı ne de geçmişten üzüntü duyalım. Unutmayın her gün Kur’an. Az da olsa devamlı olan çok kıymetlidir, çok fazla kıymetlidir.
Kur’an ile yaşa yahut ölü gibi bir ömür sür, tercih sizin.

17 Aralık 2016 Cumartesi

BOMBA BİZİ DURDURMAMALI!

https://pbs.twimg.com/media/CM2maEgWoAEele-.jpg:large
BOMBA BİZİ DURDURMAMALI!
M.Uysal
Türkiye ancak Türkiye ile durdurulabilir. Bombalarla yapılmak istenen budur.
Bu bombalar kaosa giden yolu hazırlıyor. Sunucu biliyorsunuz zaten. Muhakkak içeriden destek var. 80 öncesi gibi senaryo.
Her seferinde polis veya asker hedef alınıyor, şeklinde bir algı ile Avrupa’da meşru müdafaa yapan bir örgüt muamelesi görmek istiyorlar ve görüyorlar. Bu terör örgütleri Avrupa tarafından besleniyor ve onurlandırılıyor artık. Bundan hiç çekinmiyorlar da.
Amerika, İngiltere ve Batı Türkiye ve benzeri ülkeleri bir şeye zorladıklarında veya bir şeyden vazgeçirmeye çalıştıklarında her zaman bomba usulünü kullanıyorlar. Halk dayanıksız çıkınca bombalar işe yarıyor. Bu kez buna karşı durabilmeliyiz. Bombalarla iç karışıklıkla dizayn edilen bir ülke olmaktan çıkmalıyız artık.
Türkiye bir yola girdi ve uluslararası arena bu yoldan rahatsız. Bağımsızlığını artırmak ve kendi çıkarlarını en azından sınırlarının hemen dışında olsun korumak istiyor. Batının borç batağından sıyrıldı. Egemenlerin güç oyununda rol almak istiyor. KEndi kendini yönetmek istiyor. Bundan sonraki süreci biliyorsunuz. Darbeye varana kadar her şeyi denediler. En son senaryoyu 80 öncesinde olduğu gibi halkın yılgınlığı ve bıkkınlığı üzerine kuruyorlar. Bombalarla insanları yıldırıp artık askerin el koyması ve egemenlerle anlaşması ve sessizce kendi köşesinde ezik kalması sağlanacak. Amerika’nın deyimi ile “Bizim çocuklar.” olacaklar. Bombalarla yitirdiğimiz canlarımız çok değerli ve her seferinde yüreğimiz yanıyor. Buna katlanmak çok zor. Şunu bilelim ki 100 yıllık bir esarete daha katlanmak çok daha zor ve onur kırıcı olacak. Şimdi bizi bombalar ve kaosla terbiye etmeye alışmış egemenlere karşı duramazsak esir olarak teslim oluruz. Ağlayarak her istediğini yaptıran çocuk annesinin bir noktada razı olacağını bildiği için ağlamasını en rezalet noktaya çıkaracaktır. Anne buna 3 kez mukavemet gösterdiğinde ise çocuk artık anlaşmanın ve isteklerini sunmanın başka, medini yollarını arayacaktır.
Ey halkım, seni bombalarla terbiye etmek için kışkırtmalarına gelme. Sabret ve egemenlerin bunu başarmalarına izin verme. Bizi bölüp parçalama planlarına devletinin yanında durarak engel ol. Başka çaremiz yok. Yüz yıllık bir esaret daha sonumuz olur.
Yüreğimiz yansa da bunun da üstesinden geleceğiz.
Bombalar umudunuzu kırmasın, yeniden güçlü ülke olacağız. Başaramayacaklar.
Her bomba patladığında egemenlerin ne kadar çaresiz kaldığını hissedin istiyorum. Zira artık bizi zorlayacak başka yerleri kalmamıştır anlamına geliyor bu. Siz gevşek olur da başka türlü davranırsanız işte o zaman devletsizliğin ne olduğunu hemen yanı başımızda duran Suriye’ye bakarak bir kez daha düşünün.

12 Aralık 2016 Pazartesi

BEYAZ TÜRK’ÜN ESKİ TÜRKİYE’Sİ


BEYAZ TÜRK’ÜN ESKİ TÜRKİYE’Sİ
M.Uysal
“Metin AKPINAR
‏Ben tüp ve gaz kuyruğunda beklemeye, 37 ekran tv ile karıncalı yayın izlemeye razıyım. Bana eski Türkiye'mi geri verin.”

Metin Bey aynen bunları yazmış sosyal medyada. Peki, eski Türkiye bunlardan mı ibaret? Yani, tüp ve gaz kuyruğu ve 37 ekran televizyondan mı ibaret? Ben söyleyeyim Metin Beyin eski Türkiye’sini…

Eski Türkiye, darbelerin ülkesidir. Eski Türkiye, esaretin, boyun eğmişliğin, Batı’nın her dediğinin yapıldığı, kendi başına dünyada asla var olamayan, varlığı ancak IMF borç kayıtlarından ibaretti. Dahası da var…

Herkesin kendisine göre bir eski Türkiye’si var. Örneğin Metin Beyin eski Türkiye’si Metin Bey gibilerin paraya para demediği, gaz ve tüp kuyruğunu sadece gazetelerde gördüğü, akşamlarını rakı masalarında, gündüzlerini çekimlerde, yazlarını sahillerde ve Avrupa’da, kışlarını sıcak ve lüks evlerinde geçirdiği ve sadece kendi düşüncelerinin hakim olduğu bir garip yerdi. Elbette saltanatının hakim olduğu bu ülkeyi geri isteyecek. Bir de babama sorun Metin Beyin bahsettiği o tüp ve gaz kuyrukları olan zamanları. 37 ekran televizyon izleyecekmiş… Beyefendi o 37 ekran televizyonu alabilmek için babam 1 yıl çalışmak zorundaydı. 24 ay taksitle zor alınıyordu ve üstelik alınca da köylerde yayın bile yoktu. Tabi, sizin eski Türkiye’niz gibi değil. Tüp ve gaz kuyrukları değil sadece dahası her tür nesnenin kuyruğu vardı. Benzinin de kuyruğu vardı hatta sadece kuyruğu vardı kendisi yoktu. Çiçek yağının adı var kendisi yoktu. Şekerin çuvalı vardı şekeri yoktu. Bu milletin anasının ağlatıldığı yıllardan bahsediyoruz Metin Bey! Saltanatınızın hakim olduğu o eski Türkiye’yi siz istiyor olabilirsiniz ama biz istemiyoruz.
http://images.beyazgazete.com/haber/2010/9/15/20100915_unlu-sanatci-metin-akpinar-kilolariyla-dikkat-cekti_k.jpg
Okula gönderdiğimiz çocuklarımız sağ gelecek mi bilmiyorduk. Bu yüzden okula göndermiyorduk. Kısır tartışmanın ne için olduğunu bile bilmiyorduk. Meğer darbe yapmak istiyormuş Avrupalı ve Amerikalı dostlarımız, olgunlaşsın diye bekliyorlarmış. Bugün de evet, bazen bombalar patlıyor ve askerlerimiz, polislerimiz şehit oluyor. Evet, doğru böyle… Fakat bugün bu mücadele ile sizin eski Türkiye’nizin mücadelesi aynı değil. Var olma mücadelesi yaşıyoruz. Bağımsız olma mücadelesi veriyoruz. Bütün dünyayı karşımıza almış Türkiye olarak bütün dünya mazlumlarının dualarıyla ayakta kalma mücadelesi veriyoruz. Siz şimdi kalkıp eski Türkiye’ye dönmek istiyorsunuz öyle mi? Siz, esir olalım, sıraya geçelim, kuyrukta bekleyelim, ezik olalım, izzetimiz olmasın, varlığımız sayılmasın, borç içinde yüzelim istiyorsunuz öyle mi? Biz istemiyoruz. Madagaskar tam da tarifinize uyuyor şu an, oraya gidin. Madagaskarlılardan özür diliyorum, sizi aşağılamak değil niyetim. Sadece görün istedim bir ruhun nasıl müebbet esir edildiğini. Metin Beyin ruhu esir olabilir ama biz özgürüz.

Bin kez cephe açsalar biz o cepheye koşacağız. Çocuklarımızı öldürseler biz yine çocuklar yetiştireceğiz. Vallahi biz şehit adayı çocuklar yetiştiriyoruz. Biz sümsük bir hayatı değil onurlu bir mücadeleyi ve izzetli bir şehadeti istiyoruz. Her bomba ile şehadet arzumuz artıyor, korkumuz değil. Biz vatanımızı başkalarına teslim etmek için değil başkalarına da adalet ve yardım için seviyoruz. Bu gayede çalışıyoruz. Bizim duamız, zalimlere teslim olmamak ve adil, güçlü bir millet olmak üzerine. Esir ruhlu çocuklar yetiştirmedik. Şehit olan çocuklarımızın sosyal medya yazılarına bir bak, akrabalarına bir sor, her şehitten sonra nasıl da arzulamışlar şehit olmayı. Bir bak Metin Bey, bu millet tekrar eski Türkiye’nin zilletine döner mi? Sen git 37 ekran televizyonunu seyret, rakını yudumla fakat köle ruhunun ifrazatlarıyla ortalığı kirletme.
(Not: Hesabın fan olması önemli değil, şahsında bütün beyaz Türkler konu edilmiştir.)

6 Aralık 2016 Salı

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...