13 Ekim 2016 Perşembe

Kalpten Kalbe Bir Yol Var


Kalpten Kalbe Bir Yol Var
M.Uysal
O gün belediye meclis toplantısı çok gergin başladı. Üyelerin pek çoğunun alnında ter birikmişti. Halit Cafertepeoğlu daha başkan bile yerine oturmadan söze girdi.

-Bu yolun yapımı ilçemizin geleceği için çok önemli bu yüzden ısrarım. Lütfen ana gündemi öne alalım.

Birden bütün bakışlar Halit Beyin üzerine çevrildi. Deri koltuklar terletmeye henüz başlamıştı üyeleri. İçlerinden ellili yaşlarda bir üye öfkeyle karşılık verdi.

-Huzurevinin o tarafa giden yolun senin tesislerinden geçecek olması mı ilçenin geleceği? Bu ne adap bilmezliktir Halit Bey?

Halit Bey daha da gerildi.

-Bu yol geleceğimizi şekillendirecek, hiç lafı eğip bükmeyin beyler. Huzurevine çıkan yol ilçemiz için hayati önemdedir. Bu yolun daha genişletilmesi, sıcak asfalt yapılması acilen gereklidir. Oradaki tesisimin doğrudan devrini bu toplantı sonunda hemen yapıyorum. İşte bu kadar da açık ve netim.

O sırada belediye başkanı yerine oturdu ve üyelere doğru yorgun gözlerini gezdirdi.

-Beyler, buyurun lütfen önce koltuklarımızda dik oturalım ve nefeslenelim. Bu konunun önemine dair ben de bir şeyler söylemek isterim. Bu yol bütün ilçeyi kat ediyor. İlçemizin ana damarlarından birini rahatlatacaktır. Buna katılıyorum. Kreşin bulunduğu alandan doğrudan yukarı doğru Huzurevine bu yolun sorunsuz bir şekilde ulaşması gerekiyor. Lakin… Bir sorunumuz var.

Başkan burada durakladı ve pencereden bakmaya başladı. Canını sıkan şeyler olduğu belliydi. Sanki bu gündem üzerinde durmaktan da değildi bu hal. Alnından süzülen ter, yeni tıraş olmuş yüzüne doğru kaydığında mendilini çıkarıp kuruladı.

-Beyler, burası oldukça sarp bir yokuştur. Kreşin bulunduğu alan çok düzlük ve gayet müsaittir, bunu biliyoruz. Çok açık, geniş, umut dolu bir alandır. Lakin yol huzurevine doğru yöneldikçe dikleşmekte ve kıvrımlara dönüşmektedir. Bu sorunun çözümü hiç de kolay olmayacak. Elbette her zorluğun üstesinden gelebiliriz. Elbette geleceğimizi çok kolay bir şekilde kreşten huzurevine taşıyabiliriz. Bu noktada tereddüt yok. Peki, beyler… O yolu biz de kullanacak mıyız?

Toplantı salonunda havada uçuşan sineklerin sesinden başka ses kalmamıştı. Galiba en kıdemli üye Ahmet Bey ağlıyordu… Onun içli hıçkırıkları bir meltem gibi odada dolanmaya başladı.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...