27 Aralık 2015 Pazar

BİR RÜYA VESİLESİ İLE

BİR RÜYA VESİLESİ İLE
Mustafa Uysal
Tayyar-ı Tutî Hazretleri anlatıyor...
Hadis kitaplarını sıkça okur idim. Yine bir gün okumaya başladığım Nevevi'nin bir hadis derlemesi vesilesi ile günlerimi geçiriyor idim. (Riyazüs-Salihin) Hocalarımdan işittiğim bir şey hep aklımı kurcalıyordu. En çok hadis rivayet eden ravilerimizden Ebu Hureyre'nin durumu epey aklıma takılıyordu. Kendisinin rivayet ettiği hadisler hep dikkatimi çekiyor ve üzerlerine haşiyeler yazıyor, işaretler koyuyordum. Rivayet ettiği hadisler genellikle ya hepten büyük vaatler içeriyor yahut tümden büyük cezalar içeriyordu. Üstelik vaat ettiği büyük mükafatlar karşılığı ya minik bir hayır oluyor ve vaat ettiği büyük cezalar da küçük bir günah karşılığı oluyordu. Bu durum diğer ravilerde pek sık görülen bir durum değildi. Ebu Hureyre'nin, Allah'ın rasulü ile az bir müddet kalmış olması, Hz. Ömer'in kendisine rivayet yasağı getirmesi hatta darp ettiği
türünden rivayetler de hep kafama takılıp duruyordu.

Hadis kitabını okumayı günlerce, haftalarca ve hatta aylarca sürdürdüm. Ebu Hureyre'nin rivayet ettiklerine haşiyeler yazmaya ve işaretler koymaya devam ediyordum.

Yine bir gün hadis kitabımı okurken gecenin ilerleyen saatlerinde rahlenin üzerinde uyuyakalmışım. Belki de uyku ile uyanıklık arası hali idi. Yakaza suretinde bir haldeydim. Uyuyor muydum, uyanık mıydım bilemediğim bir hal... Kendimi her tür meyve ağaçları ile donatılmış çok büyük ve yemyeşil bir bahçede buldum. Bahçede güzel bir köşk vardı. Köşke doğru yürürken ağaçlardaki meyvelerden de koparıp yemek istiyordum ancak elimi her uzattığımda ağaçların sanki biraz daha yükseldiğini hissettim. Oysa elimi uzatıp alıvereceğim bir halde görünüyorlardı bana. Böyle böyle köşke vardım. Köşkün her yeri değerli madenler ve mücevherlerle ziyadesiyle kaplı idi. İçeri buyur ettiler. İçeride büyük muhaddisler vardı. En baş köşede Ebu Hureyre'yi gördüm. Yüzü bana dönük değildi. Geldiğimi haber verdiler.

Her bir muhaddis ile musafaha edip köşkün geniş salonunu dolaştım. Nitekim sıra Ebu Hureyre'ye geldiğinde koltuğu bir türlü bana dönmüyordu. En güzel şarkımı söylediğim halde yine koltuğu bana dönmüyordu...

(Kitabın o bölümü yırtılmış olduğu için rivayeti buraya kadar aktarabiliyoruz.)

Hala okuyorsanız bırakın...
Buraya kadar içinizde, Tayyar-ı Tuti Hazretlerinin cezalandırıldığı vehmi ile okuduysanız her okuduğunuza inanıyorsunuz ve samimi bir kalbe ama pek kullanılmamış bir akla sahipsiniz. Buraya kadar okuma gereğiniz, saçma bulduğunuz içinse ve okumamışsanız, pek şüpheci ve aceleci birisiniz. Az sabreder insan. Buraya kadar ne saçmalayacağımı merak ederek okuduysanız aklınızı çok kullanıyorsunuz demektir. Çok kullanmayın çabuk eskir.

Daha sonra, bütün yazıyı okuduğunuzda "Yani mevzu nedir?" diyerek buraya kadar gelmişseniz ve hala bu satırların yazarını kınamamışsanız, tebrik ederim. Sabrınız ilminize yol açacak. (Pek emin olmamakla beraber.) Tayyar-ı Tuti Hazretlerinin kitabındaki diğer bölümlerde buluşmak temennisiyle.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...