27 Ekim 2015 Salı

Muhalefet Liderlerine Açık Mektup

Muhalefet Liderlerine Açık Mektup
Mustafa Uysal
Sevgili muhalefet partilerinin liderleri...
Demokrasimizin artık gelişmişlik düzeyini hemen hemen yakaladığı bu zaman diliminde sizden çok şey bekliyoruz. Özellikle demokrasimize verdiğiniz katkıdan dolayı teşekkür ediyoruz. Siz sayın muhalefet partileri liderlerine çok ihtiyacımız olduğu bir dönemdeyiz aynı zamanda. Ülke yönetimlerinin daha iyi, daha doğru ve hızlı çalışabilmesi için muhalefete her zaman ihtiyaç olmuştur. Bu ihtiyacı karşılamak üzere teşkilatlanıp çalışmak her türlü takdirin ötesindedir.

Demokrasimiz ve cumhuriyetimiz aynı yaşta değildir kuşkusuz. O yüzden çok fazla geçmişi kurcalamak da istemiyorum. Bugün muhalefet olmanın değer ve erdemlerini sıralayacak da değilim. Sizlerden beklediklerimizi aktarabilmek için bu mektubu yazdım ve

6 Ekim 2015 Salı

BUHARİ ÜZERİNDEN MANTIKSAL ÇIKARIMLAR

BUHARİ ÜZERİNDEN MANTIKSAL ÇIKARIMLAR
Mustafa Uysal


“Buhari çökerse İslam çöker…” İhsan Şenocak ve onun gibi düşünen bütün hocalar ve onlara inananlar.

Mantıksal çıkarım için bir hüküm cümlesinin olması yeterlidir.
Bakalım bu hüküm cümlesi aslında ne demek istiyor? Bakalım bu hüküm cümlesinin içinden başka hangi hükümler çıkarılabilir?

1- Buhari çökerse İslam çöker, öyleyse İslam Buhari ile var olmuştur.
2- Buhari çökünce İslam da çökerse İslam’ın varlığı Buhari’ye dayanmaktadır.
3- Buhari çökünce çökecek olan bir İslam ancak Buhari ile var olacağına göre Buhari olmasaydı İslam olmayacaktı.
4- Buhari olmasaydı İslam diye bir din olmayacaktı.
5- İslam kendiliğinden çökerse Buhari de göçmüş sayılmaz. Bu durumda

SAVAŞIMI ÇALDIN BARIŞ İSTEME BENDEN!

SAVAŞIMI ÇALDIN BARIŞ İSTEME BENDEN!
Mustafa Uysal
Benden barış isteme artık…

Bende olmayanı sana veremem.

Bende barış yok, barış sende zira sensin beni vuran!

Benden artık asla barış isteme! Her barış istediğinde senin bana yaptığın gibi canına kastedeceğim. Benden her barış istediğinde seni tarihin bile değil çöplüğün kenarına gömmek için elimden geleni yapacağım.

Buraya kadarmış. Bana barış masallarını buraya kadar anlatacaksın. Barış diye diye beni soyup soğana çevirdiğin, ezip rezil ettiğin buraya kadar! Barış için yalvaracaksın ama ben veremeyeceği çünkü bu bende olmayan bir şey. O senin. Barış senin unuttun mu? O masal senin unuttun mu? Benim yurdum sadece burası değil, hem doğduğum yerde hem de bütün dünyada ölüm benim, barış senin. Sen artık benden barış falan isteme, benden ölüm iste. Beni yenebilirsen işte o zaman barışı da üzerime kusarsın ve çeker gidersin. Yenemezsen ama… Ama yenemezsen seni o barışınla birlikte gömerim.

Gözümün içine baka baka evladımı öldüreceksin, coğrafyamı kan gölüne çevireceksin, ekonomimi yerlerde süründüreceksin, etrafıma ateş çemberi çekeceksin ve benden barış isteyeceksin! Alçak, namussuz sen değil sahibin gelsin onun eline vereceğim barışı! Sırtımızda bir koca devlet yıkıp yine sırtımızda bir küçük

2 Ekim 2015 Cuma

Ne Verirsen Ver

'Ne verirsen ver'in fiyatı?
Mustafa Uysal
Çoğunlukla iyi niyetin, önemsizliğin bir göstergesi gibi durur; değildir. Zulümdür. Ne verirsen ver, sözü bir zulüm ve aşağılamadır. Aslında işi yapan, yaptığı işin çok da önemli olmadığını, para da istemediğini belli etmeye çalışır. Yine de yani biraz para verilse iyi olur, anlamındadır. Tam çözümlemesi şöyle: Ne verirsen... Sonuçta ver de ne olduğu önemli değil. Son kelime "Ver!" şeklindedir. Sonuç olarak kesinlikle bir istek vardır. Vereceksin ama bedeli sen belirleyeceksin. İntikam alır gibi...
Borcumuz ne kadar, sorusundan sonra gelir bu cevap çoğunlukla. Zaten biz, yapılan işin ne değerde olduğunu bilsek doğrudan ödeme yaparız yahut o işin değerini öğrenebileceğimiz bir çare ararız. Yapılan
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...