1 Ekim 2014 Çarşamba

YAĞMURLAR YAĞMAZ OLDUĞUNDA




YAĞMURLAR YAĞMAZ OLDUĞUNDA

                Pencereden süzülen yağmur damlalarını izlerken, sanki bir yandan da gözleri onlara hiza veriyordu. Üşümüş ellerini birbirinden koparacak üçüncü bir elin sıcaklığına muhtaçtı uzun zamandır. Kapılıp gittiği romanın sayfalarına kokusu sinmişti sevdiğinin. Bünyesinde cevapsız kalan hasret yangınlarına sualler arıyordu. Bulut artığı yağmurlar bile yetiyordu artık, yüreğine yazdığı vuslatları silmeye. Koca bir yangın keşmekeşinde donmamak için titretiyordu kalemini. Şehrine hüzün yağmasa da bu aralar, bir yerlerde muhakkak sel seli götürüyor olmalıydı. Sevdiği, parıltılar karanlığa gömüldüğünde gitti. Ve hüzmeler güneş olduğunda gelmedi.

                Aşka hiç inanmayan şarkıları buldukça, avuntusuna nispet mırıldanmaya çalışıyordu sessizce. Umuduna sızmış yalnızlık direnişlerine savaş açamıyordu bir türlü. Duruşunda, yağmura sonsuz saygısı olan bir hissiyat birikiyordu. Söndürülecek göz parıltıları için uygun bir moral bozukluğundaydı. Giden, özlenilen her şehir ışığını gölgesine saklayıp götürmüştü. Bir bedbaht rüyanın yedinci aleminde asılıp kalmıştı aşığın ünvanı. Yorgun yangınlarda yaralanmayı sürdürüyordu titreyen elleri. Sevdiği, yanlızlıklar yanlışlığa dönüştüğünde gitti. Ve sardunyalar kuruduğunda gelmedi.

                Sükutuna atılan çığlıklara ağlarken, bir yandan da henüz damlamamış yağmur tanelerinin öpeceği toprağı izliyordu. Zihninde kokuşmuş bir sürü şiir arasından en çirkinini seçip fırtınalar koparmaya çalışıyordu. Esen her rüzgar, sevdiğinin güzel gözlerini ona getiriyordu üstelik. Hayallerinde tutuklu kalmış kelepçeli nağmeler, firar üztüne firar ediyordu kağıtlara. Eski bir titreyişle son bir kez daha doğrulttu kalemini. Leyla’sız çöl gibi çorak kalmıştı şehrinin adı batası sokakları. Sevdiği, gözyaşları sağnak olduğunda gitti. Ve yağmurlar yağmaz olduğunda gelmedi.
               
Gelmeliydi.

Vesselam...




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...