12 Şubat 2014 Çarşamba

GÜZ BARİKATLARI

GÜZ BARİKATLARI


            Bariz sükût esaretlerinde kalmış bir mevsim dönemecinde bekliyordu adam. Yıldızların avcılığından bihaber, gökyüzünden ilham topluyordu kâğıdına. İçine içine yazıyordu şiirlerini. Ağlanılacak bir hüzün yoktu. Ama ağlıyordu. Güneşli yaz günlerine inat yaşarıyordu gözleri. Bir murada, bir rüyaya, bir hayale sarılışların bilmem kaçıncı güz dönümü…
Mevsim, yaz… Kalbinde bir akrep, sevgilinin gözlerini yürütüyor yelkovanı kuyruk yapıp kendine. Bilinir ki en hoş hazan tebessümleri, sonbahar yaprakları üstünde adım atılırken verilir. Gözyaşı motifli şiirlerden barikat kurulur. Ve sükût esaretinde kalıp yıldızlara av olan kalb, aşk saati uygulamasıyla yeniden huzur bulur.

            Kasvetli ve nazenin birer su damlacığına dönüşme arzusundaki adam, herhangi bir denize karışıp da kıyıya vurmak ister; sevgilinin kumlar üzerindeki ayaklarına ferahlık vermek için. Lakin hayaline mübalağa katmadan tahayyül edince, mevsim kış… Şehrin içinde yalnız bir sevgili, sevgilinin içinde kar yağan bir şehir… Ağlanılacak bir hüzün yoktu. Ama ağlıyordu. Ayaz yakan bir parıltı, adamın soğumuş kalemine güz renkli mürekkeplerden damlatıyordu. Sonbahar yapraklarının kokusundan kim bilir ne kafiyeler çıkacaktı. Kar tanesi dokunmuş şiirlerden barikat kuruluyordu. Ve varlığıyla varlık bulunan güz gözler, gönderildiği avcıya geri parlıyordu. Aşk saati uygulaması, akrep, yelkovan… İçine içine yazılmış bir şiir daha…

            Vesselam…





              
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...