21 Ocak 2014 Salı

DOSTNAME-XIII (Çocukcuk)

Osman Said DEMİRYILMAZ                                       ÇOCUKCUK

Selam sana yüreğinde o çocuğu taşıyan dost,                          21.01.2014

Bir fotoğraf sadece ama üstü küllenmiş bir kor ateş gibi. Sen de gördün biliyorum. Herkes gördü… Yüreği sızlayanlar neden bu kadar az, ya da neden bu kadar kayıtsızız bu çocukcuğa… Yoksa kendi çocuğumuz değil nasılsa mı deyiverdik, kolayca vicdanımızdan sıyrılmak için. Evet dostnamenin satırlarında kendini okuyan dost, dön içine, duy kendi sesini… Acaba bu zulme ne kadar kayıtsız kalacaksın. Ya senin olsaydı bu çocuk, senin oğlun, senin kızın, senin kardeşin olsaydı? O zaman bakabilecek miydin bu sahneye böyle kayıtsız?!
Bir kıvılcım ister hayat bazen, ama kıvılcım söndürülemezse, fark edilemezse yangın olur yüreklere sıçrar. Zalim zulmüne ses çıkarılmadıkça doğru yaptığını sanar, şeytana dost olur da gözü hakkaniyeti görmez olur. Ancak zulüm devam etmez elbet bir gün son bulur. Zulme seyirci olanlar, yangını fark edemez çoğu zaman, sanal zanneder, kurgu zanneder. Hele bir de sıklaşınca yapılanlar, normalleşmeye başlar artık; ki işte o son noktadır. O noktadan sonra olanları normal gören herkes zulme ortak olur. Kimi şeytani düşüncelerle, kimi bizzat destek olarak, kimi ses çıkarmayarak, kimi sadece seyrederek ortak olur. Olma dostum sen olma ortak. Önce şeytani düşüncelerden arın, destek olma, seyirci de kalma… Zulme rıza gösterenlerden olma!

Şimdi bak şu resme, duy içindeki insanın toprak mayasını… Kapkara olduysa yüreğin, bu fotoğrafla filizlensin yine içinde merhamet çiçeği... Duy çocukcuğun feryadını, hisset yaşadıklarını, farzet onunla olduğunu, onun senin çocuğun olduğunu… Anlamaya çalış, bir çocuğun oyuncak yerine yaşamak istemesini… Ellerinde tuttuğu ellerin yaşayan annesinin elleri olmasını istemek, bir feryatta hem anne, hem de ekmek demek, küçük avcunda yokluğu gizlemek, bir ızdırabın kenarında kendinden geçmek bazen sadece bir fotoğraf karesine saklanır!
Düşünsene ey dost, insan yokluğu görmeden varlığı, hastalığı görmeden sağlığı, bitmeden ömrün değerini fark edemiyor. Bazen dünya hırsı için kimlerin canını yaktığını düşünmüyor. İnsan olmanın gereği insana değer vermek olsa da, insan nisyana yenik düşüp insanı hiçe saymaya başlayıveriyor maalesef. Yazık. Sen de koy elini yüreğinin üstüne; atan kalbinin ritmini hisset! Senin kalbinden farklı atmıyor onun küçük kalbi de, belki biraz da hızlı heyecanı tükenmediyse… Ya da aldığı yaranın acısına tahammül edemeyip cennette atmaya devam etmediyse… Düşünsene ey dost, çocuğu olanlar bilir, eline diken batsa senin elin acır. Kıyamazsın. O doğduğunda sanki dünyanın akışı değişir, planların bile ona göre olur artık! Ya onunla paylaşacağın, planlayacağın zamanın kalmadıysa ne yapardın? Ona son sözün ne olurdu? Hiç düşündün mü? Onun kollarında son anını yaşarken ona ne söylerdin? Kelimeler düğümlenmez miydi boğazında, evladım sana doyamadım mı derdin, yoksa güle güle mi? Şimdi Ya da şöyle düşün o küçücük beden kollarında cennet kuşu olsa!? Sana gülümseyerek gözlerini yumsa, düşman olmaz mısın o küçücük ama senden bir parça olan bu evlada kıyana… Bir taş da sen fırlatmaz mısın, zalimin suratına… Haydi durma farz et ki o çocukcuk senin, o zalime sen de dur demelisin, sessiz kalıp kendini gizlemektense bir çift söz de sen edebilmelisin. Çünkü o küçük yürek yaşadıklarıyla bunu senden bekliyor. Çünkü o küçük yürek bir feryadın simgesi gibi duruyor; eğer hala merhamete açık yürekler kaldıysa…
Dostnamelerin, sonuna konmasa da nokta, bir gün fani yaşama koyacağız. Ama yaşadıklarımız ardımızda kalacak, tıpkı çocukluklarımız gibi… Hepimizin bir küçük oyuncağı oldu, hepimizin oynadığı oyunlar vardı. Ama bir suya, kuru ekmeğe, bir anne şefkatine, bir merhamete, en önemlisi “özgürlüğe” hasret kalmadık hiç! Çocuk olmak bizimkisiyse o “çocukcuk”tu hep. Çocukcuk işte bu yüzden çocuk değil, çocukcuk. Çocuk olmak, çocukca yaşamak değil onun davası çocukken, yaşamak sadece. Bu sadece bir çocukcuk! Niceleri var daha… Şimdi alıştır kendini vedalara, bu dostnamede, bu fotoğrafta gizlenen noktasız son ile (  )

                                                     
Osman Said DEMİRYILMAZ
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...