20 Aralık 2014 Cumartesi

NEY ve KÜLTÜR

NEY ve KÜLTÜR
Mustafa Uysal
Ney dini özellik barındırır da niçin saksafon sekülerdir?
Örneğin Kuzey Amerikalı bir Siyahi Müslüman olsa...
Ney dini müzik için daha uygundur, deseniz... Saksafonun nesi var, diye düşünür.
Demek bunlar hep kültür unsurları. Dine aitmiş gibi kodlamamak lazım zihinlerde.
Tamam neyle ilgili tonla güzel yorum vardır, ruhi tarafı olduğu falan da söylenir... Söylenir... Hatta bunu güzel bir adam da söylemiş olabilir. Yine de bu, neyi dine dahil etmez. Sadece kültürün bir öğesi olur.
Ney dinlerken ilahi bir hava hissediyor olabilirsiniz, olur öyle.
Ney de dinleseniz saksafon da dinleseniz sonuçta "Müzik" dinlediğinizi bilin ve herhangi bir dine yamamamaya dikkat edin. Müzik iyidir, değil. Güzel müzik iyidir, keyfini çıkarın Kur'an'dan arta kalan vakitlerde.






23 Kasım 2014 Pazar

BÜTÜNLÜK

BÜTÜNLÜK

Mustafa Uysal

Biz mi doğru anlıyoruz yoksa gayri müslimler mi doğru anlıyor?
Biz Müslümanlar, yeni veya ilginç bir şeyle karşılaştığımızda yahut alıştığımız ve içeriğini bilmediğimiz bir şeyle karşılaştığımızda şu ayeti hatırlıyoruz: "Nahl 40: Biz, bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece "Ol" dememizdir. Hemen oluverir."

Oysa gayri müslimler, böyle bir durumda durup düşünüyorlar, nasıl olmuş, neden olmuş, neden böyle oluyor, bir yasası var mı, biz de yapabilir miyiz acaba, iyice araştırmalı bunu, gibi bir tavır takınıyorlar. Sanki onlar "Casiye 13:  Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır." ayetine ve benzer ayetlere uygun davranıyorlar.

Şimdi soruyorum, hangimizin tavrı doğru olan? Biz daha hangi durumda hangi tavrı takınacağımızı mı bilmiyoruz yahut işin kolayına mı kaçıyoruz? Oysa ilk devirlerde Müslümanlar daha meraklı idiler. Daha çok araştırıp daha çok düşünüyorlardı ve "Rum 37:  Şüphesiz imanlı bir kavim için bunda ibretler vardır." ayetinin gereğini yerine getiriyorlardı.
Bizim bu tavrımız kolaycılıktır, umursamazlıktır ve işine geleni almaktır. Vahye bir bütün olarak bakmadığımızı gösterir. Aynı şekilde gayri müslimler de vahye bir bütün olarak bakmazlar. Onlar da işlerine geleni alırlar.
Can alıcı soru: Onlarla aramızdaki fark ne o zaman?

19 Kasım 2014 Çarşamba

Yazarımız İSMAİL FAZIL ATABAY'ın 3. kısa filmi...

'HU'ZUR -- kısa film -- İsmail Fazıl Atabay

senaryo ve yönetmen : İsmail Fazıl Atabay
yapımcı : Mustafa Uysal
oyuncular : Ali Çetin, Umut Çetin
set sorumlusu : Özkan Coşkun
yapım : EDEBYA

 

 

25 Ekim 2014 Cumartesi

Aşure Yemek Demek

Aşure Yemek Demek
Mustafa Uysal
Yemek dağıtarak yani bu vesileyle, şey işte aşure veriyoruz komşulara fena mı...
Aslında dinimiz de...
Hediyeleşiyoruz. Dini günlerimiz de önemli bir yerde.
Aşurenin tadı güzel aslında bize pekçok kötü şeyin anısını taşıyor olabilir.
Gemide yaptılardı ya hani...
Dini günlerde yapmak lazım belki. Kutsal yemek olmaz tabi de yani aramızda bak, dostluk falan...
950 sene hiç durmadan mücadele etmiş tabi Nuh, aşure de yapmış arada.
Ne bileyim sıcak sıcak aslında güzel de oluyor.
Dini günlerde... Dini gün derken yani hani nereden dini olduğunu da pek bilmiyorum sanki.
Neyse önemli bu aşure. Ekonomi canlansın, din canlansın, kardeşlik işte şey... Komşular hem... Diyeceğim aslında...

1 Ekim 2014 Çarşamba

YAĞMURLAR YAĞMAZ OLDUĞUNDA




YAĞMURLAR YAĞMAZ OLDUĞUNDA

                Pencereden süzülen yağmur damlalarını izlerken, sanki bir yandan da gözleri onlara hiza veriyordu. Üşümüş ellerini birbirinden koparacak üçüncü bir elin sıcaklığına muhtaçtı uzun zamandır. Kapılıp gittiği romanın sayfalarına kokusu sinmişti sevdiğinin. Bünyesinde cevapsız kalan hasret yangınlarına sualler arıyordu. Bulut artığı yağmurlar bile yetiyordu artık, yüreğine yazdığı vuslatları silmeye. Koca bir yangın keşmekeşinde donmamak için titretiyordu kalemini. Şehrine hüzün yağmasa da bu aralar, bir yerlerde muhakkak sel seli götürüyor olmalıydı. Sevdiği, parıltılar karanlığa gömüldüğünde gitti. Ve hüzmeler güneş olduğunda gelmedi.

11 Eylül 2014 Perşembe

Toplumsal Fedakarlık

Ada Mahallesi Muhtarlığının düzenlemiş olduğu etkinlik 10 Eylül 2014'te Hayırlı Hizmetler Vakfı'nın eğitim binasında gerçekleştirildi. Şair, yazar ve araştırmacı aynı zamanda Muhtar Halil Oral'a mahallesi için gösterdiği duyarlılığa teşekkür ederiz.
























2 Eylül 2014 Salı

DOSTNAME-XXIV (Son Yaprak)

Osman Said DEMİRYILMAZ                                  SON YAPRAK

Selam sana vefakâr dost,                                   02.09.2014

Sana bugün farklı bir günden sesleniyorum. Yıldızlar bir başka sanki bu gece… Adı vefa denilen bir gemideyim sanki. Dostanmenin öbür ucunda sen varsın, heyecanım ondan. Sanma insanın dostuna ulaşmasının mutluluğundan daha ötesi yok. Belki bu paylaşım daha güzel yazılabilir ama duygularım daha güzel yaşanamaz bu gece. Seni sende buldum yine. Nokta konmamış bir Dostnamede rastladım sana. Satırların arasında sakladığım, hatıralarımı paylaşma fırsatı geçti yine elime. Ama bu kez farklı, bir başka sanki.

26 Ağustos 2014 Salı

DOSTNAME-XXIII (Elifce)

Osman Said DEMİRYILMAZ                            ELiFCE

Yüreği sevgiyle dolu, Kahraman dostum,                  26.08.2014

Hep insanlar mektuplarda kendilerinden veya çevresindekilerden bahsederler. Ben de sana bu Dostnamede birinden bahsedeceğim; Tıpkı senin gibi,  yüreği sevgi dolu ve kahraman birinden. Onunla üniversitenin kapısında tanıştım yıllar önce. Sen de şimdi tanıyacaksın onu!
Adı Elif. Tıpkı dik duruşu gibi, ismi ile müsemma denir ya hani. Üniversiteye ilk geldiğimiz günlerde dikkatimi çekmişti kapıda bekleyen ve yargılayan gözlerle etrafını süzen o masum hicabî çehre. Birkaç kez, her geliş, gidişimde rast geldi gözüm, ama ne yaptığını çözememiştim önceleri...

12 Ağustos 2014 Salı

DOSTNAME-XXII (Üç Sevgili)

Osman Said DEMİRYILMAZ                         ÜC SEVGiLi

Merhaba benim sevdaya sevdalanmış dostum,                             12.08.2014

Ruhumu sızlatan, değişik duygulara karışmış manevi iklimleri hissetim bu Dostnameye başlarken.
Sana üstadlık edemeyeceği söylemiştim hatırlar mısın? Yanılmamışım. Bizden üstad değil olsa olsa üsved olur. Bendeki ufak değişimleri gözlemlemeye çalışıyorsun. Oysa kâinatın bile saniyede milyonlarca kez değiştiğini düşünürsek, bendeki değişimlerin bir hiç hükmünde olduğunu göreceksin! Rabbimin ihsanı büyüktür. Bize ne bahşederse onu yaşarız.

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Süleyman Ceylan İlahiler

Süleyman Ceylan
Süleyman Amca, 90 yaşında. Tavşanlı ilçesi Balıköy Beldesinde yaşıyor. Güzel ilahiler biliyor ve gençliğinden beri söylüyor. Çoğu ilk kez duyacağınız ilahiler. Ondan bir hoş sada kalsın istedik ve kaydettik.
Edebya Film




2 Ağustos 2014 Cumartesi

KAN İÇİNDE BİR/BİN GECE


















KAN İÇİNDE BİR/BİN GECE
Mustafa Uysal / 020814

Biz Müslümanlar yıllardır kan ve gözyaşı ile yaşıyoruz…

Bir ramazan ayı daha kan ve gözyaşı ile geçti. Her gün parçalanmış cesetler, kan revan içinde çocuklar görüyoruz. Üzgünüm, üzgünsünüz…

Güçlü ve adil bir ümmet eyle bizi Allah’ım.

Dün gece sabah namazına yakın çocukların paniklemesi ile uyandık. 5 yaşındaki oğlumun yatağı, kendisi, yerler, her yer kan içindeydi. Beyaz atleti kandan kırmızıya dönmüştü. Elleri, yüzü tanınmayacak kadar kandı…

29 Temmuz 2014 Salı

DOSTNAME-XXI (İffet)

Osman Said DEMİRYILMAZ                 iFFET

Benimle beraber gaflet uykularından uyanan dostum,                  29.07.2014
Bazen insan farkına varmaz yaşadıklarının onu nereye götürdüğünü. Sarılır bildiği birkaç şeye, kapılır akıntıya durduramaz kendini. Artık uyanma vakti; gaflet uykusundan akıntıya kapılıp başıboş yaşamaktan uyanma vakti. Sen de gel dostum bugün İffet konusunu konuşalım senle… O kadar tanıdığım insan var ki kapılıp akıntıya iffetlerini unutan! Sen ben ve bu satırları okuyanlar, kapılmasın iffetsizlik akıntısına, uzaklaşmasınlar iffet kıyılarından!

24 Temmuz 2014 Perşembe

Güncel Şeyler

Güncel Şeyler

Mustafa Uysal
-Tavşanlı Belediyesine bir teşekkür ile başlamak istiyorum: Bu yıl Ramazan eğlencesi yapmadıkları için teşekkür ederim. Ramazanı idrak adı altında İslamın ruhuyla bağdaşmayacak hatta Ramazana hiç yakışmayacak şeyler yapan belediyeleri görüyoruz ve bu teşekkürü hak ettiğinizi biliyoruz. 
Yalnız, Kanaltürk iyi fikir değil. 
-Önemli bir uyarı!
Geçen bayram sevinci o kadar çok abarttık ki toplum olarak, tam 5 kişi havaya açılan ateşten ve konvoylardaki trafik kazalarından öldü. Bunları yapmayın lütfen. Tamam bayramdır, seviniriz ama insan gibi sevinmek lazım. Balkondan ateş açınca, kalabalık içinde havaya ateş açınca, konvoy yapınca daha mı çok bayram oluyor? Yapmayın böyle! Ramazan bayramını kana bulamayın, sevincinizi lütfen biraz da içinize saklayın, o kadar çok seviniyoruz ki toplum olarak dışarıdan bakan birisi, topluca cinnete uğradığımızı

20 Temmuz 2014 Pazar

PROTESTO YETERSİZ Mİ?

PROTESTO YETERSİZ Mİ?
Mustafa Uysal
Boykotları, protestoları anlamsız ve yetersiz bulanlar... Siz hiç kımıldamadan ve hiç zihninizi yormadan yani şimdi buradan, sadece kıçınızın üzerinden AKIL veriyorsunuz, öyle mi?
Bir olay oluyor, insanlar çaresizce ne yapacaklarını düşünüyorlar. Ellerinden bir şey gelmiyor. Yapabilecekleri dua var. Dua ediyorlar. Duanın eylemsiz yetmeyeceğini de biliyorlar. Küçük şeyler buluyorlar. O küçük şeylerden birisi, arkadaş arasında konuşmak, birisi sosyal medyada yazma, birisi meydanlarda protesto etmek, birisi malları boykot etmek...
Daha ne yapsınlar?
Bu soruyu cevaplamak için kafa yormak gerekiyor. Kafa yorması gerekenler ve sorumluluğu bulunanlar kravat takıp "Colayla falan olmaz bu işler." deyiveriyor. Şimdi paramparça cesetleri ve büyük haksızlıkları gören bu insanlar ana avrat sövsünler mi,

19 Temmuz 2014 Cumartesi

ORTAK AHMAKLIK

ORTAK AHMAKLIK

Mustafa Uysal
Protesto edilen: İsrail
Protesto sebebi: Gazze'deki Müslümanları öldürmek.
Davetliler: Bütün Müslümanlar.
Organizatör: Yerine göre değişir. X diyelim.
...
18 Temmuz 2014 Cuma...
Yok, hayır bu tarihi bir yere yazmayın. Bu bahsedeceğim şeyler hep olan şeyler.
Hiç bir kuruluş teşkilatını alıp gelmemiş. Sadece temsilcilerini alıp gelmişler. Hani sorarlarsa "Sizin grup yoktu?" diye, cevap verebilsinler. "Ben vardım ya!" Evet, siz vardınız ve asla kendi etkinliğiniz gibi umurunuzda değildi. Teşkilatı yığmamışsınız mesela meydana. Siz, Hocam, mesela cemaati dökmemişsiniz meydana. Siz, paşam sizinkilere haber bile vermemişsiniz. Kollarını havaya kaldırıp göğü

8 Temmuz 2014 Salı

DOSTNAME-XX (Yusuf'un Gömleği-2)

OsmanSaid Demiryılmaz                 YUSUF’UN GÖMLEGi-II

Ey kendinde beni gören ama yanılmayan dost,                                 08.07.2014

Ben sana yazdıklarımı süslüyorum ya senin zihnideki yazdıkların benim satırlarımın süsü olmuş. Manevi iklimlerde savrulmuş, yerine bulmaya çalışan bir karmaşık duygular yumağını hissettim. Biraz üzüldüm, beni yanlış anlamandan korkmuştum. Ben sana anlatıyordum ya Yusuf’un hikâyesini sen bana Züleyha’nın gözünden gösterdin Yusuf’un yaşadıklarını… Paha biçilmez dersler verdin bana!
Dinini bilen bir müslümanın ilk fark ettiği O’nu (c.c) sevmenin değeridir. Sonra duyguları yerine aklı ile, hayalleri yerine gerçek ile, nefsî düşünceler yerine kalplerdeki billûr hasletler ile yaşamayı öğrenir.

1 Temmuz 2014 Salı

DOSTNAME-XIX (Yusuf'un Gömleği)

Osman Said DEMİRYILMAZ                YUSUF’UN GÖMLEGi
Merhaba teknolojiler yüzünden uzak kaldığım dost,                       01.07.2014

Keşke her şey bir merhaba demek kadar kolay olsa. Sana bir kelimeyle anlatabilsem her şeyi ve sonra başka kelimelerle boğuşmadan “hoşça kal” deyip bitirsem cümlelerimi. Bu sana yazmaya düşündüğüm ama belki de yüzüncü kez vazgeçtiğim mektuplardan biri, bir samimi Dostname! Nasıl affettireceğim kendimi bilemiyorum. E-mail, SMS derken uzak kaldım kalemlerimden… Sana yazmaktan! Dostnamelerde buluşmaktan! Bir dostun yazdıklarını paylaşacağım seninle, dostumun affına sığınarak ve biraz düzenleme yaparak.

16 Haziran 2014 Pazartesi

Pasif İyiden Aktif İyiye - MİNİ ÖZET

 Pasif İyiden Aktif İyiye - Mustafa İslamoğlu
(MİNİ ÖZET)
160614
-Talep etmeyene nasip olmaz. "Nasip meselesi." diyenler, pasif iyilerdir.

-Kur'an daha ince tasnif yapar: Kötüler-pasif iyiler-aktif iyiler. (35/32)

-Uykusunun denetiminden çıkamayan, vahyin denetimine giremez.

-"Hidayet Allah'tandır." diyerek oturup bekleyen atıl akla bir uyarıdır bu: Hidayet Allah'tansa talep etmek de sendendir. İstemeyene hidayet yoktur. Hidayet, ilahi rehberlik demektir. Rehberlik yol göstericiliktir. Yolcu olmayana yol gösterilmez.

-Damlasın, denize karış ki, ben denizim, demeye hakkın olsun.

-Pasif iyinin aklı, iradesi ve vicdanı da pasiftir. Akıl, irade ve vicdan pasifse yok hükmündedir. Aklı olmayana deli derler. Aklı olup da kullanmayana akılsız derler.

13 Haziran 2014 Cuma

Eskitilmiş Tavşanlı

Yaşadığımız şehri eskitiyoruz...
Deneysel ve eleştirel bir bakış.
HD izleyebirlisiniz, ne değişir bilmiyorum ama :)



Edebya Film
www.edebya.com


12 Haziran 2014 Perşembe

Ücretimiz Kime Ait?

Ücretimiz Kime Ait?
Yasin
«Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir.»

Sad
De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim.

Hud.htm
Ben, ona (peygamberliğe) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. Hâla aklınızı kullanmıyor musunuz?

27 Mayıs 2014 Salı

DOSTNAME-XVIII (Bir Gül Bana Ey Gül)

Osman Said DEMİRYILMAZ               BiR GÜL BANA EY GÜL
Ey dostunu Dostnameden okuyan dost,                                             27.05.2014
Bazen insanların çok zalim olduğunu düşünüyorum. Bilmem yanılıyor muyum?
Kin, düşmanlık, gurur, kibir, dünya hırsı, para sevdası… Birçok haslet insana yakışmıyor nedense benim gözlemlerimde… Sen, Dostnameye misafir olan dostum. Sakın ha bu insanlığa benzeme olur mu?
Uzak dur başkalarını küçümsemekten, kendini dev aynasında görmekten… Uzak dur insani hasletleri kendi çıkarları için ezip geçenlerden… Bu Dostnamede sana bir hikâye anlatmak istiyorum izin verirsen.

20 Mayıs 2014 Salı

İ.F.A.'dan yeni şiir klibi...

"SON ŞİİR" adlı şiirimize çektiğimiz klip...
Pek yakında Edebya Film'de gösterimde...

14 Mayıs 2014 Çarşamba

PARALEL BİLİNÇ (Kısa Film)

PARALEL BİLİNÇ
Film Hakkında:
Vizyon tarihi: 19.05.2014
Tür: Kısa Film
Süre: 10 Dk.
Yönetmen: M.Uysal
Oyuncular: Macit Çevikalp, Tuğba Göktaş
Senaryo: M.Uysal
Yapımcı: Edebya
Tam ekran ve HD izlemeniz tavsiye edilir.

YouTube linki: http://www.youtube.com/watch?v=6HzsHIqKOSY

Paralel Biliç (Parallel Consciousness)
Yönetmen: Mustafa Uysal
Yrd. Yön: İ.Fazıl Atabay
Senaryo: M.Uysal
Oyuncu: Macit Çevikalp, Tuğba Göktaş
Kamera, kurgu ve ses: Edebya
Müzik: Ahmet Özer
Teşekkürler...
Göbel Melisa Restaurant
Macit Çevikalp
Ali Özay
Ekrem Oral
Mesut Eldaş
Bilal Bayram
Salih Oral ve Melisa personeline
Tuğba Göktaş
E.Sadi Uysal
Kuran Okuyan: H.Hüseyin Şen
edebya.com


6 Mayıs 2014 Salı

DOSTNAME-XVII (Hazine)

Osman Said DEMİRYILMAZ                  HAZiNE

Duygularının esiri olmuş bir dosttan selam sana,                          06.05.2014

Duygu yüklü beyaz sayfalarda, kelimelerle dansımıza hoş geldin dostum.

      Sana yazmaya başlayalı çok şey değişti. Kelimelerdeki düzen sanki biraz daha güzelleşiyor her geçen gün, sanki hedefe doğru basamakları tırmanıyoruz beraberce… Bu satırlarda öğrenmek istediğimiz ve hedefimiz olarak belirlediğimiz, yaklaşımımız, felsefemiz; içimizdeki hazinelerin farkına varmak! Hayatın bir oyun olduğu öğrendiğimizden bu yana, kaçak da olsa bir oyuncusu olmaya çalıştık seninle… Bazen sahnede beni izleyen bir seyirci oldun, bazense perdenin arkasından unuttuklarımı hatırlatan bir suflör! Bazen sessizce dinledin beni, okudun karmakarışık cümlelerimi, düşündün üzerinde… Bazen alkışladın, bazen küçük bir tebessümle karşıladın, bazense gözyaşında yansıdı yazdıklarım… Ama hepsi bir oyun sanki… Perdelerin kapanmasını bekleyen bir oyun sadece.

29 Nisan 2014 Salı

DOSTNAME-XVI (İlham)

iLHAM
Osman Said DEMİRYILMAZ


Dünya hayatının fani dostluklarından
               birini paylaştığım vefakâr dostum,                    29.04.2014

Bazen duygularını açıkça yazmak istersin kalemler mani olur sana, bazense sen saklamak istedikçe kalemler yazar sırlarını… İşte benimkisi de böyle bir karalama, ben istemeden kalemler yazıyor duygularımı, mısralara ya da Dostnamenin satırlarına…
Bazen bir mısrada bir sevgili adının yerine bir gül yazılır. Ve sen dersin, ben hayatımı değil, gülün güzelliğini anlattım. Oysa kalemler oraya prensesin/prensin yerine gül yazmıştır sadece. Seni bilmem ama benim kendi yazmaya çalıştığım şiirleri tek tek inceledim. Hepsinde hayatımdan bir parça buldum, gizli ya da aşikar! Şair şiirinde mutlaka kendinden bir şeyler yazar! Bazen Gül olur, bazen Karanfil, bazen bir Çiğdem çiçeği, ya da Nazlı bir Yasemin. Bazen bir güneşe asılır anılar, bazen gökteki hilalde saklı kalır. Bazen sultanın tacında saklanır, bazen bir mektupta. Bir harf anlatır, bir sembole anımsanır, mısralara sinmiş bir koku olur bazen… Ama her zaman bir parçası hayatın.

15 Nisan 2014 Salı

DOSTNAME-XV (Alemlerin efendisine...)

Osman Said DEMİRYILMAZ

ALEMLERİN EFENDİSİNE…

Ey en sevgiliye sevdalı dostum,                15.04.2014
 (aslı 22.04.2005)

Bu haftaya özel olduğundan eski bir Dostnameyi paylaşmak istiyorum seninle… Sevgililer sevgilisine, bir gülistanda güle nar olan gönüller gibi gülümsemek, onu kendimizde hissetmek dileğiyle… Allah onun izinden bizi ayırmasın! İnşallah…

“Alemlerin Efendisine Bir Mektup”

8 Nisan 2014 Salı

ANLATILAMAYAN DUYGU

ANLATILAMAYAN DUYGU

Bazen şefkatine sığındığımız,
Bazen yalnızlığımızı paylaştığımız,
Bazen kızdığımız,
Bazense anlayamadığımız…
Bir duygu…

Nasıl ortaya çıktığı meçhul,
Ya kabul-ü adem, ya adem-i kabul,
Derslerin en güzeli, veya özel bir okul,
Öğretir!
Ama karşılığında olursun ona kul!
İşte böyle bir duygu…

1 Nisan 2014 Salı

DOSTNAME-XIV (Beklemek)

BEKLEMEK

İçimden geçenleri en iyi bilen dost,                                              01.04.2014

Beklediğin bir sevgili değildir, belki kırık dökük de olsa bir sevdadır sadece…
Bazen hayallerin, beklentilerin dökülür satırlara… Dostnameler oluşur, gözün akan yaşlar gibi ulaşır ebedi dostlara! Duyuyorum seni ey dost. Yalnız sanma kendini, Dostnameye yazmaya başladığımdan beri hissediyorum seni. Merak etme sesini duyan, ızdırabını bilen biri var!
Beklemek zordur bilirim. Bazen martılarla veda edip ayrılırken kıyıdan karşıdakilerin seni beklediğini hissedersin. Ayrılmak kıvrılır içinde masumca, onu hissederken göremezsin bekleyenleri, ayrılık uzaklaşınca senden o zaman ortaya çıkar yine bekleyenlerin…

♥… KIŞ ŞEHRİM …♥ (İ.F.A.)

27 Mart 2014 Perşembe

Cumartesi Pazarının Geçmişi ve Bugünü


Cumartesi Pazarının Geçmişi ve Bugünü
Mustafa Uysal
Tavşanlı’da Cumartesi günleri kurulan pazar ilk günden beri hep dikkatimi çekmiştir. İlgiyle izlerim pazarı. Dilden dile dolaşan bir efsane vardır ve o efsaneye göre bakarım pazara. Derler ki, Ege Bölgesinin en büyük açık halk pazarıdır burası. Ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. Bugünkü veriler elimde ama başka yerlerdeki pazarları görmediğim için net bir şey söyleyemiyorum. Epey büyük bir sebze-meyve ve konfeksiyon pazarımız var, bu doğru. Bunun bu haliyle övünülecek bir şey olup olmadığı ise apayrı bir konu. Burasıyla ilgilenmiyoruz şimdilik. İlgi alanımız cumartesi günleri kurulan bu pazarla ilgili sorular: Ne, nerede, ne zaman, nasıl, neden, kim? Bu pazarın geçmişi ve bugünüyle ilgili küçük bir araştırma…

24 Mart 2014 Pazartesi

DAĞLARA KEM DÜŞENDE

DAĞLARA KEM DÜŞENDE
Ahmet Mus’ab GAVURDAĞLI
Günümüzde cereyan eden olayların, bizzat yaşadığımız dönemlere denk gelmesi bizleri ilahi imtihan açısından pek zorlasa da,Hz.Osman,Hz.Ali,Hz.Hüseyin dönemi gibi daha cafcaflı dönemlere göre daha az da olsa rahatlatıyor.Nedeni ise çok basit.Fitnenin zuhur ettiği dönemlerde yaşama refleksinin zorlukları.

Acı olan nedir biliyor musunuz? En ağır eleştirilerin kendi cephenizden saydığınız insanlardan gelmesi,dünün düşmanlarının, bu silinen dostlukların yerini allı pullu doldurmasıdır.Gerçekten ibretamiz olaylar dönemini bizatihi yaşıyoruz.

Dost acı söyler der büyüklerimiz.Bu acıdan maksat dostu yerle yeksan edip,yok

11 Mart 2014 Salı

♥… İYİ, KÖTÜ …♥ (İ.F.A.)

BAŞLIĞI SİZ KOYUN

BAŞLIĞI SİZ KOYUN
Feza Ay
Yazı yazmak için çıktıysan yola hele her hafta için tekrarlıyorsa bu olay, tıkanmadan yeni bir şeyler bulmak gerekiyor. Amatörce yazarken, yeni bir şeyler öğrenirken ya da yazmak için ortaya sunacağınız malzemeyi ararken inanın kendinize çok şey katıyorsunuz. Bunları anlatmak için bile bakın bir paragraf çıkıveriyor karşınıza. Samimi bir şekilde paylaşımda bulunurken seni ve bu köşeyi niçin okuyalım sorunuza karşılık olarak ‘ciddi anlamda bir kişi dahi olsa ona faydalı olma’ amacı duracak karşınızda.

Bu yüzden kendimi ve düşüncelerimi; ukalalığın kenarından dahi geçirmeden yaratıcımın bana verdiği bu yeteneği, kimseyle kıyaslamadan okuduğum etkilendiğim her

28 Şubat 2014 Cuma

II. Mağrip -Türk Kültür ve Ekonomi Forumu Heyecan Yarattı



II. Mağrip -Türk Kültür ve Ekonomi Forumu Heyecan Yarattı

Fotoğraflar şu linktedir: https://www.facebook.com/edebya/media_set?set=a.10202858287080156.1073741873.1291192320&type=1&l=9751c7aa98

20-25 Şubat 2014 tarihleri arasında ikincisi gerçekleştirilen Mağrip -Türk Kültür ve Ekonomi Forumu Tunus’ta gerçekleştirildi. Türkiye’den geniş bir ekibin katıldığı toplantı büyük bir heyecana sebep oldu. Libya, Tunus, Cezayir, Fas ve Moritanya gibi ülkelerin katılımı ile gerçekleşen forum güzel işlerin başlangıcı olacak nitelikteydi. 5 gün boyunca katılımcılar farklı dillerle irtibat kurdular ve birçok konuda anlaşma imkanı buldular.

27 Şubat 2014 Perşembe

Mağrip -Türk Kültür ve Ekonomi Forumu TUNUS

Forumla ilgili fotoğraflara şuradan ulaşabilirsiniz: FOTOĞRAFLAR
Gözlem notları daha sonra yayınlanacaktır. 


12 Şubat 2014 Çarşamba

GÜZ BARİKATLARI

GÜZ BARİKATLARI


            Bariz sükût esaretlerinde kalmış bir mevsim dönemecinde bekliyordu adam. Yıldızların avcılığından bihaber, gökyüzünden ilham topluyordu kâğıdına. İçine içine yazıyordu şiirlerini. Ağlanılacak bir hüzün yoktu. Ama ağlıyordu. Güneşli yaz günlerine inat yaşarıyordu gözleri. Bir murada, bir rüyaya, bir hayale sarılışların bilmem kaçıncı güz dönümü…

21 Ocak 2014 Salı

DOSTNAME-XIII (Çocukcuk)

Osman Said DEMİRYILMAZ                                       ÇOCUKCUK

Selam sana yüreğinde o çocuğu taşıyan dost,                          21.01.2014

Bir fotoğraf sadece ama üstü küllenmiş bir kor ateş gibi. Sen de gördün biliyorum. Herkes gördü… Yüreği sızlayanlar neden bu kadar az, ya da neden bu kadar kayıtsızız bu çocukcuğa… Yoksa kendi çocuğumuz değil nasılsa mı deyiverdik, kolayca vicdanımızdan sıyrılmak için. Evet dostnamenin satırlarında kendini okuyan dost, dön içine, duy kendi sesini… Acaba bu zulme ne kadar kayıtsız kalacaksın. Ya senin olsaydı bu çocuk, senin oğlun, senin kızın, senin kardeşin olsaydı? O zaman bakabilecek miydin bu sahneye böyle kayıtsız?!
Bir kıvılcım ister hayat bazen, ama kıvılcım söndürülemezse, fark edilemezse yangın olur yüreklere sıçrar. Zalim zulmüne ses çıkarılmadıkça doğru yaptığını sanar, şeytana dost olur da gözü hakkaniyeti görmez olur. Ancak zulüm devam etmez elbet bir gün son bulur. Zulme seyirci olanlar, yangını fark edemez çoğu zaman, sanal zanneder, kurgu zanneder. Hele bir de sıklaşınca yapılanlar, normalleşmeye başlar artık; ki işte o son noktadır. O noktadan sonra olanları normal gören herkes zulme ortak olur. Kimi şeytani düşüncelerle, kimi bizzat destek olarak, kimi ses çıkarmayarak, kimi sadece seyrederek ortak olur. Olma dostum sen olma ortak. Önce şeytani düşüncelerden arın, destek olma, seyirci de kalma… Zulme rıza gösterenlerden olma!

18 Ocak 2014 Cumartesi

Yusuf Kıssasının Günümüz için Önemi

Yusuf Kıssasının Günümüz için Önemi
Sema Aydoğan
Bu hafta bu yazımız bu konuya dair olsun ne dersiniz? Neden mi? Evdeki günlük programları takip eden annelerimize,programlarda yöneltilen sorularısorsak neler neler anlatırlar bize. Duyduklarımız üzücü olabilir ne yazık ki, ibretlik olarak kendimize pay da biçebiliriz elbette benden söylemesi size.

Yusuf (a.s )’nin kıssasında bildiğiniz üzere kardeşlerinin ona yaptığı kötülükler ve onun zindana girmesi de yer alır. Demem odur ki fitne, fesatlık, hasetlik insanın iradesini zapt- u rapt altına alarak; yapılmayacak, duyulmayacak, hayretlere düşürecek şeylere neden oluyor. İnsanız hepimiz evlerden ırak diye halk içinde yaygın sözümüze binaen halet-i ruhaniyemizi sürekli kolaçan eden ürpertici, hilebaz fısıltılar bizlerden ırak olsun diyelim. Yaygın hastalıklar denilince kronik hastalıklar akla gelir ya göremediğimiz ama günümüz için ciddilik arz eden manevi kronik hastalıklara işte bu yüzden bir reçete, bir çaredir kolları İlk önce işe kendimizden başlayarak sıvamalıyız.

11 Ocak 2014 Cumartesi

YÜREK KİRLİLİĞİ

YÜREK KİRLİLİĞİ
Sema Aydoğan
Bir an olmasın ki kimse kimseyi didiklemesin. Biri olmasın ki başkasının hakkında söylenenlere şahit olmasın. Aaa o kadarı da olur mu! Bak bak o da öyle yapmış.

Söylenenlerin çekiciliğinden midir nedir bal yemekle eşdeğerdir anlatılanlar o an. Ama ya sonra... Durup düşünüldüğünde aslında o kişinin hakkında söylenenleri dinlemenin faydası var mıdır diye? Laf lafı açar, lafa birse dokuz daha katılır ortalık dedikodudan geçilmez. Gıyabında konuşulan kişiye herhangi bir zarar dokunduğunda laf katanlar vardı ya işte onlar bir anda onun iyilik meleği oluverir. Geçerler başına akıl verenler mi ararsınız teselli edenler mi... Kıvılcımdan çıkan kavgada bir an sıyrılmaya çalışanlar da olmaz olur mu hiç ?

Görünmez bir aynanın her zaman iş başında olduğu hesaba katılmaz biz insanoğlu tarafından. Kim ne yaparsa yapsın karşısına mutlaka o çıkıverir. Aynadaki olanlar bu sefer göz önünde kendi başına gelmiştir. Yürek kirliliği, kırgınlık, yorgunluk zamanında bal sandığımız parmağımızı bir
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...