3 Aralık 2013 Salı

DOSTNAME-IX (YALNIZLIK)

Osman Said DEMİRYILMAZ
YALNIZLIK
Selam sana ey beni yalnızlıktan kurtaran,                             03.12.2013

     Dostanamelerle buldum kendimi. Nasıl diye sorma! Yaşadıklarım adeta beni kendimden bile çekinmeye zorladı. Göremedim etrafımdakileri, soramadım kimseye “neden böyle?” diye… Kapandım içime, saklandım herkesten. Hatta senden bile… Dostnamede okudun beni; yaşam kırıntılarımı, hayal kırıklıklarımı, acılarımı, yalnızlıklarımı. Sen beni siyaha bürünmüş gördün. Sordun hep neden siyah diye… Anlatayım sana siyahın arkasında gizlediklerimi, Dinle!
Sezen Aksu sever misin? Sanki ondan bir şarkı mırıldanınca kendi yaşadıklarıma gider gibi oluyorum. Üç buçuk yaşındaydım daha babamın kan kanserinden artık yanımda olmayacağını öğrendiğimde… Hayat onun gölgesinde fark edilmiyormuş, o gidince anladım.
Daha küçücükken tanıştım kemik erimesi denen hastalık ile. Ben dişlerimden olduğumda, arkadaşlarımın yeni dişleri çıkıyordu. Şimdi hepsi takma, ya çürük çıktılar ya da döküldüler! Lise 2.sınıfa kadar hep simsiyah dişlerimi saklamaya çalıştım akranlarımdan. Sevgilim olmasın istedim, görmesin dişlerimi. Görmek de istemediler zaten, arkadaşlarım bile. Sense bana: “Siyahı neden seviyorsun?” diyorsun.
İçime kapandığım günlerde, bir de savaş alanı gibi mücadelelerin yaşandığı, 12 çocuk 3 aile beraber kaldığımız küçük ama katlanılması mecburi, babaannemin evinden de amcam tarafından kovulunca anladım yalnızlık kelimesinin gerçek anlamını bir kez daha. İnsanlardan biraz daha uzaklaştım böylece… Şimdi oturduğumuz kiralık evimizde annemin büyük özverisiyle, kardeşlerimle hızla büyüdük, buna büyümek denirse: çünkü büyümekten çok içimde yalnızlığımı büyüttüm. Ben o gün bugündür en çok yalnızlığı sevdim. Beni hiç terk etmedi.
Şimdi okuduğum kentte yalnız kalıyorum. Birkaç kitabım var, bir de şu benim gibi yalnız emektar daktilom. Ona dokununca çıkan sesler ile avuttum yalnızlığı, onun başında mum ışığında yazarken alıştım gecelere… Bu Dostnamede benim için bir kaçış oldu. İnsanlardan kaçalı çok oldu da, yalnızlıktan böyle kaçabileceğimi hiç düşünmemiştim. Sen tutacaksın galiba ellerimden satırlarınla… Bir Dostname bu demek değil midir? Paylaşmak satırlarda her şeyi; yaşamı, duyguları, sırları, arzuları, yalnızlığı… Paylaşmak seni sen yapan her şeyi… Bir türkü vardır bilir misin “Ela gözlüm ben bu ilden gidersem…” diye başlar; babam bunu çok severmiş. Bende hep bir yalnızlık uyandırır gitmeler! Sen gitme, bende kal. Dostname olsun aramızdaki bağ. Şimdi bu Dostname ile oku hayatı, duy kelimelerin sana fısıldadıklarını… Hisset yaşananların bende bıraktığı izleri. Keşfet sırlarımı. Ama sus, kendinde sakla benden arta kalanları. Kalbimde çiçekler açmalıydı. Saf hiç koklanmamış. “Gelincik” koymalıydım adını, hangi çiçek olursa olsun. Kimseler dokunmasın isterdim, sessizce büyüsün içimde bir gelincik gibi, kaybolsun yine sessizce, gitme vakti gelince… Yalnız, yalnız kalmalıydı sadece. Karmaşık cümlelerimin faili olan karmaşık düşüncelerimden ötürü beni bağışla. Yalnız bırakma!
Dostname ile yazmak bana senden bir selam, sıcak bir gülümse… Kendimi aradığım yalnızlığıma senden kısa bir mola… Sen yazdığın sürece ve nokta koymadıkça dostnameye, ben de yalnızlığımı dostnamede yaşayacağım. Tabi sağlığım müsaade ederse… Ellerim daha iyi yazmama müsaade edince, devam ederim. Emin ol bazen parmaklarımı hissetmediğim günler oluyor. Ağrılar katlanılamaz hale geldiğinde ben istemesem de ara vermek zorunda kalıyorum. Ela bir bakış hatırına, senin hatırına seni yaşadım bu dostnamede… Yazmayı seviyorum. Galiba yalnızlığıma çare olan bu Dostnamelerin, şimdi en anlamlı kuralını uygulayacağım, tekrar devam edebilmek adına nokta koymayacağım (  )                                                          
 Osman Said DEMİRYILMAZ
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...