16 Kasım 2013 Cumartesi

KUZEY-GÜNEY

KUZEY-GÜNEY

Halil Oral/Tavşanlı
İzmir-Ankara demiryolu bizim ilçeyi doğudan batıya bıçak gibi ikiye böler. Demiryoluna neredeyse paralel, şehirlerarası karayolu da aynı biçimde uzayıp gider. İlçenin nüfusça yoğun üç mahallesi de demiryolu ve şehir geçiş yolunun güney kesiminde kalır. Şehir bu haliyle ekvator çizgisinin güneyi kuzeyi gibi. İnsanından bahsederken kuzeyde ve güneyde yaşayanlar olarak bile tarif edilebilir yakın gelecekte. Hatta iki kapı yerleştirilip vizeye bile tabi tutulabilir giriş çıkışlar. Doğal ve coğrafi bir bölünme demiryolları tarafından gerçekleştirilmişken güney yakasına farklı bir ad koysak yerinde olur mu bilmem ki?. Mahalli seçimler yaklaşırken aday

sayılarını da çoğaltmış olur muyuz, oluruz. Güney ve kuzey belediye başkanları, karşılıklı yerel yöneticiler, demiryolu hattında buluşup ortak sorunların çözümü için görüşmeler de oluşturabilirler. Bayramlarda demiryolu çitlerinin aralığından insanlar karşılıklı el sallayıp şeker atabilirler. Bu esnada basın için ilginç görsel kareler de çıkabilir mesela. Uğurlanma ve karşılanmalarda duygusal anlar uzadıkça gözyaşları demir yolu hattında pek çok otsu bitkinin çoğalmasına bile neden olabilir. Olur mu, olur.. Doğal sınır hattı kendiliğinden oluşmuşken güneyin, kuzeyden ayrılmasının referandumu kalıyor geriye. Bunu da yapmak lazım mı, lazım. Lazım değil denirse kent merkezine ulaşım hatlarını gözden geçirmek gerekmez mi?. Bir beldeye kara ve demiryolu bağlantılarının zenginlik katan, kolaylık sağlayan yanları mutlaka var. Bu zenginlik ve kolaylık şehrin insanlarına nefes aldıracak boyutta kalmalı. Kalmıyorsa teknolojinin kolaylıkları devreye sokulmalı. Demiryollarını severdim. Yol boyu traverslerin üzerinde onca adım atıp şarkılar söylediğimde olmuştu. Uzayıp giden vagonlara hayaller, umutlar, sevdalar, hasretler, sevinçler, hüzünler yükleyip durmuştum yıllarca. Sevmiştim, sevinmiştim çoğu kez. Ya şimdi? Bendeki bedeni böldü ikiye. Yollarımı yordu, bağlar kurdu geçişlerime. Oldu mu ya!. Nerde benim sevmelerim. Nerde benim, benden bilmelerim?. Bölmeyi, bölerken zKUZEY-GÜNEY bölüşmeyi de düşünürdüm çoğu kez. Böylesine bölmeler yürekleri bölüyor ne acı? Bölmeler sınır koyuyor durduk yerde düşüncelere. Bağ kuruyor adımlara. Şimdi seçim zamanı. Kim çözecek ayak bağlarını. Sınır hatlarını kim kaldıracak?. Bütünleşme kapılarını kim çoğaltacak? Güneyle kuzeyin buluşmasını kim kolaylaştıracak? Kim batırıp çıkaracak, kim kaldırıp uçuracak görmek gerek. İnsanlar birkaç geçişe mahkûm olmuşken; sınır çizmeyen, kime, neye, hangi geçişi, hangi tür teknoloji öneriler arasına girecek duymak gerek. Duyarken sevinmesi gerek. Sevinmiyorsa, sevindirilmiyorsa ne anlamı olur ki söylemlerin. Demirköprü sahasında başlayan sınır hattı Karakova’yı aşıyor. Aştıkça şaşıyor, şaşırıyor insanlar. Şimdi çözüm üretme vakti. Demiryollarını parmaklıkla kapatmak yetmez. Bunu yapmak kentin insanlarına işkencedir. Bölerken, bölüşmemektir. Basit alt geçişler, demirden mamul küflenmeye meyilli üst geçitler bile yakışmaz artık bu kentin insanlarına. Daha çağdaş, daha görsel, daha çevreci projeleri ummak hakkıdır insanımızın. Basit alt geçitler insanımıza yaraşır gözükmüyor.illaki alt geçitse trenler gitsin alttan. Demiryolunun güneyinden kaç lise öğrencisi şehir merkezine geçiş yapıyordur. Kaç taşıt fazladan yol alıp yakıt tüketiyordur. Hesapları çoğalta çoğalt. Ya manevi boyutu? Düşünecek çok şey var. Önemli mi önemli. Sağlıcakla.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...