24 Kasım 2013 Pazar

Bir Yıldız Kaydı Gökyüzünde

Bir Yıldız Kaydı Gökyüzünde (Arşivimden)
Sema Aydoğan
Hayatımızda bazı tuhaflıklar olur ya size tuhaf gelecek mi bilmiyorum ama tuhaf olan bu hadiseyi sizinle paylaşmak istiyorum. Nedendir bilmediğim içimden bir ses bir yıldız kaydı gökyüzünde diye tekrarlıyordu anladım ki bu hafta yazım bu cümleye dair olmalıydı. Ama nasıl, ne yazabilirdim derken babamın kitaplarını karıştırmaya başladım. Füsun SAKA’nın ‘’Sen Yeter Ki İste’’ kitabı geçti elime. Füsun SAKA’nın kim olduğuna da bir göz attım. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sistematik Felsefe Bölümü mezunuydu. Sayfaları çevirdiğimde ilk hikaye, o da ne içimden tekrarladığım aynı cümle bir başlık halinde karşımdaydı; ‘’Bir yıldız kaydı gökyüzünde.’’. Hemen okumalıydım, çünkü paylaşmam gereken önemli şeylerin olduğuna inandım. Belki de birilerin bir yerlerde ihtiyacı olabilirdi terapi niyetine =)

Her gün yanımızdan onlarca kişi geçiyor tanımadığımız. Ama hiçbirimiz birbirimizin acılarından haberdar değiliz. Keşke bu acılar için bir merhem olsa ama görüyoruz ki zamandan başka merhem olabilecek bir çare olmuyor kimi zaman.

Kitabımızda yer alan psikoterapi öyküsüne gelirsek bu öyküde Füsun SAKA’ya gelen ünlü bir oyuncunun hayatı yer alıyor. Kim olduğunu bilmediğimiz bu ünlü oyuncu bir mektup yazarak geliyor Füsun SAKA’ya. Bu mektubun dikkatimi çeken yerlerini sizlere aktarabiliyorum ancak.

Duvarlara insan resmi çizdiğinden ama resimde hiçbirinin gözlerinin olmadığından, birbirlerine bakmadığından bahsediliyor bu mektupta. Sonra kimseyle konuşmamaya başlıyor resimin sahibi. Nedeninde ise babası, toplumun karşısında rahatlamak için annesini evliliğe ikna ediyor. Annesinden, evlendikten sonra ayrılmaya söz verdiği için babasıyla evlenebildiğini dinliyor küçüklüğünde dolunaylı gecelerde. Hayata dair bir önyargı oluşuyor onda artık evlenmeyecektir ve sonsuza kadar istenmeyen bir evliliğin çocuğu olarak yalnızlığa mahkum edilecektir. Okula gitmek zorundadır ve derslerinde başarılıdır. Babası annesini dövmektedir. Okula kirli giysilerle, bavuldan bozma bir çantayla, önleri delinmiş bir ayakkabıyla, kısa ve özensiz saçlarıyla ve hiç gülmeyen gözleriyle gitmektedir o küçük yaşında. İşte böyle derken üniversiteye başlar, biriyle tanışır. Birbirlerini çok severler ama oyuncu olduğu için erkek arkadaşı görüşmelerinin giderek gizlemeye başlar. Ve bir gün yalnız dolaşmak istediğinde okul yıllarında bir arkadaşı ile karşılaşır, laflamaya başlarlar. Arkadaşı bir sen kaldın herkes evlendi der. Bunun üzerine şaşırır ne yani bir ben mi kaldım diye sorar. Arkadaşı, evet bak senin erkek arkadaşın bile evlendi hem de 7-8 ay oluyor, nikahta seni göremedik de ünlü kadın ne de olsa işi gücü vardır diye düşünmüş olduklarını ona söyler. Bu cevabın üzerine kolaylıkla tahmin edebileceğiniz üzere oradan nasıl ayrıldığını bilemez hale gelir ve hikayemizin sahibi eve de kendini kapatır. Erkek arkadaşının mesajlarına, aramalarına cevap vermez. 2 hafta sürecektir bu hali. En sonunda cesaretini toplayıp ona bunu neden yaptığını soruyor. Cevabı da: ‘’Seni sevdiğim kadar kimseyi sevmedim, evlendiğim o kızın bana ihtiyacı vardı, ailelerimiz tanışıyor ve uzaktan akrabayız. Seninle evlenseydim ailem sorun yaşatırdı, bir oyuncuyu istemezler biliyorum senden vazgeçemeyeceğim için sakladım.’’ oluyor.

Sonra, sonra ve sonra…

‘’Bazen insanın kötü bir yıldızı olur bunu aradım hep gökyüzünde belki ben senin kötü yıldızınım artık kaymam gerekiyor.’’ dizeleri yer alıyor kitabımızda.

Terapistimize yazdığı mektuba yer verdikten sonra işte temas etmemiz gereken en önemli noktalara yani terapistimizin söylediklerine geliyoruz: ‘’ Kendimizi değerli görmek için neden başkasının onayına ihtiyacınız var ki? Her öykü mutlu bitmiyor değil mi? Her yarayı saracak merhem vardır?’’

Terapistimiz bunları söyledikten sonra oyuncumuza zaman içinde kendisinin sevmenin ne kadar önemli olduğunu öğretiyor. İyi ve kötü zayıf yanlarıyla insanın kendisini sevmesi halinde yaralanmalarının azalacağını gösteriyor. Ailesi ile sorunlarının olduğu zamanda bırakabilmesini başarmasını sağlıyor. Ne pahasına olursa olsun bir aileye sahip olmaktan önce sevgi dolu bir beraberliğin önemini kavratıyor ve hayata güvenmenin sorunların çözümünde başlangıç olduğunu gösteriyor. İyi Haftalar diliyorum hepinize!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...