24 Ekim 2013 Perşembe

VERİ AÇIK KALIRSA CEREYAN YAPAR MI?

VERİ AÇIK KALIRSA CEREYAN YAPAR MI?
Mustafa Uysal

Kişisel bilgilerin korunmasının ne anlama geldiğini toplum biliyor mu veya ne kadar biliyor?
Daha da önemlisi ne kadar önemsiyoruz?
Belki toplumun çoğunluğunun umurunda değil ama geleceğimiz adına çok önemli bir konu olduğu için son değişikliklerle birlikte Anayasamıza bile girdi konu. Önce maddeye bakalım:

“MADDE 20 - KİŞİSEL BİLGİLERİN KORUNMASI
Kişisel bilgilerin korunması
(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere
erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”

Bu maddede yazılanların önemi hakkında uzun uzadıya yazmaya gerek yok ancak bu maddenin bizi nasıl ve ne kadar koruyacağı konusu epey su götürür.

Artık dünyanın gittiği yön tamamen dijital ve bilgi en önemli ve en pahalı nesne haline geldi. (Bilgiye nesne dediğimi biliyorum ve bunu sonra tartışırız.) Her şeyimiz dijital olarak kodlanıyor ve saklanıyor. Eskiden bir bilgiye ulaşmak için kilit altındaki odalardan kilit adlındaki defterlere ulaşmak zorundaydınız ama şimdi bu iş, bulunduğunuz her yerden yapılabilir hale geldi. Dijital alemin de bir kilidi elbette var ama kilit olan her yerde anahtar da vardır. Bu anahtarı elde etmenin de yolları var. Hatta zor değil diyebilirim.

Bir kuruma verdiğiniz bilgilerin hiç alakasız diğer kurumdan size telefonda tekrarlandığını ve bu bilgilere dayanarak kampanyalara sürüklendiğinizi biliyorsunuz. Hemen hepimiz bunu yaşadık. Bir keresinde devlet kurumuna verdiğim bilgilerin özel bir şirket olan internet ve tv şirketi tarafından telefonda okunması ve kampanyaya katılmam talep edildiğinde sormuştum bu bilgileri nereden aldıklarını. Telefondaki hanım eveledi geveledi. Bu bilgilerim ya satıldı yahut çalındı ve o şirketin eline geçti. Ne olacak şimdi? Sadece o şirketle mi kaldı, hayır. Daha pek çok kişi ve kuruluşun elinde cirit atıyor kişisel verilerim. Anne kızlık soyadı ile hesap sorgulaması, para çekimi, şirket kurulumu yapılan bir dönemde yaşıyoruz bu bilgilerle neler yapabileceklerini hayal bile edemiyorum. Bu işin görünen kısmı. Bir de korsanlar (hackerler) var. Onların ellerine geçen bilgilerin ne olduğunu hiç bilmiyoruz. Ne amaçla kullanabileceklerini de bilmiyoruz henüz. Peki, bu anayasa maddesi tam olarak beni nasıl koruyor?

En kötüsü de kişilerin bu bilgileri kendi elleriyle paylaşıyor olmaları. Daha sosyal ağ şifrelerini koruyamayan bizler nasıl veri güvenliği konusunda dertlenebiliriz ki? Kendimiz sosyal ağlarda en ince ayrıntısına kadar bu bilgileri zaten paylaşıyoruz, evet. Bunu hangi amaçla yapıyoruz bilmiyorum ama bu yönde gizli bir teşvik var. Tam doğum tarihi, ili, ilçesi, okulu, eğitim ve iş hayatı hatta özel hayatının tamamı sosyal ağlarda artık kişilerin. Bu ortamda bu yasanın bir kez daha ortada duruyor oluşuna bakmak lazım. Hukukçu ağzıyla şöyle cevap verirler tahminim: Yasa var ve işliyor, insanlar hata yapmasınlar. Yapılan hatalar da bu yasa kapsamında düzeltilir. Falan filan… İş işten geçti bile aslında. Bütün kişisel verilerimiz bilgilerimiz ortalıkta şu an. Kullanılmasının önüne geçmenin de yollarını aramalıyız acilen. Dolandırıcılık yöntemlerinin en önemli unsuru bilgidir. Bu bilgi de zaten orta yerde. Peki, önemli mi dolandırıcılık? Bana sorarsanız diğer endişelerimin yanında en hafifi hatta en az zararlı olanı dolandırıcılık. Geleceğimizi karartabilecek hatta bir toplumun geleceğini karartabilecek işlemler yapılabilir o bilgilerle.

Sosyal ağlar toplumu tehdit ediyor belki ama toplumların işlerini de kolaylaştırıyor. Sosyal ağlar her şeyin dışında fakat tam hayatın içinde. Sizce de garip değil mi? Her tür sorumluluğun dışında olacaksın ama bir yandan da hayata müdahale edeceksin… Hayır, sosyal ağlar yasaklansın, kontrol altına alınsın, gözetlensin demiyorum. Bu hem mümkün değil hem demokratik ve insani değil. İnsanlar dijital çağa hazırlanmalı. Bunu nasıl yapacağımız üzerinde kafa yormalıyız.

Musluğu bile dijital bir sistemle açar hale geleceğiz önümüzdeki süreçte. Aracımızı uzaktan idare edebilecek sistemler var. Buna ne kadar hazırız? Anayasa maddesi yeterli mi bu gelecek için? Bilgisayar ve akıllı telefonlar vasıtasıyla artık bilgiyi her yerde işleyip paylaşabiliyoruz, kullanabiliyoruz. O zaman bilgi üzerine daha çok yatırım yapmalıyız. Ve yapacağımız ilk yatırım çit çekmek olmalıdır. Tarlayı ekmeden ve sürmeden önce çit çektiğinizi hatırlayın ki biz bilgi çağında ekilmiş bir tarlayı korumaktan söz ediyoruz artık. Geç kaldık ama henüz dönebilecek mesafedeyiz. Bütün şirketlerimizin verileri, bütün işletmelerinizim ticari bilgileri, çocuğumuzun bütün notları pamuk gibi atılmadan önce (ki, atıldı belki) bir şey yapmalıyız. Emin olun bu şeyi önce siz yapmalısınız. Neyi korumanız gerektiğini öğrenerek başlayabilirsiniz örneğin.
231013


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...