15 Ağustos 2013 Perşembe

RESİM


RESİM
Sema Aydoğan
Bir şey istesem senden yapabilir misin acaba? Duvara bakabilir misin? Şimdi önündeki duvara baksan, kendin için bir oyundaymışsın gibi ya da bakmasan bile gözlerini yumup hayal edebilir misin? Ne görüyorsun? Gördüğün her neyse hiç kaybetme onu, büyüt büyüt koskocaman yap. Ne hissediyorsun? Ondan başka bir şey görebiliyor musun? Ah her yeri kaplasın şimdi. Tamam dur bekle biraz. Oyun biraz da bende. Renkleri öyle koyu yapıyorum ki şimdi ne hissettiğini görebilmen için. Dinle biraz içindekiler ne diyor, korku mu veriyor sana, ızdırabın içinde misin? Şimşekler mi çakıyor orada, okyanusun ortasında kalmış batmak üzere misin, ne gözüküyor bak bakalım bir daha. Yardımcı
olayım mı sana? Tahmin edeyim dur biraz: Ahh sen yok musun sen ne çok yıldın hayattan hem de çok yoruldun değil mi? Elin kayıp gitse düşecek gibisin? Hani birde yüreğin ortasına koskoca bir şey çöktü terk etmeyecek cinsten, omuzların düşük, yüzün asık ruhun kasvetli. Tamam, tamam keseyim bütün bunları. İçin bunaldı mı? Tamam sustum ama yalnız kalsan içindeki ses susar mı? Niçin hep konuşup duruyor niçin hem de durdurak bilmeden, hiç yorulmaz mı o ses? Önündeki duvara kötü bir resim çizdirdim sana, gördün mü? Kötü renkler kullandırdım az önce, koyu karanlık kötü bir resim çıktı karşına. Haydi gel şimdi bu kötü resmi yak gitsin. Yeniden bak duvara, bu sefer bembeyaz bir sayfayı büyüt büyüt, her yer bembeyaz olsun sağın, solun, arkan. Haydi at artık yüreğindeki çöküntüyü bir kenara. Ne kadar hafiflediğini hisset duyumsa. İçine gir şimdi o tuvalin, istediğin renkleri kullanmakta serbestsin; kırmızı, pembe, mavi; çiçekler var kenarda, onları istediğin renge dönüştürebilirsin. Haydi şimdi o havayı çek içine doya doya, sinirlerin gevşesin. Bırak artık bütün üzüntülerini bırak, bin kere haline şükretmelisin. Fırça aldın eline madem bu oyunda bir resim yaptığında bir şey dedik mi sana? O zaman ben de fırçalasam seni bu yazıda sen de bir şey demezsin değil mi bana? (= Nedir bu pervasızca sitemlerin? Nedir bu küskünlüğün? Nice insanın yerinde olmak istediğini bilmelisin. Hem yoktun ki sen neyin sahibisin? Sermayen yokken niyedir bu ortaklığın? Neyedir? Yokluk da nimet, yok diye varlığına niye küsmektesin? Senin bu isteklerin ne zaman son bulacak? Aza kanaatin yok, hep en iyisi, hep daha fazlası diye diye ölüme gitmektesin.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...