28 Temmuz 2013 Pazar

DÜŞÜNÜ-YORUM-

DÜŞÜNÜ-YORUM- OsmanSaidDEMİRYILMAZ

Bazen düşünüyorum,
Yorum; Neler düşündüğümü yorumluyorum…
Aslında dünyada değer verdiklerimizin arkasında neler var, düşünüyorum…
Düşünüyorum da aslında düşünmediğimi fark ediyorum. Bazen sadece sahip olmak için, bazense başkalarının sahip olmalarını kıskandığım için istiyorum, alıyorum, ödüyorum ama nedense pek düşünmüyorum. “İhtiyacım var mı buna!” demiyorum. İstiyorum, alıyorum, ödüyorum. Her istediğim için biraz daha hırslanıyorum, Her almak istediğim için biraz daha çalışmak zorunda kalıyorum. Her ödeme için biraz daha kazanmak zorunda kalıyorum. Bu nasıl bir döngü anacak düşünmeye başlayınca fark ediyorum. Garip ama gerçek bir çoğunuz da benim gibidir eminim. Aslında düşününce sıkıntı kalmıyor. Ama düşünmeden gerçekleştirince düşünmeye fırsat bulduğum ilk anda neden diye sorarken buluyorum kendimi… Neden? Yaptıklarımızın bedelini öderken düşünmek yerine bir de düşündükten sonra yapmayı denesem aslında daha mutlu olacakmışım gibi geliyor bazen… Düşünüyorum. Doğrusu bu…
İnsan nisyan kökünden türemiş ya hani… Nisyan, yani; unutan… Her istediğimde, düşünmeyi unutuyorum. Her almaya kalktığımda düşünmeyi unutuyorum. Her ödeme vakti düşünmek geliyor aklıma ama düşünmeye pek de fırsatım kalmıyor sanki…
Biraz düşününce, değer verdiğim birçok şeyin arkasında kıskandıklarım, hırslandıklarım, düşünmeden edindiklerim olduğunu görünce hayıflanıyorum. Dur demediğime hayıflanıyorum. Dur ve Düşün! Bu kadar basit; düşününce…
İnsan nisyanını bir kenara bırakınca fark ediyor, bindiği dalı kestiğini… O vakit anlıyorsun; bu dünyada aldığın her şey sana biraz daha ağırlıktan başka bir şey katmıyor. Her aldığınla biraz daha ağırlaşan bedenin bindiğin dalın yükünü arttırıyor, telaşında katmerlice artıyor. Yükün hafifse kaygında azalıyor, paralelinde de mutluluğun artıyor. Kıskanarak, arzulayarak aldığın bir otomobil, çalındı mı çizildi mi kaygılarından uzak olursun olmazsa düşüneceğin bir otomobilin… Yakıt kaç kuruş oldu demezsin mesela… Vergisi, Algısı, Muayenesi, Kaygısı, ıvır zıvır vakti geldi demezsin, düşünmezsin böyle garip lüzumsuz lüzumlulukları…
Düşünsene yoksa araban tek kaygın arabam olsun olur… o kadar! Düşünsene ne çok yükümüz var omuzlarımızda… Düşünsene artık vakti gelmedi mi sırtımızdaki lüzumsuz yüklerden kurtulmanın!
Düşünsene yüce yaratıcı seni senden daha fazla biliyor! Gereksinimlerin için ne gerektiğine bakıp, doğarken bu gereksinimlerinle seni dünyaya getiriyor. Mesela duyman gerek, kulakların oluşuyor, görmen gerek, gözlerin… Yürümen için ayakların, tutman için ellerin… Düşünmen için zihnin! Düşünsene ihtiyacın olan var zaten… Tam teçhizatlı geliyorsun dünyaya…
Şimdi sen de düşünüyorsun, yemek, ya yemek ne olacak diyorsun! O gelmiyor değil mi senle! Doğru düşününce onu da anlıyorsun. Kâinatın efendisi; “insanoğluna belini doğrultacak kadar yemek yeter!” diyor. Düşünen beyinler, bilim adamları; “insan için 300 gram yeter!” diyor. Garip, demek ki 300 gram bizi taşımaya yeter, fazlasını biz taşıyoruz malasef… Düşünsene akşam yemeğinde ne kadar yediğini?!
Perdenin ardı perde, perdenin ardı perde,
Her siper aşıldıkça gaye öbür siperde… (NFK)
Fazlası daha fazlası diye diye elimizdekinin kıymetini kaybettik. Annemin bu kadar mutfak eşyası yoktu! Büyükannemin mutfağında buzdolabı bile yoktu. Babamın akıllı telefonu yoktu, Dedemin cep telefonu bile yoktu… öncesini hiç saymıyorum.Bugün esiri olduğumuz televizyon, 50 sene önce var mıydı? Evet faydalı oldukları zamanlar var elbet ama olmasa ne olur? Bence pek de bir şey değişmez alışkanlıklarımızdan başka… Avusturalya’nın meşhur Aborjin kabilesi zihinden telapati ile iletişim kurabiliyor ve bizim bunu yapamıyor olmamızın temel sebebi ise teknolojik gelişim ile zihnimizin tembelleşmesi! İnsan kendi özelliklerini fark edebilmek için sınırlarını zorlaması gerekiyor! Neleri fark edeceğini görmek için önce düşünme kabiliyetimizi geliştirmeliyiz aslında…
Dedim ya başta… Düşünüyorsam varım! Dekart’ça bir yaklaşım! Düşün! Sen de bulacaksın senin için yük olan hırslarını, kıskançlıklarını, arzularının esiri olduğun anları… Düşün yeter ki!
Bazen düşünüyorum,
Yorum; Neler düşündüğümü yorumluyorum…
Aslında dünyada değer verdiklerimizin arkasında neler var, düşünüyorum…
Sen de düşün!

Osman Said DEMİRYILMAZ
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...