14 Haziran 2013 Cuma

HAZİRANDA BİR GÜZ BAYRAMI

HAZİRANDA BİR GÜZ BAYRAMI



Bir ıhlamur ağacının altında yıldız göz kırpmalarını beklerken, kabuğu soyulmamış mavi hayallerin altındaki gece huzurunun gözlerime düşmesi gerektiğini fark ettim. Senelerdir omzumu yasladığım umut duvarında, gönül şiirimin kafiyelerine uygun aşk sarmaşıkları belirmeye başlamıştı. Sanırım bu yüzden, şehrime haziran güneşi naz yaparak doğuyordu. Zira umut duvarına yaslanan ve yaşlanan bedenimde, siyah-beyaz sonbaharlarda bezme bir yürek kalmıştı.


Boş kalmış ellerim, hüzünlü kalbimden çektiği kopyaları yazıyordu kâğıtlara. Şehrimin haziranında toprağı beslemişti gökyüzünün hüzün damlaları. Tütsüleniş bulutların dumanı kapatıyordu güneşin kamaştırıcı endamını. İkinci bir hasreti ağırlamak için kurduğum şiir sofralarında, gözyaşımdan şerbet yapıp üzerine döktüğüm sensizliğimi ikram ediyordum baharı bekleyenlere. O kadar zordu ki bu haykırış sualleri, şiir zannetsinler diye, kalbimden kopya çekmeye devam ediyordum.

Kelebeğin ömründen ibret almam gerekirken, onun kanatlarını takıp Kız Kulesine konmayı tercih etmiştim elimin kalem tuttuğu ilk günden beri. Hâlbuki özlenilen, yüreğimdeki İstanbul’a yıldızlarını sıralamıştı bile. İsmi, gün yüzüne hasret soluk bir Haziran olsa da; gelen, ümit bulutlarıyla yağmuru yüklenmiş bir güz bayramıydı. Ihlamur ağacının gölgesi altında, kurumaya yüz tutmuş mavi hayaller hayat bulmuştu. Ve gece gözlerime düştüğünde; kâğıdımın üzerine konan yeşil kanatlı bir kelebek, benim ömrümü kanatların kopya çekiyordu.

Vesselam

İSMAİL FAZIL ATABAY



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...