25 Mart 2013 Pazartesi

ZÜLEYHA

Züleyha
Mesut Sütçü
Aşk dargın sana Züleyha
Sen anlamadın
İftira kurda atıldı
Kan senin avuçlarında
Boynunadır vebali Züleyha

Gömlek dillenir miydi Züleyha
Bilmedin
Kuyulara bakmadın
Seni gösterecek parmaklar
Kesik Züleyha
Nerdesin
Kardeşlerin dudağında kan
Nerdesin
Yakub’un gözlerinde kan
Kan revan her yan
Uyan Züleyha
Bu rüya senin değil
Bolluk bitti
Kıtlık vakti güneşte
Aşk dargın sana
Anla Züleyha

HEP



Hep
Mesut Sütçü
Sen beni terk edince
Kelimeleri alınmış
Bir kağıt gibi okunmayacağım

Sen beni terk edince
Bir soğuk yalnızlık
Ve düşman bir karanlık tutacak beni
Işığa dokunmayacağım

Bedenimdeki diri
Ölecek sen gittiğinde
Sen gittin diye ben yakınmayacağım

Kim giderse gitsin
Hep yalnızdık aslında
Kim tutabilir kalpteki hüznü
Ben de kalbimden sakınmayacağım

08.03.08

19 Mart 2013 Salı

ÇOBAN ÇEŞMESİ: RÜZGÂRDAN SONRA

RÜZGÂRDAN SONRA

Halil Oral
Rüzgârlı Pazarlarda şişirdik yelkenlerimizi. Aslında yelkenlerimiz hakkın, hukukun, doğrunun, sevginin, sevdanın, ülkemin, insanımın dahası coğrafyamın coşkusu ve heyecanıyla dopdoluydu. Yelkenlerimiz Pazar rüzgârlarında yeniden şişerken aklımızı, benliğimizi, kimliğimizi, haysiyetimizi, terbiyemizi düşürmedik her daim. Bunun keyfinde ve sabrında olmanın bilincindeydik. Kimileri lades oyunlarının cambazı olsa da biz yüreğimizdeki memleket sevdasına asla halel getirmedik.
Yaradanın herkese bir ağız, bir dil verdiği muhakkak. Ağızdaki dili evirip çevirmek, elindeki kaleme eğri veya doğru çizgiler çektirmek de akıl süzgecimizle alakalı. Akıl süzgeci; aldığınız terbiye, örf, adet, inanç, iman ve ahlakla bezeli değilse yaşam hanesi özürlüdür.
Lades şampiyonları kazanmanın hırsıyla kendilerinden geçiyorlar. Bu geçişle dalaverenin perhizinde bile olmuyorlar. Ne yazık.. Perhizsiz konuşurken avurtları doluyor. Ah ki ah!
Perhizsiz konuşmalar içi dışa vurduruyor. Bu dışa vurum sırasında bir de alkışlandı mı DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ...

18 Mart 2013 Pazartesi

MİTİNGİN ARKA PLANI VE HİKAYENİN GENİŞ YÜZÜ

MİTİNGİN ARKA PLANI VE HİKAYENİN GENİŞ YÜZÜ
Mustafa Uysal
Geçen Pazar Tavşanlı Çevre Platformu bir miting düzenledi. Tehlikeli Atık Yakma ve Depolama Tesisine karşı olduklarını bildirmek içindi bu miting ve bütün Tavşanlı’yı davet ettiler. Hatta bütün parti temsilcileri de katıldılar. Gerçi Çobanköylüler sürekli “Çobanköy burada Tavşanlı nerede?” şeklinde slogan attılar ama olsun. Heykelin önü doldu.

Miting sayesinde ezan okunurken analarımız bacılarımız gözyaşları içinde konuşmacıların lanetlediği ve yuhaladığı kişiler için ezan hatırına beddualar ettiler. Büyük bir eksiğimiz vardı bu konuda tamamlamış olduk. Tertip komitesi Kesk vb. nöbetçi eylemcileri de davet etmekle büyük bir eksiğimizi de tamamlamış oldu. Böylece görmüş olduk ki şirin ilçemizde eylemci eksiğimiz de vardır. Profesyonel eylemcilerimiz yok bizim. Eylem olursa haber verin gelirler, renkli bayraklarıyla hepimizi aydınlatıp her türlü şerden korurlar bizi.

Bu miting sayesinde çok şey öğrendim. Tertip komitesine bir kez daha teşekkür ediyorum. Bütün Tavşanlı’nın hassasiyetlerini dile getirdiler. Örneğin içimizdeki hain ve işbirlikçileri bir türlü ifşa edemiyorduk ve neredeyse “lanet olası

13 Mart 2013 Çarşamba

SADECE GECE…

İSMAİL FAZIL ATABAY


SADECE GECE…

         Kara sevdanı kucak açışını, ona sevdalı ayaklarla koşarken ancak fark edebilmektir; aşk. Esasen bu, aşkın bin bir tanımından biri yalnızca. Her zerrenin bir âlemi ve her âlemin bir zerresi olduğu gibi; her yüreğin birbirinden farklı, apayrı ama özünde aynı bir aşk tarifi vardır. Bunun en şahane ifadesi, Hz. Mevlana’ya aşk nedir diye sorulduğunda “Ben ol da bil!” buyurmasıdır. Biz de biraz kendi gönül penceremizden aşka bakmaya çalışalım. Muhtemeller kesinleşmese de, bir ihtimal daha oluşturup umut buluruz belki.

BAHAR



BAHAR
Mesut Sütçü
Geldin kapıma  yüzümün buzunu erittin
Aldandığım bütün mevsimlerden alıp beni
Düştün ömrüme gönlüme yüzüme cemrelerle
Isıttın elinden alıp yıldızların güneşin ateşini

Göklerin müjdesi yağıp durdun saçlarıma
Yalancı yüzleri sildin bütün aynalardan
Savurdun kırgın yanlarımdan küllerimi
Gizledim adını dizelerden şarkılardan

Kutsal bir emanetsin koruyup tuttuğum
Kimselere diyemeyip hançer hançer yuttuğum
Kabrimde susup sonsuza dek uyuttuğum
Emanetim  sabrım  kahrım hem

12 Mart 2013 Salı

KURŞUN KALEM

KURŞUNKALEM
Osman Said DEMİRYILMAZ
Bir bardak çay aldım kendime; şöyle demlisinden, ince bellisinden… Masamda eskiden yazdığımız, yazmaya çalıştığımız daktilonun yerini çoktan almış hatta yeni nesile daktiloyu bile unutturmuş ekrana bağlı klavye denen tuşlar takımı… Tik tak tak… Kağıt sanal bir sayfadan ibaret… Kalem? Kalem mi? O da ne? Kalemi de unutur olduk sanki…
Bugünlerde kalemi unutur olsak da aslında hepimiz kurşun kalem gibiyiz;
Kurşunkalem gibiyiz, yazdıklarımız silinebilse da, hatalarımız düzeltilebilirse de izlerini tümüyle yok edemiyoruz. Hayatta yaptıklarımız da sanki kurşun kalemle yazmak gibi; silinebilir ama tamamen değil, mutlaka bir iz bırakır arkasında… Silmek için yazdıklarımızı, özür dilemesini bilmek gerekir. Yanlış anlaşılmalar, ufak tefek hatalar düzeltilir. Kurşun kalem her ne kadar silinebilir olsa da, bastırmadan –yani hatada ısrar etmeden- yazıldıysa ve iyi silgi –olumlu insani ilişkiler- varsa tabii… Geçmişi değiştiremeyiz çoğu zaman ama

8 Mart 2013 Cuma

TEŞEKKÜRLER

TEŞEKKÜRLER
Mesut Sütçü
Şiddet –kime olursa olsun-yetersizliğin dilidir elbette. Kendine yetememek… Başkasına yetememek, yetişememek… Üstelik farklı farklı biçimleri de var şiddetin. Gündemde ise kadınlara yönelik akıl almaz, vicdana sığmaz şiddet olayları var. Maalesef yeni değil bu görüp duyduklarımız ve korkarım ki son da olmayacak. Peki “Neden?” bu soruyu yöneltip cevaplar aramak lazım.

Nezaket dilini kaybediyoruz da ondan. Akıp gitmekte olan hayatın her anında ihmal ettiğimiz ve nerdeyse lüks olarak algıladığımız bir şey oldu nezaket dilini kullanmak. Bunun en temelinde yer alan bu dilin kalbi olan “teşekkür” kelimesidir. Oturup bir düşünelim kaç kez kullanıyoruz, kaç kez duyuyoruz karşımızdakilerden. Neden önemli bu kelime?

Çünkü asıl mesele kişinin kendi içinde kendine karşı –ister nefis deyin buna, ister ego-

5 Mart 2013 Salı

ŞABAN DEDE, TEMİZLİK, FUHUŞ VE ALKOL

ŞABAN DEDE, TEMİZLİK, FUHUŞ VE ALKOL
Mustafa Uysal
Yuh artık başlığa bakıldığında bütün büyük günahların barındığı bir yeri çağrıştırıyor, diyeceksiniz, deyin.

Biliyorsunuz birkaç gün önce fotoğrafları sosyal paylaşım sitelerinde paylaşmıştım. Fotoğraflara gerek yoktu aslında Tavşanlı olarak hepimiz bal gibi biliyoruz oranın öyle olduğunu. Farklı farklı tepkiler geldi fotoğraflardan sonra.
Başlıkta olduğu gibi orada üç konu var göze batan: Temizlik, alkol ve fuhuş.
(FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN)
Temizlik konusunu halledebiliriz. Diğer iki konu hakkında yapacak bir şey yok. Fotoğraflardan sonra farklı tepkiler aldığımı söyledim ama ilginç bilgiler de aldım. Orada bulunan mescidin pencerelerine demir takıldığını da öğrendim örneğin. Sebebinin hırsızlık olduğunu söyleyecek olanları severim ben tertemizdir onlar. Mescitten bahsediyoruz… Mescide bile bulaştılarsa etrafta neler olduğu konusunda hayal dünyamı kurcalamak istemiyorum. Fuhşun mekânı
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...