9 Ekim 2012 Salı

ÇİZİKLERİN EFENDİSİ



ÇİZİKLERİN EFENDİSİ
Mesut Sütçü

Bir çizik, örselenen vefa duygusuna. Sadakate, yoldaşlığa, dostluğa, adalete, aşka ve daha kırılan ne varsa her şeyi yere çeken bu dünya düzeninde, bir çizik hepsine..

Pusulası kapitalizm, yönü tüketmek olan modern zaman hallerine, yönsüzlüğüne insanlığın, yönsüzlüğüme…

Sen! Aynaya çok, kendi içine hiç bakmayan; suretler sergisinde baktıklarının ruhunu görmeyen! Yüzünü kaybettin, maskeli balolar düzenledin. Kendin gibi olmaktan çekindin. Yüzün yok. Ne kendini ne gerçek dostlarını göremiyorsun. Davetliler arasında değilsin.

“Yalan” cüretkar pozlar veriyor, “Doğru” utangaç kaçıyor
köşelere. “Vefa” suskun… “İhanet” tüm kürsülerde hatip… Bütün hastanelerin acil servislerinde sevgisi sırtından vurulmuş ağır yaralı umutlar var. Acil kana ihtiyaç var. Bir çizik kansızlığıma.

Şimdiki zaman hallerinde uzaklaşma halindeyim. Kaçacak bir ülke arıyorum. Sınırlar çiziliyor sürekli adını koyamıyorum ülkelerin.

Zaman!

Kelimelerimi aldın. Sesim anlamını yitirdi. Söylemeye söz arıyorum. “İnsan ne arıyorsa odur.”diyor Mevlana. O halde bir kelimeyim ben. Ama doğduğumda bana verilen, kulağıma fısıldanan kelime değil. Başka bir kelime…Anlamı içimin tüm yollarında adı bilinen, yüreğimin her atışında yıkanan, beni bilen ve benim bildiğim bir kelime. İşte o kelimeyi arıyorum.

Dev alışveriş merkezlerinde dolaşıyorum saatlerce. Bütün vitrinlere bakıyorum yok. İndirimli tezgahlara bakıyorum yok. Eczanelerde yok. Parklarda, her dilden tabelalarla bezeli modern caddelerde arıyorum yok. Bir kelime ve ben bir kelimeyi bulamıyorum. Bir kelime olamıyorum.

Unutmalı mıyım? Bir acı yaşamışsam…Dün içimi burkan ne varsa unutmalı mıyım? İsimleri, adresleri, merhabaları, aradığımı…”Eskiyi bırak yeniyi götür.”deyip bir köşeye mi fırlatsam hepsini. Buraya da bir çizik…
 
Nefsim filmdeki yüzük gibi ruhumu sıkıp bunaltıyor. Frodo sorumluluğunu boynunda taşıyor. Yükü ağır. Ya yüzüğe boyun eğmeli, ya yok etmeli. Nefsini boyun büktüren dünyaya meydan okuyor. Hangisidir asıl kahraman? Yüzüğü taşıyan Frodo mu, yoksa yüzükle bir dostluğu kucaklayıp sırtlayan bahçıvan Sam mi? Ey zaman, kaç dost bıraktı dostunu daha yolun en başında? O yollarda kaç hayal kırıklığının kan lekeleri vardır ihanete şahitlik eden? Birlikte yürümenin zorluklarına katlanamayanlar? Bir diken batmasıyla geri dönenler? İşte dinle!

Bir mağara…İki dost…Dikenlere basa basa yürümüş ayaklar mağaradaki bir delikten çıkmasın diye yılana mani oluyor. Zehri alıyor damarlarına. Mübarek uykularından uyanmasınlar diye sessizce yudumluyor acıyı. Yaş geliyor gözlerinden. Belanın kol gezdiği o mübarek yolculukta serin serin esiyor Hz Peygamberin cümlesi: “Üzülme Allah bizimle beraberdir.”

Her çizik yüreğimde bir yere dokunuyor acıtıyor sınırları. Kayboluyorum, kayboluyorum. Dilim hafifçe fısıldıyor yüreğimin vadilerinde ve duyuyorum:”Allah bizimle olsun.”
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...