27 Eylül 2012 Perşembe

VURAL KAVUNCU HASTANE AÇIKLAMALARI


VURAL KAVUNCU HASTANE AÇIKLAMALARI 17 EYL 2012

AK Parti Kütahya Milletvekili Vural Kavuncu, Tavşanlı İlçesinde devam eden hastane ek bina inşaatına ilişkin, ''Bu inşaat bittikten sonra burası 350 yatak kapasitesi, ameliyathane ve yoğun bakım ünitesiyle çok güzel bir yer olacak'' dedi.
Yol konusu ve daha birçok konu için aşağıdaki ses dosyasını dinleyebilirsiniz.

25 Eylül 2012 Salı

Ayfer Kafkas İle Kayıp Ruhun Zindanı Üzerine



Ayfer Kafkas Röportajı
Röp: Mustafa Uysal 
Yazar Ayfer Kafkas Esrarname -Yasak İlmin Kitabı- ile çok sağlam bir çıkış yakalamıştı. Okurlar tarafından çok beğenilen kitap çok satanlar arasına girdi ve hâlâ ilgi görüyor. İlk kitabın devamı olan Kayıp Ruhun Zindanı Esrarname 2 yayımlandığı günden beri gündemden düşmüyor. Bu gizemli macera daha da derinleşerek devam ediyor. Kitap ile ilgili bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz. 
Esrarname yayınlandığında yazarı ile bir röportaj yapmıştık. (İlk röportaj burada: http://www.edebya.com/2011/04/ayfer-kafkas-ile-esrarnameyi-konustuk.html )Bu röportajda birçok sorunun cevabını zaten almış olduğumuz için ve girişi pek de uzatmadan sanki kaldığımız yerden devam edercesine ikinci kitap için sorularımızı sormaya başlayalım.

Edebya: İkinci yani devam romanını yazmaya ne zaman karar vermiştiniz?

17 Eylül 2012 Pazartesi

Fareli Geminin Kaptanı

Fareli Geminin Kaptanı


Önce fareler terk etti gemiyi
Sonra bizi hiç anlamayanlar
Yolumuzu bilmeyenler gitti ardından
Çok yaralar aldık
Bakınma etrafına kaptan
İkimiz kaldık

Mesut Sütçü

6 Eylül 2012 Perşembe

Söz konusu vatansa gerisi teferruat... Değil.

Söz konusu vatansa gerisi teferruat... Değil.
Mustafa Uysal
"Söz konusu vatansa gerisi teferruat." Cümlesini hâlâ anlayabilmiş değilim. Bu bir tehdit mi? Her şey basit mi vatana yönelmiş bir düşmanlık varsa? Benim bildiğim vahiy ve Rasül böyle yapmamış. Savaş ahlakı oluşturmuş. Gerisi teferruat ne demek Allah aşkına? Siler süpürürüz mantığı en barbar toplumların mantığıdır Müslüman toplumun değil. Söz konusu vatan bile olsa hiç bir şey teferruat (ayrıntı)
değildir. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar ince eler sık dokuruz. Saldıran barbar diye biz de barbar olamayız. Bu sözü söylerken bir kez daha düşünün Allah bazı şeyler için zulme izin vermiş değildir. Vatan bir kez daha kurulur ama zulüm silinmez. Tarihte kaç defa devlet kurduk vatan edindik bunları bu mantıkla kurmuş olsaydık zaten oraya vatan diyemezdik.

5 Eylül 2012 Çarşamba

HEP



Hep
Mesut Sütçü
Sen beni terk edince
Kelimeleri alınmış
Bir kağıt gibi okunmayacağım

Sen beni terk edince
Bir soğuk yalnızlık
Ve düşman bir karanlık tutacak beni
Işığa dokunmayacağım

Bedenimdeki diri
Ölecek sen gittiğinde
Sen gittin diye ben yakınmayacağım

Kim giderse gitsin
Hep yalnızdık aslında
Kim tutabilir kalpteki hüznü
Ben de kalbimden sakınmayacağım
 08.03.08

İNSANLIĞIN UFKUNDAKİ NUR

İNSANLIĞIN UFKUNDAKİ NUR
Mesut Sütçü

Sen karanlığı aydınlatan nur. Sen kapkara cehalet perdesini kaldıran insanlığı şefkat, merhamet ve sevgi denizi ile buluşturan sonsuz bir memba. İnsanlık Sen’in merhametini ve sevgini arıyor; yokluğun her coğrafyanın yüzünde hissediliyor. Kanayan her yara Sana ağlıyor.

Yıllar geçip gitti, zaman yaşlandı ve her şey eskidi ama adı eskimeyen, sözü eskimeyen, hiç unutulmayan, özlenen, ismi her gün binlerce kez anılan bir Sen varsın. Yaralı gönüllere ilaç Sen varsın. İsminle şereflenen her gönül birer gül bahçesi gibi her dem taze, her dem bahtiyar. En güzel mevsim Sensin, en bereketli yağmur Sensin. İnsanlık Sen’i arıyor. Öfkenin, zulmün, vahşetin yağmaladığı her coğrafyada, kinle nefretle bulanmış her yerde Sen’in vicdanları ıslatan şefkat yağmurların ve sevgi iklimin aranıyor. Yokluğun

BEKLEYEN RAMAZAN

BEKLEYEN RAMAZAN
Osman Said DEMİRYILMAZ
Dışarıda davul çalmıyordu, onun yerine lojmanın demir kapısı vuruluyordu. Güm güm güm! “Allah, Allah! Kim acaba bu saatte?” diye geçirerek içinden, kalktı genç öğretmen. Açınca kapıyı, karşılaştığı o patlak patlak bakan o iri gözler önce onu hayrete düşürmüş, ta ki “hoca, sahur vaktidir” sözleriyle fark etmişti elindeki örme peyniri… Ayıldı, kendi içinde bir kez daha… “Sağol” diyebildi sadece! “Eyvallah, afiyet ola” deyip gitti uzun boylu, iri yarı adam. Kapıyı kapatıp içeri girerken fark etti bu adamı nereden tanıdığını; önceki gün beraber geldikleri arabada yanında oturan adamlardan biriydi. İçeri girince bir peynire baktı bir de sadece yerde bir karton serili olan bomboş odaya. Şu işe bakın ki Ramazan ile beraber başlamıştı göreve, “ilk sahuru nasıl yaparım?” diye düşünürken, bir kalıp peynir gelmişti işte, bir de ekmek olaydı. Peynirden biraz yedikten sonra ezanı duydu. Ardından da köpeklerin
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...