31 Temmuz 2012 Salı

ORUÇSUZA MÜSAMAHA

ORUÇSUZA MÜSAMAHA
Mustafa Uysal
Şimdi buradan bakılınca görülen ne kadar farklı şeyler var aslında. Siz ne görüyorsanız ben de onu görüyor değilim.

Örneğin oruç tutanla tutmayan aynı şeyleri yaşamıyor. Bir hayat tarzı tutturmuş gidiyor herkes. Görünen o ki kimse kimseye karışmıyor. Herkes dilediğini yapsın. Zaten kaderimiz bu: Dileyebilmek yetisi. Ne dilediğinize bakarak ne olduğunuza yahut ne olmadığınıza bakılacak. Bakacak olan biz insanlar da değiliz üstelik.

Her ramazan ayında oruç tutmak yahut tutmamakla ilgili bir sorun çıkıyor. Birileri bunun olmasını dört gözle bekliyor neredeyse. Yahu bırakın insanlar nasıl istiyorlarsa öyle yapsınlar.

Genelde mesele oruç tutan insanlarla tutmayanlar arasındaymış gibi görünse de ben öyle olduğuna inanmıyorum. Oruç tutanın tutmayana üstünlüğünü

24 Temmuz 2012 Salı

O-NÛR


O-NÛR
Ey gül misali Nur Muhammed, sen ki; son peygambersin,
Senden evvelki peygamberlerle sözce berabersin,
Nurdan kalplerimizde olması gereken öndersin,
Irmaklar gibi çağlayansın, sözün billûr, sensin O-Nur.

Ey yüce peygamber, dilindesin alem-i beşerin,
Sen sultanlar sultanısın, âlimlerin âlimisin,
Sen arşa yükselen gür sesindesin minarelerin,
Sensin yüreklere düşen son nur, sensin O-Nur.

Dostun düşmanın bilir ki; sen Muhammedül Eminsin,
 O nurun ile sen söylemişsin; “İslamiyet Hak Din!
 Alemlerin Rabbi Bir! diyerek davanı bildirdin,
Gönüllerin fatihisin, sensin pürnur, sensin O-Nur.

Sen gidince soldu sinemizdeki gülle karanfil,
Biliriz ki; sünnetine uymayan olacak sefil,
Ey ümmetine gönül veren dost, sen ol bize kefil,
Sensin Hatemül Enbiyâ, bitsin sütur, sensin O-Nur.
Osman Said DEMİRYILMAZ

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Yeni İcat Kitap (Dublaj)

Yeni İcat Kitap (Dublaj)

Kitapla ilgili hazırlanmış güzel bir videonun dublaj denemesini yaptık.
Video Leerestademoda.com tarafından hazırlanmıştır.
Kitap yeni teknoloji ile kıyaslanmış ve avantajlı tarafları ironik olarak burgulanmıştır.
Video aşağıdadır...






3 Temmuz 2012 Salı

YOLCULUK

YOLCULUK
Osman Said DEMİRYILMAZ
Şehirlerarası terminalin son kalkan otobüsünde, pencereye yaslanmış bir damla gözyaşı aramıştı genç adam… Pencereden baktığı babası, ilk kez ağlıyordu. Ama saklamıştı gözyaşlarını, “gitme” demişti… “Ben sana buralarda bir iş bulurum nasılsa…” dinlemedi genç adam! Şimdi otobüsün penceresinden bakarken fark etmişti babasının arkasını dönerek sildiği gözyaşlarını… O da birkaç damla gözyaşı dökebilmeyi istedi ama olmadı. İstenince olmuyordu bu gözyaşı denen duygu zerreleri… Ağlayamamıştı. Nedendi, nereye gidiyordu, niçin geride bırakmıştı sevdiği insanları? Bilmiyordu. Bildiği tek şey içindeki eğitim aşkıyla gönüllü oluşundaki kararlılık ve gözlerinde bir çift parıltı görmek istediği küçük
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...