19 Nisan 2012 Perşembe

ILIMLI PARONAYA VE MERHAMET



ILIMLI PARONAYA VE MERHAMET
Mustafa Uysal
Paranoyak olarak tanımlayamam kendimi ama “Tedbir gibi akıl yoktur.” Derim. Tedbir ile paranoya birbirine girmemelidir. Günümüz insanına bunu anlatmak çok zor. Bunu anlatmakla uğraşmak yerine Frenk bozması bir tamlama yapayım gitsin istedim: Evet, ılımlı paranoyak sayılabilirim, belki.

Paranoya, kuşku, sanrı, güvensizlikle beslenirken; tedbir, oluşabilecek gelişmelerin önünü rasyonel bir şekilde almaktır. İkisi arasında dağlar kadar fark var. Birisi Batı kökenli hastalıkken diğeri Doğu kökenli sağlıklı aklın ürünüdür. Biz, arada kalmış zavallılar olarak ancak ılımlı paranoyaya sığınıyoruz demek.

Paranoyanın merhameti yoktur. Bütün namluların sizi gösterdiğini düşündüğünüz bir anda merhamete ihtiyaç duymazsınız zaten. Tedbirin içinde merhamet de vardır. Tedbir önce oluşabilecek menfiliğin failine merhamet etmektir. Örneğin: Laptop çantanızı aracınızda bırakıp giderseniz hırsıza kötülük yaparsınız. Çalması için bir yol, kolaylık… Değerli çantanızı aracınızda bırakmayıp yanınıza aldığınızda hırsıza merhamet etmiş olursunuz aynı zamanda.

Paranoya ve tedbirin en çok ihtiyaç duyulduğu alan sosyal alandır bana sorarsanız. Kişisel dünyamızdaki sapıklıklarımız zaten pek fazla kişiyi ilgilendirmiyor. Güçlüyseniz ve gücünüzün önünde pek az engel varsa işte tam da o zaman merhametinizin paranoyanızın arkasında kalmasına asla izin vermemelisiniz. Bütün namluların sizi gösterdiğini zannettiğiniz bir anda aslında ellerinde silah bile olmayabilir. Sahiden namluları size çevrilmiş gördüğünüz anda da arkanızda sizi hedef alan bir düşmana doğrultulmuş olabilir. Karışık bir mesele gibi duruyor ama güçlüler ne demek istediğimi gayet iyi anlayacaklardır.

Düşmanınıza merhamet etmelisiniz zira dostunuza olan merhametiniz ve hoşgörünüz merhamet kaynaklarınızı sömürmektedir. Düşman zannettiklerinize daha çok merhamet etmelisiniz çünkü zannın bir kısmı günahtır. Söylerken merhametle söylemeyen düşünürken paranoya ile kol koladır. Söylerken tedbiri elden bırakan yaparken merhamete yaslanamaz. Merhametsiz yapan yapmasın daha iyidir. “Rahman” ve “Rahim” isminin inceliklerini merhamet kalıbında eritmemiş olan için güç felakete dönüşür.

Bütün bunlardan sonra dostun dosta merhameti daha bir farklıdır.
Dostun dosta merhameti akıldır, izandır. Dostun dosta merhameti, cerrahın hastaya merhameti gibidir. Doğru anlamak için elini tutmak yerine sormak yeterlidir zira sözüne güvenmediğine dost demezsin.

Yaptığını adaletle yaparsın ama adaletsiz olduğunu düşünenlere de adalet edersin. İşte adalet tam da burada lazımdır. Adalet merhametin ayakları altında değilse adalet değildir. Merhametten maraz doğacağını, koynunda yılan besleme ihtimali olduğunu düşünen vahiyle düşünmüyordur.

Paranoyanın en çok ne zaman zirve yaptığını da gözlemledim. Paranoya çevrenizi hızlıca değiştirdiğiniz ve dar çevrede kalmakta ısrar ettiğiniz zamanlarda gemi azıya alıyor. Tedbir gem gibidir elinizde tutarsınız ama sıktıkça yavaşlatır gevşetip sağlam tuttukça hızınız artar. Merhamet hepsinin üstündedir. Merhamet olmazsa ne tedbir kalır ne yurt ne insan.

Bundan böyle düşünürken merhamet, söylerken merhamet ve yaparken merhamet… Tedbiri merhametin kölesi ve paranoyayı merhametin düşmanı sayarak gücü kullanmak güç sahibi olmaktır. Güç sizi sahiplenirse dost-düşman analizi yapmaya başlarsınız. Oysa dosta düşmana değil merhamete ve adalete ihtiyacımız var.
190412
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...