26 Aralık 2011 Pazartesi

İKİ SEVGİLİ: HÜZÜN VE KALEM

İKİ SEVGİLİ: HÜZÜN VE KALEM
(Seven bir yüreğin, testi kırılmadan zihni uyarması)
İSMAİL FAZIL ATABAY

Ayrılık; yine bir güzeli severken girdi içeri, berduş gönlümün kilidi kırık kapısından. Hayallerimi zihnimin valizine sığdırıp, uykuya doğru yola çıkasım var. Zaten ezelden beri, sevip de kavuşamamada üstüme yoktur. Yanlış seven ve yanlış özleyen bir dudak büküşü görüyorum can çekişen gölgemde. Hüzne âşık bir kalemi ayıramıyorum sevgilisinden. Gözümden damlayan mürekkebe muhtaç olmasa, kalemim de benden ayrı kalırdı muhtemelen.

Fakat hata bende… Hiç Kays, çölde susuz kalıp da vazgeçti mi Mecnunluğundan? Yalnızca görmek istediği, yüreğinin aşkını akıtıp kendi susuzluğunu dindireceği bir seraptı. Ve benim uykusuzluğum da ondanmış, anladım. Epey de özlemişim efkârlı ve dumanlı soluk alıp veremeyişleri. Gönlümde sevgilinin zuhur ettiği yerde, büyük ama küçük görünen bir yara kaldı sadece. Omzuma elini atan hüzün, kolumu ve ellerimi kaleme doğru itekliyor. En acı ve acıtıcı aşkı tatlandırıyor şiir. Hüzün ve kalemi buluşturunca sevap kazandığımı hissediyorum, garip.

Yoksul bir sıra dışılığın renkli dünyalara dalıp, alkış tutarak avuttuğu normalliğimi kınıyorum aynaya her baktığımda. Etrafıma senelerce ‘gamsız’ı oynayarak, artık gerçekten gamsız olmuş olabilir miyim? Çok acı. Lakin yine de en güzel perişanlıkmış ayrılık. Elleri cebinde, ıslık çalarak yüreğimde yürüyor sevdiğimin sevgili sevgisi. Miyop iki gözün önüne cam yerleştirirsem, nasıl bakabilirim ki aşk ile? O güzel, elbette der: ‘senin beni sevdiğini düşünmüyorum’ diye. Boşuna beyninden vurulmuşa dönme şiir yazan adam! Tüm bunlar olmasa, hüznün kalemine sarılmasa yazabileceksin sanki. Bırak iki sevgiliyi sarmaş dolaş, her zamanki gibi.

Yüreğim, göğüs kafesimi deşerek buz gibi tenime konmalıydı şimdi. Aşk alıp vermeliydi dumanlı ciğerlerim. Ayrılığın ustalık belgesini asmalıydım zihnimin duvarına. Haydi bakalım, aşkın hakkını ver kalemim! Ayrılığın hakkını ver hüznüm! Zira teşebbüs ettiğim kavuşma, ölüm bana gelene dek gerçekleşmeyeceğe benziyor.

‘‘Leyla çöle düşseydi,
Ölürdü; her toprağı bir sevap.
Mecnun göğe çıksaydı,
Ağlardı; her yağmuru bir serap.’’

Vesselam…
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...