21 Kasım 2011 Pazartesi

TAKIM VE OTOPARK SORUNU

TAKIM VE OTOPARK SORUNU
Mustafa Uysal
İstasyon Caddesi ve PTT önünde bulunan yerler araç parkı için kullanılıyordu. Zaten Tavşanlı’da otopark sorunu vardı ve geçici olarak böyle çözümler üretiliyordu. Yollar tek yönlü falan yapılıyordu. Şimdi bu sayılan yerler ücretli hale getirildi.
İstasyon Caddesinde örneğin insanlar evlerinin önüne araçlarını bırakabilmek için park ücreti ödüyorlar.
Kim için?
Bir futbol takımı için.
Halkın olanı nasıl olur da başka bir kuruma tahsis edebilirsiniz? Vicdan denen şeye ne oldu?
Tavşanlı’nın KOCAMAN bir OTOPARK sorunu var!
VAR!
Hepimiz biliyoruz.
Peki, niçin buradan para alınacaksa bu sorunun çözümü için kullanılmıyor da halkın doğrudan çıkarları olmayan, kumar sektörünün zaten yürüttüğü bir futbol takımı için kullanılıyor?
Ahrete kesin olarak inanıyorum ve inanıyoruz. Hesabını iyi yapmış olmalısınız. Ben bana ait bir haktan bir futbol takımına ödeme yapılsın istemiyorum. Takım için canını verecek seyirci, fanatik, yetkili, yetkisiz, hayran, takımdan faydalanan falan gibi kitle var ya… O kitle samimi olsaydı zaten bu otopark ücretlerine gerek kalmazdı. Daha stadı bile dolduramayan takım için halkın hakkını kullanmamalısınız. Kendi adıma hakkımın kullandırılmasını istemiyorum. Başka projeler geliştirmek bu kadar mı zor? Niçin hep kolay yola başvuruyorsunuz?
Her yerde söylediğim gibi: Saçma, sinir bozucu ve haksız…

Bu hafta da cumaya gidemediler

Bu hafta da cumaya gidemediler.
TOSB’de bulunan fabrika yine çalışanlarının önemli bir kısmını Cuma namazına göndermedi. Demiştim, kendi araçlarıyla cumaya köye götürmek zorunda değiller. TOSB yönetiminde bulunanlar ve Tavşanlı halkı orada bulunan işçilerin Cuma namazına gidememelerinden sorumludurlar.
Oraya asıl mescit yapılana kadar geçici bir mescit inşa etmek ne kadar zor olabilir?
Lütfen, oraya geçici bir mescit inşa edilmesinin maliyetinin ve prosedürünün ne olduğunu açıkça söyleyin.
Hiçbir sebep Allah’ın kullarını alçaltılmasından daha keskin değildir. Hepsinin sorumluğu sizin ve bizim üzerimize.
Koca Tavşanlı’nın düştüğü ve ileride düşeceği haller iyi görünmüyor.

15 Kasım 2011 Salı

İLHAMİ AYDIN RÖPÖRTAJI

İLHAMİ AYDIN RÖPÖRTAJI
Mustafa Uysal
Mustafa Uysal: İlhami Aydın kimdir?

İlhami Aydın: 1959 Harmancık doğumluyum. İlk orta ve lise tahsilimi Tunçbilek’te yaptım. Şimdi ticaretle uğraşıyorum. İki çocuk babasıyım.

M.Uysal: Ne kadar zamandır ticaretle meşgulsünüz ve ne tür işler yaptınız?

İ.Aydın: 1978 yılında liseyi bitirdikten sonra üniversite için İstanbul’da bulundum. Ondan sonraki süreçte ticaret fikri hep aklımdaydı, 1980 yılında ticarete başladım ve bugüne kadar devam ettirdim. Ticaretimin ilk yıllarında Tunçbilek’teydim, tuhafiye ve hazır giyim üzerine işe başladım. Benim hedefim kendi işimin patronu olmaktı. Babam GLİ’de çalışıyordu ve Tunçbilek’te oturuyorduk. Dolayısıyla ticari hayatım orada başladı. 1993 yılında Tavşanlı’da ilk mağazamızı açtık. Ticarette hep şunları gözlerim, hedefiniz olmalı, projeleriniz olmalı, projelerinizi hayata geçirmek için doğru zamanda doğru hedefe atılımlarınız olmalı. 1990’da beyaz eşya ve dayanıklı tüketim grubuna geçiş yaptım. Zaten bu işte benim hedeflerim arasında vardı. 1992 yılında

14 Kasım 2011 Pazartesi

GECENİN İKİNCİ MAVİSİ

GECENİN İKİNCİ MAVİSİ
İSMAİL FAZIL ATABAY

Akşam… Güneş, huzur içinde batıyor adını bilmediğim bir dağın arkasına. Sokak lambaları sırayla işbaşı yaparken, gecenin mavisini izleyebiliyorum herkesten önce. Korkmamı istemeyen bir güzele söz veriyorum içimden. Korkmuyorum ama tedirginim. O da, gamzeli yıldızları hemen göremediğimden… Ve görüyorum, gecenin mavisinde beyaz bir leke. Heybeli’de olsam, çıkar dokunurdum ellerine. Oysa mehtap, şarkılardaki gibi değil; şiirlerdeki gibi güzeldi o gece.

Bir el, sırtı açık kalmış şehrimin üzerine örtüyor gecenin karanlığını usulca. Ben de, ‘düş yakamdan’ diye haykırıyorum mavi aya. Mavi gözlü ve platonik vurdumduymazlıklarım olmadığındandır bugüne kadar belki… Biz kahveyi sade içeriz. Ve dahi sadece kahve gözleri severiz, tabi ki. Fakat uykuma düş veren bu mavi geceyi bırakamıyorum bir türlü. Issızlığımın açık kalmış penceresinden beni öylece izleyen ilhamım gibi… Ne yüreğim susuyor, ne kalemim konuşuyor. Olan, garip kâğıdıma

10 Kasım 2011 Perşembe

NUR TOPU GİBİ FABRİKA VE SORUNLAR

NUR TOPU GİBİ FABRİKA VE SORUNLAR
Mustafa Uysal

Nur topu gibi bir sorunumuz var artık.

Tavşanlı Organize Sanayi bölgesi için başta Tavşanlı Belediyesini, TTSO’nı ve Kaymakamlığı tebrik ediyorum. Güzel çalışma. Giderek büyüyor ve yerel ekonomimiz için de genel ekonomimiz için de bir kazanç.

Yine aynı kurumları kınıyorum ve sizin de esefle kınamanızı istiyorum.

Biz, bilmem ne alışveriş merkezinde falan yerde bir tek mescit bile yok, diye birilerini eleştirelim duralım. Burnumuzun dibinde olanı görmüyoruz. Kocaman OSB alanında bir tek seccade alanı bile yok bırakın mescit alanını. Planlara bakın ve utanın lütfen. Sadece bir tek fabrikanın 1.000 kişi çalıştıracağını hesaplarsanız orada en az 3-5 bin kişinin çalışacağı hesaplandı değil mi? Bu kadar insan hangi dinden olacak diye sormadınız mı hesaplamadınız mı hiç? Planlar arasında sosyal hizmet alanı var ama ne zaman ne yapılacak belli değil. Orada hangi tarihte işçi çalışmaya başlayacağı belliydi ki artık o bölgede 450’ye yakın işçi çalışıyor. Namaz yüzünden sorun yaşamaları size sıkıntı
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...