21 Ekim 2011 Cuma

ŞEHİTLER ÖLÜR

ŞEHİTLER ÖLÜR, HEM DE ŞAHİTLERİ TARAFINDAN ÖLDÜRÜLÜR
Mustafa Uysal

Bir kere de susup kendimize bakalım…

Terör canımızı alıyor ve biz saldıracak yer arıyoruz. Kimimiz hükümeti, kimimiz medyayı, kimimiz siyasi rakiplerini, kimimiz dış güçleri, kimimiz kendi evini bile koruyamayan askerimizi, kimimiz terör örgütünü suçluyor. Suçu yükleyecek bir yerleri hemen buluyoruz. Lanet okuyoruz, istifa istiyoruz, yürüyoruz, hatta daha ileri gidip birbirimize giriyoruz.

Şimdi bizim bireysel olarak hiç mi suçumuz yok?

Kim sordu şimdiki saldırılar benim suçum olabilir mi acaba, diye?

Bugün sabah namazına kalkamadım, dua edemedim diye olabilir mi? Evet, olabilir. Sadece kendime çalıştığım ve hiçbir sosyal meselede katkım olmadığı için olabilir mi? Evet, bilhassa olabilir. Zamanımı sadece kendime ve aileme has kılıp boş kaldıkça zevkimin ve nefsimin planlarını yaptığım için olabilir mi bu başımıza gelen belalar? Evet, hem de tam ondan olabilir.

Niçin suçu hep başkasında arıyoruz? Kolay da ondan, suçlu tam da bizzat biziz de ondan.

Peki, başkasını suçlayınca ne tür sonuçlar çıkıyor?

10 Ekim 2011 Pazartesi

GÜZİDE BİR GÜZDE GÜLÜMSER BİR GÜL

GÜZİDE BİR GÜZDE GÜLÜMSER BİR GÜL

İSMAİL FAZIL ATABAY

—    Ne oldu dostum? Daldın gittin yine. Dinmez bu Karadeniz’in dalgası, bilmez misin?

—    Yok usta, düşünüyordum.

—    Neyi düşünüyorsun?

—    O’nu. Hala yüreğimi sallıyor; nerede, ne yaptığını düşünmek.

—    Çok fazla düşünüyorsun bence dostum.

—    Ne yani, düşünmeyeyim mi?

—    Düşün tabi. Ama unutmaman gereken bir şey var. Ne kadar düşünürsen düşün, hep bir fazlası vardır. Bunu asla engelleyemezsin. O yüzden yapman gereken, az düşünmek
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...