13 Ağustos 2011 Cumartesi

BİR ELİNDE DONDURMA, DİĞERİNDE FIRTINA

BİR ELİNDE DONDURMA, DİĞERİNDE FIRTINA…
İSMAİL FAZIL ATABAY
Bulutun ensesine vurup da ancak yağmur alabildiğimiz bu yaz gününde; yağmur yukarıda, ban aşağıda turluyoruz şehrimin sokaklarında. Bu sürpriz serinliğin insanlarca tebessümle karşılanması, güzel geliyor gözüme. Dram filminin içine sıkıştırılmış basit bir espriye kahkaha atmak gibi… Zannederim yağmurla daha sıkı fıkı bir ilişkim var.

Şemsiye açmış bir amca geçiyor yanımdan. Yağmurla yeni tanışmış gibi ürkek ve hızlı adımlar atıyor. Ve acele ediyor, yavaş yavaş… Kafamı çevirip yoluma devam ediyorum, kendimce dertlerimle. Bir ara güneşi görüyor gibi oluyorum. Yaramazlık yapan çocuğun kapı eşiğinde bir görünüp bir kaybolması gibi… İşte yine kayboldu. Zaten birkaç saat sonra dünyanın diğer yarısıyla muhatap olacak. Seksenli yılların ortasında ‘Florida sahilinde günbatımını izlemek’, tatilcilerin ve romantizm sevenlerin verdiği en popüler cevaptı. Zannederim güneş ile batı kültürü arasında daha sıkı fıkı bir ilişki var.

Yağmur yağıyor ve ben yaşlanıyorum. Islandıkça, yüreğim çöle düşmeye susuyor. Çölde yağmur, yağmurda çöl arıyorum galiba. Attığım adım kadar üşüyor, salladığım kol kadar yanıyorum. Yağmur kesilmeye başlıyor. Hava kapalı. Yakınlarda divaneleşecek çöl de yok üstelik. İşte tam benim havam. Çünkü bu iki arada kalmışlık, zihnimi ve yüreğimi aynı anda çalıştırıyor. Böyle bir işbirliğine, güneşsiz yaz gününde çok ihtiyacım vardı. Kalemi ve kâğıdı bir an önce elime alıp, bir şeyler yazamamalıyım.

Eve dönmek üzereyim. Aynı güzergâhta farklı hayaller kuruyorum bu sefer. Yağmurun yarı yolda yalnız bıraktığı bir adamın sırtını, unutulmaz adlı bir umut sıvazlayabilir ancak. İşte sıvazlıyor. Tam karşımdasın, bana doğru yürüyorsun. Gözlerini gördüğümde gözlerimi kaçırmayı özlemişim. Yüreğim bu halime hiç müdahalede bulunmuyor. Hiç tepki yok. Bu, iyi bir şey… Yanımdan geçiyorsun. Bir elinde dondurma, diğerinde muhtemelen fırtına… Geriye dönüp sana bakmak gelmiyor içimden. Fırtınana kapılmıyorum öncekiler gibi. Bunun nedeni, seni unutmayı başarmak ya da seni hayallerimden silmek gibi mantıksız açıklamalar olamaz tabi. Tek mantıklı nedeni, elindeki dondurma… Ya da belki, şemsiyeli amca senin yanından da geçmiştir. İdrak için sakın acele etme, yavaş yavaş.

Vesselam…

İSMAİL FAZIL ATABAY
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...