9 Temmuz 2011 Cumartesi

Ateş Zamanı

ATEŞ ZAMANI
İSMAİL FAZIL ATABAY

Gecenin rötarlı ayazını kesmesi için yaktıkları ateş, arkadaşlarının içini ısıtırken aynı zamanda yüzlerini de güldürmüştü. O ise üşümeyi unutup, alabora ettirmişti yine zihninin yelkenlisini. Ateşle yeni tanışmış gibiydi; ateşe dalmıştı fersah fersah. Zıplayan alev balıklarına attı yüreğinin umut oltasını. Lakin cihanın misinası kalındı, o gece pek aşk sarmadı.

İnceldiği yerden kopacakmış gibi duran bir ayakkabı bağı vardı, ikide bir elinin gittiği. Zor olsa da giyip çıkarması, seviyordu bağcıklı ayakkabıyı. Bağlamak, bağ, bağlanmak… Göz ateşi görmek isteyince başını kaldırdı o yöne, bu düşünceyle. Daldı yine, bir türlü hayalinde bile bağlanamadığı sevgiliye.

Zamanın yularından tutup durdurmak istedikçe, zaman da kişneyişini artırarak hızlanıyordu her seferinde. Hiçliğini tertemiz gönlüyle yıkadıkça, havlu diye ateşe siliyordu sevdasını. Öyle bir ateş ki; yağmur bile yanıyordu cayır cayır damladıkça. Yanı başında birbirleriyle sohbet eden arkadaşları, onun yalnızlığıydı. Öyle bir yalnızlık ki; yüzüne, gözünden yaş akan palyaço makyajı yapıyordu. İnsan kalabalıkta ölür; ama asla kalabalık ölmez.

Uykuya hazırlık yaptı, sevgilinin hayal-i güfte-i hicranıyla. Zamanın eyerini hasretinin bir kenarına koyuverdi. Umudunun sırnaşıp da yüz bulamadığı ateşin sönmesini beklemek istiyordu canı. Eli yine ayakkabısının bağına gitti. Kısır bir sonun başına döndürdü tekerrürünü. Gönül testi idi, içi tahammülle dolup taşan… Sızdıran çatlak ise, gözünden başka bir yer değildi. Ateş, her geçen dakika söndükçe; sol yanının yangını, merdiven tutup tırmandı gözlerindeki gökyüzüne. Ateş söndü. Ve kara sevda damladı gözlerinden, ayakkabısının bağına. Hüngür hüngür sokuldu sevgilinin bitmemişliği. Ateşi özlemeden önce insan, yüreğindeki fırına bir kürek umut atmalı her dem.

Arkadaşları, kim bilir kaçıncı rüyalarını görmeye başlamışlardı bile. O ise, kendine ağır gelen gönlünün üzerine yattı. Gözler kısık ve rüyalar demlenmeye müsait… Zaten evvelden beri, sevmese de, harika ayakkabı bağlardı. Fakat gönlünü hiçbir zaman sevgiliye bağlayamadı, eski bir ateşin huzurunda. Umudunun oltasını topladı ve uykuya yeltendi. Ateşle tanıştığına hiç memnun olmamıştı. Üstelik ayaz, rötar yapmayı bırakmış; tam zamanında içine işliyordu. Ve eyeri çıkmış olsa da zaman, dörtnala ilerlemeye devam ediyordu.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...