22 Temmuz 2011 Cuma

Zannederim, zannetmemeliyim

Zannediyorlar ve GÜÇLÜ olduklarını söylüyoruz. Gece yarısı 20 kişiyi ÇOBAN gündüz iki çocuğu TERÖRİST zannediyorlar... Ama yine de güçlüler değil mi? Yine de biz onları seviyor başkalarını suçluyoruz değil mi? Başka çaremiz var mı? O zaman özeleştirini yapacaksın. Kahrolsun terör dedirtmekle olmuyor. İhmal ve ihanetin farkını en iyi bilen ihmalini canıyla ödeyendir.
M.Uysal

Aşkını çıkarmak

Allah’ı ve Rasulünü sevdiğini ispat etmeyenin SEVGİsinden ve AŞKından korkun, uzak durun, uzaklaşın! O sadece kendi tutkularının peşinde. Sevdiğini söyleyerek Allah’ı kandıran size ne yapmaz? Sahi Allah ve Rasulü nasıl sevilir?
Mustafa Uysal

Nurlu Kablo


NURSAN kablo bilmem ne şirketi... Orada çalışabilmek için başörtülü olmamanız gerekiyor. Başörtülü eleman almıyorlar. Çalışırken başörtüsü yasak! Rızkımızı veren artık Allah değil! Sahi ne olacak bu Fenerin hali? Değil mi yüreğimiz eziliyor.
Mustafa Uysal

11 Temmuz 2011 Pazartesi

TRAFİK TEK YÖN, BİZ SEMAZEN

TRAFİK TEK YÖN, BİZ SEMAZEN
Mustafa Uysal


Şehir içi yollarda yeni düzenlemeler yapıldı.


İki ters bir düz…


Daha önceki belediye yönetimine çok kızardım park sorunu ve yol darlığı yüzünden yoları tek yön yapıvermek kolaycılığına düşüyorlar diye. Şimdi yeni başkan birçok yerde hiç beklemediğimiz kadar yol genişletme çalışması yaptı ve gayet iyi oldu. Şaşırdık açıkçası kimse böylesine bir genişletme yapılabileceğini sanmıyordu.


Buraya kadar tamam…


Bundan sonra yine eski usule dönüldü ve yollar iki ters bir düz havasına girdi. İlçe trafik komisyonu içinde hangi kuruluşlar var kesin bilmiyorum ama daha önce hatırlıyorum medya yoluyla bilgilendirme yapılıyordu. Bu kez yapıldıysa bile ben görmedim.


Şehir içi yollardan bazıları yine tek yön oldu. İyi oldu yahut kötü oldu yapan

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Ateş Zamanı

ATEŞ ZAMANI
İSMAİL FAZIL ATABAY

Gecenin rötarlı ayazını kesmesi için yaktıkları ateş, arkadaşlarının içini ısıtırken aynı zamanda yüzlerini de güldürmüştü. O ise üşümeyi unutup, alabora ettirmişti yine zihninin yelkenlisini. Ateşle yeni tanışmış gibiydi; ateşe dalmıştı fersah fersah. Zıplayan alev balıklarına attı yüreğinin umut oltasını. Lakin cihanın misinası kalındı, o gece pek aşk sarmadı.

İnceldiği yerden kopacakmış gibi duran bir ayakkabı bağı vardı, ikide bir elinin gittiği. Zor olsa da giyip çıkarması, seviyordu bağcıklı ayakkabıyı. Bağlamak, bağ, bağlanmak… Göz ateşi görmek isteyince başını kaldırdı o yöne, bu düşünceyle. Daldı yine, bir türlü hayalinde bile bağlanamadığı sevgiliye.

Zamanın yularından tutup durdurmak istedikçe, zaman da kişneyişini

1 Temmuz 2011 Cuma

Yazdıkları, yazacaklarının teminatı olan yazarlar…

Yazdıkları, yazacaklarının teminatı olan yazarlar…
Sefer Göltekin


Bir yazarın yazdıkları, yazacaklarının habercisidir. Geleneksel siyaset argümanıyla örtüşür gibi görünen; “yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır” gibi söylemlerden kesinlikle ayrışan bir haberdir bu. Yaptıklarını teminat olarak gösteren siyaset erbabının yapacaklarını tahmin etmek/edebilmek için bilgi birikim ve donanıma ihtiyaç yoktur. Aynı toplumda yaşıyor olmanın getirdiği tanışıklıkla, destekçisi olduğu veya olmadığı politikacının siyasal ve toplumsal öğretilerine hakim, onun ve temsil ettiği oluşumun politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dini, moral ve estetik düşüncelerine vakıf olanlar, bir siyasetçinin yapacaklarını tahminde zorlanamazlar. Çünkü hiçbir siyasi hareket, gerçekleşmesi imkansız tasarı ve düşüncelerle kendisine hak verilmesini bekleyemez. Dolayısıyla, siyaset erbabının yaptıklarını teminat olarak göstermesi, “ben buyum, bunları yaptım, yeteneğim bu, kapasitem bu, fazlasını beklemeyin, neyi nasıl yaptığımı biliyorsunuz…” demekten başka bir şey değildir. Seçmen dilerse böyle söylemlerle oy isteyen siyasetçilere defalarca iktidar imkânı vermekte bir beis görmeyebilir.

Yazdıklarını yazacaklarına teminat olarak gösterebilmek ise her
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...