8 Haziran 2011 Çarşamba

ASRIN TAVRI

ASRIN TAVRI
İSMAİL FAZIL ATABAY

Yaşadığımız devir her geçen gün teknolojik, sosyal ve kültürel alanda hudutsuzlaşıyor. Daha önce sağlam tezlerle öngörülen ve şimdi de tıkır tıkır işleyen sistem, insanların sonsuzluk özlemini sınırsızlıkla teselli ediyor. Bu tarzda bir zihin okşamasına karşı duyarsız kalabilecek bir eğitim sistemi, yurdumda henüz mevcut gözükmüyor. Üstelik her sabah uyandığımızda daha bir şekilsiz hal alıyor. Bu şekilde oldukça pervasızlaşan ömrümüzde; ideallerin yelpazesini genişletmeyi bırakın, düşünmek bile imkânsız bir vuku oluyor. Zaten bu da, tembellik müptelası bünyelerin hep hoşuna gitmiştir.

Ayaklarımız zamanın zemininde kayarken, zevkten vicdanlarımız körelmeye başladı. Bereketli saniyelerimiz varken, global işleyişe çark olduğumuzdan beri günleri günlere eriştiremez olduk. Asrımızın nimetlerinden faydalanmak bu kadar zor olmamalıydı. Birlikte düşünce egzersizi yapalım. Dini ve milli değerlerimizin, pek yaşan(a)masa da, var olduğu aşikâr günlere gidelim. Yüreğimizin, çağ tozundan etkilenmesin diye sumen altı ettiği değerlerimiz… Vatansever duyguların ön plana çıkması gereken yerlerde ve dahi mübarek gün ve bayramlarda değerlerimizi çıkartırdık meydana. Tabi şakacıktan üzerindeki tozu alarak… Bu sayede güçsüz olasılıklar, mühim oluşumlarla tenkide yer bırakmazdı. Nitekim dünyayı bir ucundan tutup kendimize uydurabiliyorduk.

Her yeni doğan çocuk, materyalist işleyişe potansiyel kavram olmuş durumda bugün. Bu da şu anlama gelmektedir ki; varoluşumuza tekerrür düşüren değerlerimiz, artık yüreğimizin sumen altında bile yer bulamıyor kendine. Zaten mantığımız müsaade etmediği için, yüreğimizde öyle bir sumen de yok. Bu asrın takındığı tavır, bilinçlerimizi zihnimizin için de uyurgezer yapmış durumda. Hatta dünyaya ayak uydurmakta diğer ülkelerden ileride bile sayılabiliriz.

Bu çarkı önce yavaşlatıp, sonra durdurmak için ne yapılabilir peki? Zira asrın tavrı asık olduğunda, sosyal yönlerden, süprüntülü ve hassas krizlere çelmeleniyoruz. Tavır gülümseme olduğunda ise, kapitalist sistem mühendislerinin bir adım gerimizde kazacakları yeni kuyulara yer aradığını göremiyoruz. Uyanış için üretilen umumi çözüm önerilerinin yetersizliği, bireysel manevi tokluklara yönelmeyişimizden kaynaklanıyor. Yürek pillerinin tasavvufi bir şarjla doldurulması gerek.

Esas itibariyle; akil bir insanın ihtiyacı hudutsuzluğa erişebilmek değil, yeni bir hudut açabilmektir. Dini ve milli değerlerimizi harmanlayarak, çağ kapatıp çağ açmış bir tarihe sahip oluşumuz bu yüzdendir. Bir an evvel özümüze dönüp değerlerimize sahip çıkar, hususi manevi tavrımızı kudret ile genele dağıtırsak; asrın materyalist tavrının etkileşimleri, bu özü eski fakat yeni işleyişle yarışamaz. Her bireyinin yüreği tasavvufla kalkınmış bir millet, tüm dünyayı sisteminin içine alabilecektir. Siz de lütfen, zihinsel sınırlarınızı açın ve düzene karşı tavrınızı takının.

Vesselam…

İSMAİL FAZIL ATABAY
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...