19 Mart 2011 Cumartesi

Tavihmed Kuruldu

İmam Hatipliler Derneklerini Kurdular
Tavşanlı İmam Hatip Lisesi ve Anadolu İmam Hatip Lisesi mezunları ve mensupları, İmam Hatip Liselerine, mezunlarına ve mensuplarına hizmet edecek bir dernek kurdular. Tavşanlılı sivil toplum kuruluşlarına bir yenisi daha böylece eklenmiş oldu. Hayırlı Hizmetler Vakfı binasındaki merkezinde açıklama yapan dernek başkanı ve yönetim kurulu üyeleri, derneğin İmam Hatip camiasına, ilçemize hatta ülkemize güç katacağını belirttiler.
Dernek Başkanı Mehmet Onuk yeni kurulan dernekle ilgili şunları söyledi: “Yıllar önce Kur’an eğitimine, İmam Hatiplere gönül veren mensuplarımız tarafından Tavşanlı İmam Hatip Lisesi yapıldı. Bizler de büyüklerimizin bize emanet ettiği okulda yetiştik. Hepimiz değişik yerlerde halkımıza hizmet vermekteyiz. Büyüklerimi

11 Mart 2011 Cuma

KADIN SORUNLARI DİYE BİR MESELE VAR MI GERÇEKTEN


KADIN SORUNLARI DİYE BİR MESELE VAR MI GERÇEKTEN!
Şeyma YILMAZ
            Dünya küçülüyor artık, tek bir ülkeye dönüşüyor neredeyse. İletişim araçları arttıkça dünya üzerinde olup bitenlerden haberdar olma süremizde kısalıyor. Peki, bütün bunlar insanlar olarak bizim birbirimizi daha iyi anlamamızı sağlıyor mu? Maalesef sağlamıyor. Çünkü dünyayı kocaman tek bir ülkeye dönüştüren güçler dünya toplumlarını böl, parçala, yut politikası ile yönetiyor. Evet, sınırlar daha kolay aşılıyor, olaylar daha çabuk görülüyor ama aynı zamanda yanı başımızdakiler bile öteki haline getiriliyor gözümüzde. Planın ilk aşaması bölmek. Her şey bunun için bahane sen Türksün o Kürt, sen fakirsin o zengin, sen Alevisin o Sünni,  sen beyazsın o siyah… İkinci kısım kendiliğinden gelişiyor herkesi öteki olarak görmeye başlamak parçalanmayı da beraberinde getiriyor. Sonrası malum kolay yutulur lokmalar haline geliveriyor yalnızlaşmış insanlar dirençsiz desteksiz

10 Mart 2011 Perşembe

İLK GÖRÜŞTE KIŞ

İLK GÖRÜŞTE KIŞ…
İsmail Fazıl ATABAY
Kış olmasa, yazı özler mi gönül?
Buralarda yaz uzun; yaz, uzun uzun gönül.
(‘DEVA-İ KALB’den)
***
Kıvrım kıvrım, tenlere dokunan bir rüzgâr var etrafta. Gökten gönülsüz düşen kar, ayazla sertleşen havayı yumuşatmıyor. Kaldırımların güne küsmüş kısımlarını buz tuttu. Boş kalan yerlerde, buzlar yeterince delikanlı değil. İlk fırsatta hepsi eridi, kışa nankörlük etti. Yine de güzel bir Mart kışı yaşıyoruz. Soğuk ve ilhama layık…
***
Mart ayı, pek nezaket barındırmaz bünyesinde. Bu kez de öyle oldu diyebiliriz. Kulpsuz kapıları parçalayarak girdi yine şehrimize. Şubat’ın günlerindeki topallık, Mart’ın sinsice kuyusunu kazmasındandır belki. Eskilerin söylediği bir latife

Temtaş Sorularına Cevaplar

Temtaş ile ilgili Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın TBMM'ne verdiği soru önergesinin cevapları hemen aşağıdaki görsellerde yer almaktadır. YORUMSUZ.

8 Mart 2011 Salı

TEMTAŞ NEREYE GİDİYOR?


TEMTAŞ NEREYE GİDİYOR?
070311
Mustafa Uysal
4 Mart 2011 günü GLİ Merkez toplantı salonlarından küçüğünde Temtaş’ın genel kurul toplantısı yapıldı. Sanırım salonda 70 kadar insan vardı. Hepsi ortaklar mıydı bilmiyorum ama geldiklerine göre.. Çoğunluğun var olduğu resmi ağızdan ilan edildi. 180.000 pay ile üçte bir çoğunluğun geçildiği belirtildi. 5.600 ortaklı bir şirket nasıl oluyor da o kadar az kişiyle üçte biri buluyor, derseniz temsil yöntemi olduğu cevabını alabilirsiniz. Ben bu kısmı bilmem.
Gli’nin Tavşanlı’daki merkez binasındaki toplantı salonu başka bir yemek organizesi olduğu için kapalıydı o yüzden küçük bir odada yapıldı toplantı. Biraz sıkışıklık yaşandı ama sorun olmadı. Neden sorun olsun ki zaten gelen sayısı azdı. Toplantıda tek itiraz da zaten bu ortakların çağrılma meselesine oldu. İlk toplantı çoğunluk sağlanamadığı için yapılamadı. Bu ikincisinde davetiye

HASTANE ÜSTÜNE HASBÎ YAKINMALAR

HASTANE ÜSTÜNE HASBÎ YAKINMALAR
070311
Mustafa Uysal
Dedem röntgen kuyruğunda ağlamıştı…
Yılını hatırlamıyorum ama öleli 11 yıl oldu. Ölmeden biraz evvel olmalı.
Yıl 2011 ve bu sefer 1928 doğumlu ninem azap çekiyor röntgen kuyruğunda.
Sıramızın ne zaman geleceği belli değil. Randevu sistemi tıkır tıkır işliyor ama orada tıkanıyoruz. Bahçeli kadar hesaptan anlıyorsam ninem 83 yaşında ve artık oturmak için bile mecali yok. A Blokta koridorda zaten yürümek için bile yer kalmıyor dikilmek başka bir çile röntgen sırası beklerken. Beklemekle biten bir şey de yok. Tekerlekli sandalyeler karşılıklı geçemiyorlar kalabalıktan. Her gelen kalabalığa bir laf sokup gidiyor. Yolu kapatmayalım, ortalıkta dikilmeyelim, kalabalık yapmayalım! Burada dikilmenin zevkini bilselerdi umarım böyle söylemezlerdi! Zevkten kuduruyoruz farkında değiller! Zevkperest şımarıklarız belki de biz o röntgen koridorunda bekleşen kalabalık ahali. Ne zaman sıramızın geleceğini gösteren ekran olsa değil mi ez azından… Yetmeyen koltukları kapmak için birbiriyle yarış rezaleti de olmazdı. Satış arabası, tekerlekli sandalye, koltuk değnekli amcalar… Koridor savaş alanı gibi. Üstüne üstlük

6 Mart 2011 Pazar

TARİHSİZLİK TALİHSİZLİĞİ

TARİHSİZLİK TALİHSİZLİĞİ
Mustafa Uysal
060311
Önce çok bilinenden başlayalım…
Osmanlı’nın yıkılışından hemen sonra ve belki önce vagonlarla belgeyi sattığımız söylenir. Doğruluğundan tam emin değilim ama tarihçi arkadaşlarım hep bahsederler. Ne anlama geldiğini kavrayabildiyseniz geçelim. Kayıtlarımızı sattık, tarihimizi kendi ellerimizle okunmaz hale getirdik demektir bu. Tarihimiz içinde bu küçük bir örnek kalır belki. Daha da vahim olanlarını biliyoruz biraz araştırınca karşımıza ne denli vahşi tarih cinayetleri işlendiği çıkar. Siz deyin dünya tarihi ben diyeyim kişisel tarihimiz. Ne fark eder?
Bugün hangi adımı atsak, karşımıza kanlı gömleğiyle bizi hala eğlendirmeye çalışan bir palyaço gibi çıkıyor tarih. Ne gülebiliyoruz ne ağlayabiliyoruz ne yapacağımızı bilemez halde bakınıyoruz. Belki de hedeflenen buydu? Bu şaşkınlığı hedefledi birileri belki.
Tarih karşısında gurur ve nefret gibi iki duygumuzdan başkası harekete geçmiyorsa bugün aslında bugün diye de bir şeye sahip

4 Mart 2011 Cuma

ERBAKAN’IN ÖLÜMÜ VE BAKİ KALAN RİYA


ERBAKAN’IN ÖLÜMÜ VE BAKİ KALAN RİYA
Mustafa Uysal
040311

Ben öyle düşünüyorum siz nasıl düşünürseniz düşünün…
Kalan körler sağ olsun yahut ikiyüzlüler.
Kör ölür badem gözlü olur derlerdi de ben öyle olur sanırdım meğer kalanlar hep körmüş. Bildiğin kör yahut inatçı yahut bildiğin riyakar.

Hepsine şahidiz, Erbakan yaşarken hiç aklınızdan geçirmediğiniz övgü cümleleri nasıl oluyor da bugün ağzınızdan dökülüyor? Sahiden borçlu olduğumuzu biliyorum kendisine ama bazılarının bu borcu bile inkar ettiğini bile bile arkasından övgüler düzmesi sahte gözyaşları… Ne çok varsınız aramızda. Çevik Bir bile böyle yapmışken, televizyon kanalları, sendikalar, pislik gazeteler, işkenceci siyasetçiler… Ben aramızdaki ikiyüzlülere

3 Mart 2011 Perşembe

SEVGİNİN BİLE AŞIRISI ZARAR

SEVGİNİN BİLE AŞIRISI ZARAR
Şeyma YILMAZ
“Benim dedemin hiç günahı yoktu!” Cümlesiyle irkiliyorum. Kul dediğin hiç günahsız olur mu? Peygamberler bile günah işler, diyerek izah etmeye çalışıyorum söylediği sözün yanlışlığını nineme. “Doğrudur kızım ” diyor. Tam rahatlayacağım…  Ama dedemin günahı yoktu diye ekliyor ninem. Çok severmiş dedesini, mollaymış, bilgiliymiş, en önemlisi bir o merhametli davranmış nineme. Yaşlıdır, laf anlatamam diye düşünerek değiştiriyorum konuyu… Sonraki günlerde bu hataya ne kadar çok insanın düştüğünü düşünüyorum sık sık.
Erbakan hocamızın vefat haberini aldığımda takıldı en çok da zihnime bu diyalog. Çok sevdiğim siyasi bir lider ve samimi Müslüman olduğuna inandığım bir hocaydı Erbakan. Arkasından bir sürü şey söyleniyor,
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...