12 Aralık 2010 Pazar

İlkelerim, Belediye, Eleştiri ve Tarafgirlik.

Gülün dikeni.
İlkelerim, Belediye, Eleştiri ve Tarafgirlik.
121210
Sövmedim, sövmem. Hiç kimseye kişisel bir hakarette bulunmadım. Asla da bulunmayacağım. (Yazı arşivimin bir kısmı sitemde tamamı ise gazetede var.)
Övmedim, işim değil, övmem de. Tarzım övmek değil. Elbette o da gerekli oluyor, biliyorum ama tarzım değil. Zaten birçok öven insan var, dalkavukla tebrik eden ayrılmadıkça bunu yapmayacağım.
İddia etmedim o yüzden kimse bana bu güne kadar  “İspat etmezsen şerefsizsin.” diyemedi. Hep ilkeler ve ana hatlar üzerinden yazdım. Yarası olan gocundu, kendince düşmanlık üretti.
Dedikodu yazmadım. Belgeler ve bilgiler bile olsa “Bu şunu yapmış, o bunu yapmış.” tarzında kılükal bir yazım hiç olmadı ve heveslenmedim bile. Bunlar ufak şeyler.
Peki bunları neden yazmak zorunda kalıyorum?
Kendi halimde olmalı değil miydim?
Neden anlamaya çalışmak yerine suçluyorsunuz?
Şu var: Benim tamamen bir tarafsızlık içinde olaylara bakmamı ve bugünkü belediye ile ilgili de eleştiri yazmamı istiyorlar. Haklılar. Bir takım olaylar duyuyorum ve bu olaylara benzer şeyleri yetkililerin ağzından duyduğum da olmuştu önceki dönemlerde. Yazmadım. Elimde dosyalarla dolanmaya başlarsam birilerinin oyuncağı olacağımı biliyorum. “Kemal” öyle oldu işte. Denenmişi denemenin alemi yok. Bakın, bu belediyenin eleştirilmeyecek bir yanı yok. Elbette eleştirilecekler. Şimdi baktığınız pencereye gelelim. Önceki dönem belediyeleri eleştirdim ve fakat bu dönemi eleştirmiyorum. Öyleyse öncekileri düşmanlığımdan dolayı eleştirdim yani ortada aslında eleştirilecek bir şey yoktu! Öyle mi?
Hayır, öyle değil. Bal gibi de vardı ortada bir şeyler. Tam 20 yıl devam eden bir çalışmanın sonuçlarını eleştirdim önceki dönemlerde. Ya şimdi? Yirmi bir ay olmuş. Daha ortada ne var? Herkesin şaşkınlık ve hayranlıkla izlediği değişen bir Tavşanlı var. Biliyorum bazıları elbette beğenmiyor ama çoğunluk şaşkınlık ve hayranlıkla izliyor olan biteni.
Peki bütün bu çalışmaların sonucunun nereye çıkacağını kim söyleyecek bana? Bilmiyorsunuz. Çıkıp ortaya, şu yaptığınız şeyler bunca gün uğraşıp durduklarınız mıdır? Desem, insanlar (Bazen kahvehane diliyle yazmak geçiyor içimden, şöyle sunturlu şeyleri kasmadan yazacaksın.) bir yerleri ile gülmezler mi?
Ha...
Bu yönetim de gelip taşa dayandı. Görüyorum. Taş belediyeciliğinin ne olduğunu da biliyorum. Bundan sonra nereye gideceğini de tahmin etmeye çalışıyorum. Kültürel hamleler yapmayacağını sezdiğim gün söylenmeye başlayacağımı da biliyorum. Öyleyse beni bana bırakın lütfen. Kendimi biliyorum, pek matah bir şey sayılmam ama sizin sandığınız kadar da şeref yoksulu değilim. Lütfen kendinize başka bir ayna bulun.
Son kez bu konuyu yazayım...
Yazılarımda kimseye hakaret edecek kadar alçalmadım. Dolayısıyla bu alçaklığı karşımda durduğunu sananlardan da beklemiyorum.
Bana taraf olup olmamakla ilgili şeyler de söylemeyin. Taraf olmanın pastadan pay kapmak olduğunu iyi biliyorum ve asla rızkımda bir değişme olmadı.
Erman'ın dediği gibi: “Yiter ya! Yiter ya!”
A. Turan Alkan'ın dediği gibi: “‘Yandaş’ ecdâdınızdır!” Beğenerek okuyoruz efenim.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...