11 Kasım 2010 Perşembe

HEPSİ BU

HEPSİ BU
191104
Tarhanayı sever
Çiçekleri özleyen kadınlar
Kadınları, kendilerinden ayrı
Düşünemem
Vakit darlığı çeken ve
İleride prostat ameliyatı bekleyen
Delikanlılarla olur düğünler
Klavyenin kıvrak ritimlerinde
Saklıdır meçhul dişiler
Kentler, bu harflere dargındır

10 Kasım 2010 Çarşamba

İlköğretimde Başörtüsü Olmaz (MI?)

Cumhurbaşkanının Eşi!
Bayan Gül keşke sadece susmayı öğrenseydi.
O kadar manşet bir hanım için atılmazdı.
9 Kasım manşetlerine bakarsanız bunu daha rahat anlarsınız. Keşke önemli adamların eşleri olmak böyle tuhafça kutsanmasaydı memleketimizde.
Cumhurbaşkanı eşi olmaktan başka nesiniz hanımefendi ki, bütün Müslümanları üzüp diğerlerinin ağzının suyunu akıttınız?
İlköğretimde başörtüsü ile ilgili açıklama size mi düştü? Gazetecilerin tuzağını fark edemediniz mi ya da?
Umarım bu son olur. Bu kadar büyük gafı kaldırmaz zira konumunuz.
Millet hala önemli adam eşlerinin söylediğini kanun sanıyor, din sanıyor.
Bu büyük ayıptan dolayı teessüflerimi bildirir ve bu durumu bir Müslüman olarak asla kabullenmeyeceğimi bildiririm. Kınamak işe yarar mı bilmiyorum ama KINIYORUM!
Lütfen Müslümanlardan özür dileyin.

3 Kasım 2010 Çarşamba

Öküzün Arabası

Söylemezsem olmazdı.

Aslında kaldırıma aracını park eden ne demek istiyor?
"Siz gereksiz insanlar yani yayalar! Arabamı bıraktığım bu yerden geçmeyin ben gelen kadar. Benim kibrim benim dünyam."
Araçlarını kaldırıma dikine, yayaların kullandığı bölüme, park edenler akıllı mıdır?
Bunu önlemenin yolları nelerdir?
Belediye, polis ceza yazar; yazmıyor.
Fotoğraflarını plakaları ile çekip internette afişe etmek olabilir. Üstelik altına ".... aracı." yazabiliriz.
Yahut aşağıdaki grafiği (Kendi grafiğinizi de hazırlayabilirsiniz.) kağıda basıp o araçların üstüne yapıştırabilirsiniz. Ne ile olduğu önemli mi? :)
Daha da olmadı kaldırıma bırakılmış bu dehşetli saldırganları tekmeleyebiliriz.
Biz yayalar ve sorumlular ne diyoruz yahut bir şey dedik mi, dedik de kimse duydu mu?
Öküz arabası ile öküzün arabası arasında farklar vardır. Sinyal de kullanmaz bunlar.  
Başka diyeceğim yoktur...
Ox cart.

DR. ADİL YİĞİT’LE DOBRA DOBRA

14 Temmuz 2010
DR. ADİL YİĞİT’LE DOBRA DOBRA
Sevgili okurlarım bu kez iş dünyasından değil de hayatımızın içinden birini konuk ettik. Tavşanlılı bir konuğumuz var bu sayımızda. Dr. Adil Yiğit ile ilaçları, tıbbı, kendi uzmanlık alanlarını, insanımızın ilaç ve şifa algısını konuştuk. İlk iki sınıfı burada sonrasını Almanya ve Amerika’da okumuş olan hekimimiz mesleğinde devamlı ilerleyen, yerinde duramayan, sürekli araştıran örnek insanlardan birisi. Onu daha yakından tanımak gerekiyordu. Siz değerli okurlarımızı böyle bir fırsattan mahrum etmemek adına bu fırsatı kaçırmadık. Böylece hem tarihe bir hemşerimizin başarılarını kayıt düşmüş olacaktık hem de burada çok kalmayacak olan hekimimizi saygı ve teşekkür ile anmış olacaktık. Evet, konuştuk ve çok memnun kaldık. Çok şeyler öğretti bu konuşma bize. Umarım siz okuyucularımız da bu konuşmadan faydalanırsınız.

Mustafa Uysal: Önce tanışalım isterseniz.
Dr. Adil Yiğit.: Almanya’da doğdum ve büyüdüm. 4 kardeşiz. 16 yaşımda Amerika'ya gittim. Lise, üniversite ve uzmanlığımı Amerika’da bitirdim. İhtisas yaptığım alan chiropractic (Kayropraktik). Bu uzmanlık alanı Amerika’da, tıbbın içinde barındırdığı bir dal, Türkiye’de henüz tanınmıyor. Chiropractic hekimleri iskelet sistemin biyomekanik düzeni üzerine ihtisas yaparlar.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...