30 Haziran 2010 Çarşamba

TEMTAŞ YAHUT KAZAN DOĞURDU!

TEMTAŞ YAHUT KAZAN DOĞURDU!
Temtaş…
Tavşanlılı 5000 ortağın şirketi.
Şehrin şirketi.
Geleceğimizin teminatı.
Üzerinde çok konuşulan 5000 insanın laf kalabalığı yaptığı sermaye.
Ne bu sizce şimdi? Koca şehir toplanmış şirket kurmuş. Yok canım, adam üç kuruş koymuş onun hesabı var ortada. Adam gibi bir şirket ortaya koyamadık o bir. Bunun sebepleri malum bu iki. Sonra ortaya koyduğumuz bu ufak duyarlık için olmadık teraneler, bu üç.
Temtaş diye kurduğumuz ve umutlar beslediğimiz, uğruna şölenler düzenlediğimiz gelin kısır çıktı. Bir santrale hamile sandık sonu belli değil. Bari başka çocuğumuz olsun istedik bünye kabul etmedi. Bir evlatlık edindik (Kül işi ortaklığı) işe bakın o da kar dağıttı. Sonra,  çıfıt bir ortak bulduk, umudumuz var. Olmadı para isteriz. İşte büyük umudumuz santral için iş şu devrede, bu evrenin sonunda, bunun da ortasında.
Ne zaman oldu bunlar? Hepsinden yarım yamalak haberimiz var. Rahmetli buraya gelmiş ve bizimkilerle birlikte kollarını kaldırmıştı.

21 Haziran 2010 Pazartesi

ÇOK ORTAKLI ŞİRKETLER VE BAŞARISIZLIK

 ÇOK ORTAKLI ŞİRKETLER VE BAŞARISIZLIK
4 Haziran 2010
Tavşanlı’da bugüne kadar birçok çok ortaklı şirket kuruldu ve çoğunluğu başarısızlıkla sonuçlandı. Halen sürenler var, bunların da durumları çok net değil başarı açısından bakıldığında. İlçemiz insanları birlikte iş yapmayı iyiliğe ortak olmayı seviyor. Dolayısıyla bu tür girişimlerde hep yer alıyorlar ve sanırım bundan sonra da yer almaya devam edecekler. Bu tür çok ortaklı şirketler ilçemizde bir türlü başarıya ulaşamadı. Sonunda gördük ki hep yıkım ve güvensizlik ortamı doğurdu. Herkes birbirini suçladı. Ortalık toz duman oldu ve zaten bu tür bir bunalımın ortasında kimse gerçek suçlunun kim yahut ne olduğunu sorgulayamadı. Kişisel suçlamalar olarak kaldı hepsi. Aslında acaba neler oldu? Yanlış olan neydi yahut hatalı olan kimdi? Bunları konuşurken kişilere takılmadan, suçlayıcı, yargılayıcı davranmadan sadece anlamaya çalışarak kişi ve kurum isimleri vermekten kaçındık. Maksadımız birilerini incitmek, sorgulamak değil vakaları sorgulamak, anlamaya çalışmak ve nihayetinde günümüze ışık tutacak sonuçlar elde etmek. Bu ilkeler ışığında, aynı zamanda çok ortaklı bir şirketin yöneticiliğini de yapan Mustafa Göktekin ile konuştuk. Umarım ileride atılacak adımlarda da aynı hatalara düşülmez ve ortaklığın, beraber iş yapmanın bereketine kavuşuruz. Röportaj için Tıklayınız.

8 Haziran 2010 Salı

GÜNDEME DAİR ÜÇ MESELE

GÜNDEME DAİR ÜÇ MESELE
Son katıldığım toplantıda da aynı şey oldu…
Saat 17.00’de toplantı olduğu yazıyordu. Yetişebilmek için ikindi namazını kılmadan ve üstelik hızla gittim. Oraya vardığımda terlemiştim ve vaktinde yetişmiştim. Son dakikada yetiştim.
Peki, ne gördüm?
Elbette başlamamıştı. Böyle olacağını adım gibi biliyordum. Yine de geç kalan ben olmamak için gittim. Yazılı olana hep güvenmişimdir. Davetiyede öyle yazıyordu. Sanırım benden ve salonda olan yirmi kadar insandan başkasına yanlış davetiye gitti! Zira insanlar 17.30’dan sonra gelmeye başladılar. Ön koltuklara oturacak adamlar da geç geldiler. Ön koltuklar dolmayınca, biliyorsunuz toplantılar, törenler başlamaz. Sanki toplantının sahipleri onlarmış gibi davranırlar. Neden? Çünkü toplantı tertipleyenler onlara bu havayı vermişlerdir. Siz olmazsanız olmaz. Bu ne güzel bir değerdir. Sahiden öyledir. Her toplantıya katılan ön koltuk sahipleri de hepsine yetişmeye çalışır ama beceremez.

2 Haziran 2010 Çarşamba

YAŞASIN FUTBOL, YAŞASIN KALABALIKLAR!

YAŞASIN FUTBOL, YAŞASIN KALABALIKLAR!
Kuzum neler oluyor Allah aşkına?
Tamam, şampiyon olduk da sevincimizi ve kutlamamızı iki gün erteleyemez miydik? Acele edenleri anlayabilmiş değilim. O gün akşam vakti meydana baktım ve kocaman bir “Yuh!” çektim. Ülkemizde 6 askerimiz şehit edilmiş, gemilerimiz israil (Bilerek küçük yazılmıştır.) tarafından vurulmuş 16 şehit vermişiz ama meydanda kutlama var. Gündüz gözüyle hem de, havai fişekler atılıyor. Yok artık, kim yapıyor bunları, diye soran birçok insana ne söyleyeceksiniz merak ediyorum. Açıklamalardan bazılarını dinledim, şehitlerimiz var, Gazze gemileri vuruldu ve özellikle ilçemizden değerli bir insan esirler arasında haber alınamıyor bu acılar varken kutlama yapacağız siz taşkınlık yapmayın sevinin ama gürültü yapmayın. Oldu mu sizce? Babanız ölse düğüne devam eder misiniz? Anneniz ölse bayrama gider misiniz?
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...