29 Nisan 2009 Çarşamba

Dua ve Masaüstü Fotoğrafları

Güzel ve kaliteli masaüstü fotoğrafları üzerine hadis ve ayetlerde geçen duaları yazdım, isterseniz topluca indirebilirsiniz. 5 MB boyutunda küçük bir dosya.
Aşağıda ön izlemelerini görebilirsiniz. Onları indirmeyin onlar örnek ve çok küçükler :)
İNDİR 5 MB
Örnek fotoğraflar:









İNDİR 5 MB

6 Nisan 2009 Pazartesi

FİLM GİBİ

FİLM GİBİ

Seni vurmamam için bir tek sebep söyle!

Evliyim ağabey.

Karını seviyor musun?

Şey, evet, evet! Evet, yani!

Kes, bu kadarı yeter, baştan alıyoruz. Yahu kardeşim, mimikleriniz burada önemli değil. Okuyucu mimiklerinize önem vermez. Ne diye yırtınıyorsunuz? Oyunculuk istemiyorum sizden. Yazdığımı yaşayın, gerisini ben hallederim. Baştan alıyoruz.

Seni vurmamam için sebep söyle ulan!

Evliyim ağabey, çocuklarım var.

Pardon, iki sebep saydı ve ben ulan kelimesini ekledim, bozulacaksa aynen yaşayalım.

Tamam, madem öyle serbest takılalım biraz. Bakalım ne çıkacak. Ciddiyim, böyle devam edin.

Seni vurmamam için bir tek sebep söyle!

Usta, bunun silahı milahı yok ki, hiç inandırıcı olmuyor böyle de.

Gidin şuna bir silah bulun. Varmış gibi yaşasana. Sanki film çekiyoruz. Tamam, ilk repliği geç devam et.

Evliyim ağabey.

Karını seviyor musun?

Evet, şey, yani evet!

Hiç mi kızdığın zaman olmadı?

Oldu tabi de geçici şeyler. Hem beni vurmazsan böyle şeyler yüzünden kızmam bir daha.

Durun bir dakika. Senin elinde bir silah var, daha yukarıdan sorular sormalı değil misin? Ya sen, alnına kurşun yemek üzeresin, bu ne biçim bir yalvarma? Bakın, sahiden böyle olmayacak.

Usta, haksızlık ediyorsun ama. Bize olayın arka planını anlatmadın ki, ben niye bu adam silah dayıyorum, niçin vurmakla tehdit ediyorum, bu adamı tanıyor muyum, olay nerede geçiyor... Hiçbir ayrıntı yok elimizde. Doğrudan olaya soktun bizi.

Ya, demek doğrudan olaya soktum. Dinleyin o zaman: Bu gün Kütahya otobüsüyle dönerken elimdeki kitabı yarı yolda bitiriverdim. Bu yolu yüzlerce defa seyrettiğime göre, geriye bir seçenek kalıyordu: Hikâye taslağı çıkarmak. Düşündüm ki, elimde bir silah olsa ve gidip şoförün kafasına dayasam, şoför eski bir arkadaşım –gerçi zor tanıdık birbirimizi- hani kafayı yemiş gibi yapsam, gerisi nasıl gelir? İşaret parmağımı namlu, başparmağımı da –arkaya yatırarak- horoz yaptım ve önümde oturan ihtiyar çifte doğrulttum. Yanımda oturan ve Yahudi markalarının imitasyonu losyon kullanan beyefendiye çaktırmadan birkaç el ateş ettim. Niyetim kimseyi vurmak değildi gerçekten. O sıra gözlerim fena ağırlaştı, uyumuşum. Yanımdaki kokunun eksildiğini fark ettiğimde hemen gözlerimi açtım. Çift kişilik koltukta yapayalnızdım artık. On altı numaralı koltukta oturan yolcuyu –yani kendimi- düşündüm. Neler yapabilirdi neler. Kafamdan çok şey geçti. Yolun bitmesine pek az kaldığı için hiç birini uygulamaya sokmadım. Böyle olunca da zihnimde izi kalmadı. Kala kala işte o, ilk replik cümlesi kaldı geriye. O cümle birçok öykünün ilk cümlesi olabilir, bunu fark ettiniz mi? Sizi özellikle denedim. Herkesin hayal dünyası farklı, sizden de ilginç fikirler, çok daha ilginç fikirler çıkabilirdi. Boş verin, gerisini ben yazacağım. Şimdi, kısaca özetliyorum, baştan yaşayacaksınız.

Nil nehri kıyısındayız. Senin elinde bir silah var –hangi türden olduğu önemli değil- önünde yatmakta olan mumyaya doğrultmuşsun. Mumya -yani sen- çaresiz gözlerle doğrultulmuş silaha bakıyorsun. Adam seni vuracak ya da vurmayacak, o kadar emin değil, sana bağlı. Başlayın!

Seni vurmamam için bir tek sebep söyle!

Evliyim ağabey.

1 Nisan 2009 Çarşamba

KONUŞMAK VAKTİ DEĞİL

KONUŞMAK VAKTİ DEĞİL

Şüpheler izhar etmeye başladı birileri ve bu şüpheler yoluyla sanki bir iş yapılamayacağı izlenimi verilmeye çalışılıyor.

Unuttum, konu neydi?

Konu bildiğiniz konu, belediye.

Bu şüpheleri dile getirenlerle dile getirilmesine ufacık bile olsa katkı sağlayanlar sorumlu olacaklardır.

Nedir bu şüpheler?

Çekişmeler ve sürtüşmeler olacak, iş yapılamayacak, eyvah bunlar sadece kavga edecek falan. Hiç sanmıyorum. Seçim sonrası bu tür kaygıların olması doğaldır. Bunları büyüterek insanların gözüne sokmaya çalışmak zulümdür. Geleceğe ve insanlara karşı garezdir. Bunları düşünmek bile umudunu yitirmektir. Allah’tan umudunu kesenler ancak… diye, devam eden ayetleri biliyorsunuz.

Hayır, şimdi metanet zamanıdır. Kazanan da kaybeden kadar metanetli olmalıdır. Lütfen en ufak bir ima ile bile olsa karşı tarafla uğraşmaya veya intikam almaya çalışmasın kimse. Böyle bir şüphe ikilimi oluşturmaya çalışanlara fırsat verilmesin. Böyle bir şey yok ama şüyuu vukuundan beterdir bazı şeylerin. Konuşulmasına bile müsaade edilmemelidir. Kaybedenlerin de bu memleket için kazandıkları zamanları hatırlamalarını istiyorum. Onlar da hüzünlerini yeise çevirmesinler. İntikam peşinde olmak her iki taraf için de küçülme getirir. Bu küçülmeler şehrimizi geriye götürür.

İnanıyorum ki yeniler ve eskiler bir arada olmayı başaracak ve böyle olmasa bile herkes işine bakacaktır. Hiç kimsenin şehrin önüne engel olarak toz bile koymaya hakkı yoktur.

Başta da dediğim gibi bunlar ufak tefek şeyler seçim sonrası konuşulur. Mühim olan tadında bırakıp işine bakmaktır. Bazıların topluma umutsuzluk pompalaması çalışmak arzusunda olanların kulaklarına gitmemelidir.

Şimdi iş zamanıdır. Daha devir teslim töreni bile yapılmamışken böyle tuhaf kaygıların dile getiriliyor olması tuhaf değil mi? Şimdi konuşmak zamanı geçmiştir. Herkes lütfen işine dönsün. Biri ekmeğini yapsın, biri ayakkabısını satsın, biri siyasetini yapsın, biri yönetsin, biri yazsın ama hepsi tek bir şehirde yaşadıklarını ve Allah’ın kendilerini her yerde gördüğünü unutmasın.

Her duyduğunuzu sağda solda zevkle yahut üzgünlükle söyleyip durmayın. Gerçek olup olmadığını bile bilmiyorsunuz. Efendimiz diyor ki, “Her duyduğunu söylemesi, kişiye günah olarak yeter.”

 

 



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...