2 Mart 2009 Pazartesi

KİBRİN SABRI YOK OY İSTİYOR.

KİBRİN SABRI YOK OY İSTİYOR.

Seçtiğimiz insanların kendilerini seçilmiş gibi hissetmemeleri mümkün değil. Bu seçilme işleminin kendileri gibi insanlar tarafından yapıldığının farkında olmalarını nasıl sağlarız iş orada?

“Güçlüğe hemen hemen her insan dayanabilir, fakat onun karakterini sınamak istiyorsanız, ona yetki verin.” Abraham Lincoln.

Yetkiyi vereni tanıyor musunuz? Bence önce kendi karakterinizi sınayın. Yetkiyi veren sizsiniz. (Ben oy kullanmadığım için kendimi dâhil etmiyorum.) Sizin karakteriniz buna müsaitse o zaman yetki verdiğinizin karakteri de müsaittir. Bunca yıl yetki verdiklerinizi görüyoruz. Argo deyimler kullanmayacağım ama siz anlayacaksınız ne demek istediğimi. Onların burnu havaya dikiliyor. Onlar artık sizden daha iyi biliyor, daha iyi görüyor, daha iyi düşünüyor, daha geniş anlıyor, ileriyi daha iyi görüyor olacaklar. Bunu siz öyle vehmettiriyorsunuz çünkü. Aramızdan birini seçiyoruz, demiyorsunuz ki. Diyorsunuz ki, bu adamda şu üstün vasıflar vardır ve bunu o yüzden seçin. Daha seçilme aşamasında adamı abartıyorsunuz. O yüzden bir yan tavana vururken karakter tabanda geziniyor. Sizin karakterinizde buna müsait ki, o sizin seçtiğiniz biri öyleyse sizinki de tavana vuruyor. Bunu seçim kutlamalarından anlıyorum.

Siz kimsiniz ki birine yetki veriyorsunuz?

Sahiden siz kimsiniz? Aranızdan birini seçip gönderme yetkisini size kim verdi? Bu hakkı nasıl kazandınız hiç düşündünüz mü? Sunal filmlerinden birinde gazetecinin biri vardı, yaza yaza hükümeti düşürdüm, demişti. Çok severim bu sözü zaman zaman ben de kullanırım arkadaş meclislerinde. Durumun öyle olmadığını çocuklar da bildiği için gülüyordu zaten değil mi? Oy kullana kullana kazandınız sanırım siz bu yetki verme yetkisini. Burada gülümsediğimi siz de görüyor gibi olmalısınız. Sadece oy kullanma yetkisine sahip bir halkın kendi gibi birine oy verip sonra onun kulluğuna tabi olması size de garip gelmiyor mu? Ne az düşünüyorsunuz? Hatta hiç düşünmüyor musunuz?

Adamları seçip gönderiyor arkasından siz gidiyorsunuz, ağam diye başlayan cümleler kuruyorsunuz. Hani sizden biriydi, hani içinizden biriydi? İnsan hizmetkârına tabi olur mu? İnsan uşağının uşağı olur mu? Hiç itiraz etmeyin! Bu eserler kimin o zaman? Siz değil misiniz bütün bu eserlerin sahibi? Kendinde oy kullanma kabiliyeti var diye dev aynası satın alan siz değil misiniz? Aranızdan seçtiklerinizden azar işiten siz değil misiniz? Siz değil misiniz yapması gereken bir işi yapması için gönderdiğiniz hizmetçinizin yaptığı işe adını veren? Siz değil misiniz, yıllar boyunca gelip gidenlerin savunmasını yapan? Hem de ne uğruna? Şunu o yaptı, bunu o yaptı, öbürünü bu yaptı. Çırağına teşekkür etmeyen adamlar hizmetçilerine kırmızı halı seriyor ne garip bir karakter! Ne garip bir tecelli!

Alkışlarla yaşattığınız içinizden birileri size sahip çıkmıyor sizi kulluklarına alıyorlar farkında değil misiniz? Adam çıkıp ondan sonra diyor ki “Benim falanım var.” Senin hiçbir şeyin yok aslında sadece bu kendilerine dev aynası dağıttığın kulların var. Bütün seçilmişler için söylüyorum, seçilecekler için söylüyorum, oy veren bütün insanlara tanrılık borcunuz var. Haydi yerine getirin. Siz oy kullananlar sizin de onlara kulluk borcunuz var haydi ibadet edin! Tavana vuran egonuzu alın ve sokaklara çıkın yine, konuşun, anlatın ne kadar iyi ve büyük olduğunuzu. Biz inanmaya razıyız. Biz sizi ululamaya razıyız. Siz çıkın anlatın ve oylarımızla yetkilendirdiğimiz cesedinizi uzatın biz öperiz müsait yerlerinden.

Oylarınız, düşmanlıktan ve kibirden başka ne verdi söyler misiniz?

Konu devam edecek, burada bitmez. 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...