8 Şubat 2018 Perşembe

BİR DİZİ HAYAT

BİR DİZİ HAYATM.Uysal
-Çarşamba, Diriliş Ertuğrul...
-Perşembe, Mehmetçik Kut'ül Amare
-Cuma, Payitaht Abdülhamid 
-Cumartesi, Kalk Gidelim
-Pazar, Aslan Ailem
-Pazartesi, Yalaza, Söz
-Salı, Aliya, Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz.
* * *
Bu sadece biri iki televizyon kanalının dizileri. 
Her bir dizi neredeyse bir akşamda üç saat sürüyor. 
Değerli kardeşim, gündüz çalışıyorsun, didiniyorsun, meşguliyetin var. Akşam ise 3 saatini televizyona veriyorsun. 
Şöyle düşünüyorsun: Bu diziler çok güzel. İnsanlara din, devlet, millet bilinci veriyor. Bizi uyandırıyor, uyarıyor, kendimize gelmemizi sağlıyor. Millet olarak kenetlenmemizi sağlıyor... Şahane tanımlamaların var bu dizilerle ilgili. 
Üstüne bir de sosyal medyada ve internette geçirdiğin, telefonuna harcadığın zamanı ilave ettiğin zaman sana soruyorum: Ne zaman yaşıyorsun? Ailenle nasıl iletişim kuruyorsun? Allah'a ayırdığın bir zaman dilimi var mı? Ne yapıyorsun, anlamak için biraz vakit ayırdın mı? 
Seni uyandıracak olan diye kurguladığın şey o diziler mi sahiden? Sahiden uyanacak mısın? Hangi şeye uyanacaksın çok merak ediyorum. Sana, seni uyandıracak ve seni diriltecek olan şeyin bunlar olduğunu kim söyledi? Buna nasıl inandın? 
Daha kötü dizilerin var olduğunu biliyorum, öyleyse onları eleştirmeliyim değil mi? Onlar ahlakımızı bozuyorlar, toplumu ifsad ediyorlar değil mi? Böyle düşünüyorsan sen sadece kendi uyuşturucunun taraftarısın o kadar. 
Her neyse, reklam araları var en azından ve biz orada bütün ömrümüzü özetliyoruz etrafımızdakilere.
Sakın birileri sizi dizilerle dizginliyor olmasın?



25 Ocak 2018 Perşembe

Zümer Suresi Notlar

Zümer Suresi Notlar

Mustafa Uysal
39. Sure Zümer Suresi
Sure notları:
-Kur’an, vahiy, şirk, şefaat, aracılar, sözün en güzeli,
Adı ihlas olmalıydı belki.
Sure adı sosyolojik bir kelimedir. (Gruplar)
Ana temalar: İhlas. şefaat, şirk,
1-2 / Kur’an, vahiy, ihlas. Allah hikmet sahibidir. Kur’an hikmet ile doludur. Resullere hikmet verilmiştir. Lokman’a hikmek verilmiştir. Dileyen Kur’an ile hikmeti alır…
3 / Müşrikler ve yakınlık iddiaları. Dinin Allah’a has kılın. (İhlas) Müşriklerin şirk sebebi. Allah’a yakınlaşmanın şartlarını sadece Allah belirler.
4-6 / Yaratılış delilleri.
7 / Günahların şahsiliği ilkesi.
8 / Sıkıntılı ve rahat zamanlarda müşrik mantığı
9/ Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?
10/ İyiliğe karşılık iyilik vardır. /Yeryüzü geniş, hicret.
11-18 / İhlas vurgusu hakim olan paragraf. / Tağuta kulluk/ Sözün en güzeline uymak
19/ Azaptan kurtarma ve aracılık (şefaat) meselesi. Azabı hak edenle diğeri bir olur mu? (Azap sözü kesinleşeni ve ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?) Burada çok önemli bir soru gündeme geliyor. Soru şu: Allah Resulünün böyle bir iddiası var mıydı ki, Allah böyle bir soru soruyor? Dahası, bu soru sadece Resule mi yoksa bu iddiayı dillendiren herkese mi soruluyor?
20/ Cennet vaadi.
21/ Su örneği ve ibret.
22/ Kalbi imana açık olanla kalbi imana kapalı olan bir olur mu? (Nur ile açmış)
23/ Sözün en güzeli Kur’an. Mesani oluşu, müteşabih oluşu, Kalpleri yumuşar ve titrer. Sapıklık ve hidayet tercihi.
24/ Yüzü ile cehennemden korunmak… Kendisini böyle korumaya çalışanla diğeri bir olur mu?
25-26/ Öncekilerden yalanlayanların durumu. Dünyada da ahirette de rezillik.
27-28/ Kur’an öğüt alınması için misal ve korunsunlar diye Arapça…
29/ Çok amirli ve tek amirli kişi örneği. (Şirk) Bunlar bir olur mu?
30-31/ Resulün ve insanların ölümü, davalaşma...
32-35/ Kur’an’ı yalanlayanların ve tasdik edenlerin durumu. (Doğruyu getiren ve doğruyu tasdik edenler.) Cehennemde yer mi yok?
36-37/ O kuluna yetmez mi? Kiminle korkutuyorlar seni? Onun doğru yola ilettiğini saptıracak yoktur. Sapanı da doğru yola getirecek yoktur.
38/ Kim yarattı gökleri, yerleri? Fayda, zarar, tevekkül… Öyleyse Allah ile aranıza koyup taptığınıza bakın… Fayda veya zarar verebilir mi? Tevekkül edenler ancak Allah’a…
39-40/ Azap kime gelecek? (19. ayetin açıklaması gibi sanki) Siz yapın, ben de boş durmayacağım…
41/ Kur’an ne için indi? Kur’an’ı yani doğru yolu mu tercih edeceksiniz yoksa başka yolları mı? Resul bir vekil değil insanlar üzerinde, yani yaptıklarından sorumlu değil.
42/ Ölüm, uyku, ibret… (Tefsirlerde hep ruh üzerinde durulmuş. Orada ruh kelimesi geçmez.) Tefsirlerde bu konuda doyurucu bir açıklama bulamadım. Üstelik önceki ve sonraki ayetlerle de bağlantısını asla düşünmemişler. Ben şöyle düşündüm: Bu ayetler burada şunun için olabilir… Allah, önceki ayette ve sonraki ayette şunu vurguluyor: Tercihiniz Kur’an olsun, tevekkülünüz Allah’a olsun. Sonra şefaatçiler/aracılar bulamayacaksınız. Yani siz o öldükten sonra da üzerinizde etkisi ve gücü olduğunu düşündüğünüz şeylere bakın. Allah onların canlarını almıştır ve uyku hali dışında öldürdüklerini yanında tutar yani onun bir etkinliği yok artık. Uykusunda canlılık belirtisi kalmayan için durum böyle değil. Uyanınca etkinliği ve yaşam için tercih hakları devam eder. Siz ölenlerden yardım, aracılık falan beklemeyin. 
43-45/ Yoksa onlar başka aracılar mı buldular? Üstelik hiç yetkileri yok… Şefaat/aracılık tümüyle Allah’a ait… Hükümranlık yani tek yetki Onun… Allah tek anılınca ne oluyor, aracılar anılınca ne oluyor…
46/ Ayrılığa düştükleri konularda aralarında hükmü Allah verecek…
47-48/ Azaptan kurtulmak için dünya ve iki mislini vermek… Kötülükler açığa çıkacak ve alay ettikleri şey kendilerini kuşatacak…
49-50-51/ İnsana zarar dokunduğu zaman yalvarır ama verildiği zaman kendinden (ilminden) bilir. Bu sadece imtihan içindir. Öncekiler de buna benzer şeyler söylüyorlardı, işlerine yaramadı. Kötülükler başınıza gelecek. Allah’ı aciz bırakamazsınız.
52/ Rızkı dileğine bolca verir, kısar da… İbret alın inananlar…
53/ Günahkarlar/ kafirler… Ümit kesmeyin Allah’ın rahmetinden zira Allah’ın bağışlayamayacağı günah yok siz döndükten sonra. Ğafur, Rahim…
54/ Önceki ayetin şartı: Azap gelmeden önce yönelin ve teslim olun. O gün aracılar falan yardım edemez…
55-56-57-58/ Önceki ayetlerin şartları… Azap gelmeden Kur’an’a/vahye/indirilenin en güzeline tabi olun… (Kime ve neye tabi olunacak?) Hidayet verilseydi demeyin, verildi. Yazıklar olsun bana, alay edenlerdendim, diyeceksiniz… Bir fırsat daha olsa iyi olurum… Diyeceksiniz ama vakit geç olacak…
59-60/ Ayetler geldi ve kibirlendin, inkar ettin, yalanladın… O gün kara bir yüzün olacak ve kibirliler için cehennemde yer mi yok?
61-63/ Kurtuluşa kim erecek? Takva sahipleri korunacak ve üzülmeyecekler. Her şeyin yaratıcısı olan vekil olur. Gök ve yerin anahtarları Onundur. Hüsrana uğrayacak olanlar Allah’ın AYETLERİNİ inkar edenler olacak.
64-65-66/ Allah’tan başkasına İBADET etmeyin! Cahiller, bana Allah’tan başkasına kulluk/itaat/ibadet/dua etmemi mi emrediyorsunuz? Şirke düşersen yaptıkların boşa gider. Sadece Allah’a kulluk et. Şükredenlerden ol!
67/ Allah’ın kadrini bilemediler… Allah’ı hakkıyla tanımadılar… Kıyamet günü bütün her şey onun ellerinde olacak, başkasının değil. Müşriklerin iddiaları gibi değil Allah.
68/ Sura üflenince gök ve yerde bulunanların hepsi ölecek, Allah’ın dilediği hariç… Tekrar üflenecek ve kalkacaklar.
69-70/ Artık sadece Allah’ın nuru ile aydınlık olacak… Kayıtlar, peygamberler, şahitler getirilip mahkeme kurulacak ve asla haksızlık yapılmadan hüküm verilecek. Herkes tastamam alacak zira Allah hepsini biliyor.
71-72/ Küfredenler gruplar halinde cehenneme… Orada sorulur size uyarıcı/resul gelmedi mi, ayetleri okumadı mı, mahkeme gününü söylemedi mi? Evet. Azap sözü kesinleşti. (19. ayete bak.) Ebedi girin cehenneme, kibirlenenlerin yeri ne kötü…
73/ Takva sahipleri/korunmuş olanlar da gruplar halinde cennete… Kapılar açılır… Selamün aleyküm… Ebedi cennete girin…
74/ Elhamdülillah, derler… Allah sözünü tutar. Çalışanların karşılığı ne güzelmiş. Cennete varis olmak…
75/ Melekler de elhamdülillah derler… Artık herkesin hakkında adaletle hüküm verilmiştir ve herkes elhamdülillah, der. (Kimler olduğu belirsiz…)
Ocak 2018




28 Aralık 2017 Perşembe

VAHİY KARŞISINDA İKİ ADAMIN HALİ

VAHİY KARŞISINDA İKİ ADAMIN HALİ
M.Uysal
Anlamaya çalışan adamla hiç uğraşmamış adamın hali…

Diyorlar ki, aman Arapça öğrenip de bu Kur’an’ı ve hadisleri anlamaya çalışmayın. Dahası sakın Türkçe mealinden anlamaya hiç kalkmayın. Allah muhafaza sapıtırsınız.

Ne olacak peki?

Şöyle olacak: Yüz yıllardır oluşmuş bir kalıp var, biz bu kalıbı size giydireceğiz ve siz kurtulacaksınız. Kur’an’ı öğrenmeye, anlamaya falan da ihtiyacın kalmayacak. Allah Resulünü öğrenmeye ve anlamaya da ihtiyacın kalmayacak. Elimizde o kadar doğru bir kalıp var ki, adı ehl-i sünnettir, sana da giydirirsek bütün ihtiyaçlarını karşılar ve seni kurtarır. Sen hiç elini Kur’an’a sürme. Okuyacaksan gel, sana tecvid öğretelim…

Bütün bunlardan sonra…

Bunları diyen adamlar vallahi Kur’an’ın kişisel sorumluluk yüklemesinden haberdar değiller. Her insanın kendi aklını kullanarak, anladığı kadarıyla sorumlu tutulacağından haberdar değiller. Her insanın bizzat vahiy ile sorumlu olduğundan haberdar değiller. İstiyorlar ki, atalarının anladığı gibi anlasın herkes ve asla aklını kullanmasın artık. Herkes kendilerine tabi olsun, aykırı ses çıkmasın.

Soru: Birisi Kur’an’ı anlamaya çalıştı ve diyelim Kur’an’ın öğütlerini, ibretlerini, kıssalarını, emirlerini, yasaklarını anladı ve hayatına uyguladı… Sonra, anlamadığı yerler oldu veya bazı yerlerini yanlış anladı. Durumu ne olacak? Tevhit ilkesi dışında yanlış anlayıp onu cehenneme götürecek ne vardır Kur’an’da acaba? Ve acaba tevhit ilkesini Kur’an’dan okuyup anlamayacak bir insan Allah tarafından din ile sorumlu tutulur mu? Allah’ın tek ve ortaksız olduğunu, ahiretin olduğunu, Allah’ın Resuller gönderdiğini, Resullerine melek vasıtasıyla kitap gönderdiğini… Bunları nasıl yanlış anlamış olabilir? Yani bir insanın Kur’an’ı anlama çabası onu yoldan çıkaracaksa Allah nasıl oldu da böyle bir tehlike gönderdi? Aslında olan şudur: Allah der ki, işte tam da bu Kur’an hidayet (yani doğru yola götüren) kaynaktır, başka hiçbir şey değildir.

Bir adam da var ki, ömrü boyunca, Kur’an’ı anlamaya çalışırken sapıtırım (ne büyük yanılgı) ve yoldan çıkarım korkusu ile hiç o yana bakmamış ve hep başkasının aklını ve atalarının giydirdiği kalıbı kullanmış.

Şimdi bu iki adamın ahiretteki hallerine bakalım.

Birisi hiç vahye kulak vermemiş diğeri vahyi anlamaya ve anladığı kadarı ile yaşamaya çalışmış ve hatta bazen yanlış anlamış ve hataları olmuş.

Anlamaya çalışıp hata yapan adam şunu diyebilir: Allah’ım beni bağışla, zira senden başka bağışlayan yok. Ben senin vahyini okudum, anlayabildiğim kadar yaşadım ama görüyorum ki bazı yerlerini yanlış anlamışım. Ben aciz bir kulum, Sen Allah’sın… Kullar yanılır Allah kullarına merhamet eder…

Hiç aklını kullanmamış ve vahye bakmamış adam ne diyecek?

Allah’ım sen vahiy gönderdin ve hatta vahyinin içinde, atalarınıza değil vahye uyun, dedin ama ben korktum yoldan çıkarım diye hatta vahyin içinde, yola getiren kitap olduğu da yazıyormuş, Yine de ben hiç aklımı kullanmadım, hiç vahyi anlamaya çalışmadım. Kusura bakma, hiç çabam olmadı.

Hangi durumu tercih edeceksiniz?

99 DOĞRUNUN ARASINA 1 YANLIŞ

99 DOĞRUNUN ARASINA 1 YANLIŞ
M.Uysal
Bağlılarını veya kendilerine bağlı olmasını istediklerini korumak ve korkutmak için diyorlar ki: Bak, bu adam doğru söylüyor gibi görünüyor, herkesin doğruları vardır elbet ama işte 99 doğru söyler arasına 1 yanlış katar Allah muhafaza dinden çıkarsın!

Uyarı bu. Ne kadar muhteşem bir uyarı. Artık o kişi kurtulmuştur! Kimse artık ona 99 doğru arasında 1 yanlış yutturamaz. Büyük kurtuluş!

Peki, yüzde yüz doğruyu söyleyen ve onları kurtuluşa erdirecek olan kimdir?

Sanırım bu uyarıyı yapanlar satır arasında bu mesajı veriyorlar: Evet, biz yüzde yüz doğru söyleriz, bize gelin sizi kurtaralım. Ona giderseniz sizi batırır.

Kendi gruplarına çağıran insanlar haklı olabilirler… Evet, doğru şeyler yapıyorlardır, güzel şeylerle insanları tanıştırıyorlardır. Lakin, hiç mi yanlışınız yok be kardeşim? Yüzde yüz doğru ve yanılmaz olduğunuzu ve karşı tarafın daha doğrusu uyarısını yaptığınız tarafın 99 doğrunun arasına 1 yanlış katarak yoldan çıkaracağının bilgisini nereden aldınız? Siz neye dayanarak yüzde yüz doğru oldunuz? Sizi doğru yapan dayanağınız nedir?

Kendisine değil de Allah’a, vahye, Resulun örnek hayatına çağıran yani aslında, aslına dönmesini isteyen birileri niçin tehlikeli oluyor?

Muhayyile şöyle işliyor: Bunlar sapık ve yoldan çıkmış insanlar, dolayısıyla onları dinleyenler de yoldan çıkacaklar. O yüzden bunları kurtaralım. 99 doğru konuşuyorlar tam önemli noktada araya 1 yanlış koyuyorlar ve dinden çıkıyorlar ve onları dinleyenleri de yoldan çıkarıyorlar. Sebep ne ola? Onlar İngiliz ajanı, sapık, zındık vs… Sebep mi bulunmaz?

UYARI!

1- Her duyduğuna inanan insan zaten kurtarılmaya yatkın değildir. Sizin de her dediğinize inanacaktır ve muhakkak ki siz de yüzde yüz doğru değilsiniz.

2- Dünya üzerinde yüzde yüz doğrusu olan insan yoktur. Bu yüzden kimse kimseye bağlanmasın. Yüzde yüz doğru olan vahiydir.

3- Anlama çabası tek taraflı olan insan her hâlükârda kaybetmiştir. Ancak gruplar tarafından kurtarılmak ve kendisine bağlanmak istenen insan tipi de tam böyledir. Bu yüzden kazanılması gerekir.

4- Tek taraflı insan eksik insandır. Dini yapısı değil sadece bütün işleri ziyandadır.

5- 99 doğru 1 yanlış teoriniz önce kendinizi vurur, bu söylemi kullanmayın.

6- 99 doğrunun arasına koyulmuş 1 yanlışı fark etmeyecek yetkinlikte birinin geri zekalı olduğunu ima ediyorsunuz, farkına varın. Bu uyarıyı almış olan da aklına, bilgisine ve kendisine nasıl bakıldığının farkına varsın.

7- İnsanların nasıl zayıf bir din anlayışları var ki, 99 doğru ile yaşamaya çalışırken 1 yanlış ile hayatı kayıyor? Bu nasıl bir dinmiş ki, üflemekle göçüyor?

8- Bazıları daha da ileri gidip, bir meselenin eleştirilmesi halinde dinin çökeceğini, Müslümanların bozulacağını söyleyip duruyor. Bu kadar güvensiz bir dine nasıl girdiniz? Ben olsam bu kadar cılız bir dine girmezdim. Ki, benim dinim Kur’an ve Resul gibi sağlam kaynaklarla ayakta duruyor. Belki paranoyaklar kendilerini tekrar gözden geçirmeli. Allah dinini koruyacaktır ama siz koruma garantisinde değilsiniz. Belki önce kendiniz bu dini öğrenmelisiniz birilerini kurtarmadan önce.

9- Siz vehmediyorsunuz ki, herkes sizin grup gibi tek bir kaynaktan öğrenmekle dini hayatını devam ettiriyor. Başta da söyledim bu tipler zaten kayıp tipler, baştan kaybettiniz. Sözün her türlüsünü dinleyip vahye uyan insan öyle 99 doğru 1 yanlış falan hikayelerini yemez. Aramaya devam eder. Birilerine bağlanmak ve sadece onun doğrusu ile hayatını devam ettirmek istemez. Doğrularını aldığı kişinin yanlışlarına itiraz edebilmeyi de öğrenir. Saygıda kusur etmez ama eleştirilemez olana da asla tahammül göstermez. Ömür boyu bağlanacağı ve artık doğruları bulduğu bir yer olduğunu düşündüğü gün tuzağa düştüğünü anlayacak kadar basiret sahibi yapar onu Kur’an.

10- İnsanları kurtarmaktan ve kendinize çağırıp bir yerlerden sakındırmaktan vazgeçin. Kendinizi vahiy ile kurtarmaya ve insanları da bu yolla kurtuluşa ermeye çağırın. Bölünüp parça parça olmayın, tek olun, tek bir ümmet olmaya bakın. 

11- Sad suresi 17. ve 26. ayetler arasında bir konu geçer. Davut peygamber ve davacılar kıssası. Orada bir anlayış vardır. Bir dava vardır. Adaletle hükmedilmesini isteyen kişiler vardır. Haksızlık edilmemesini ve doğru yolun gösterilmesini isteyen kişiler vardır. Kişi 99 koyunu olan birinin kendisine ait 1 koyunu da istediğini ve aldığını belirtir. Davut da hemen hüküm verir diğerini dinlemeden. Doğru bir karar her iki taraf da dinlenilerek alınır. Yani suçlayanın da suçlanın da dinlenmesi durumunda bir karar ve hükme varılır. Nasıl bir yargıç olacağınıza karar verin.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...