25 Nisan 2016 Pazartesi

FOTOĞRAF SORUMLULUKTUR

Fotoğraf Sorumluluktur
M.Uysal
Artık çok fazla fotoğraf çekiyoruz. Herkes her yerde fotoğraf çekiyor. Bu işin bir sorumluluğu olmalı. Bilinçle yapılmazsa sorun olarak büyüyebilir.
  • Dijital veriler silinmez. 
Sabit diskinizde, telefon hafızasında veya hafıza kartınızda bulunan görüntüler de dijital verilerdir. Siz silseniz bile geri getirilebilir. En iyisi çekmekmektir.
  • Başkasının görmesini istemediğiniz fotoğrafı asla çekmeyin!
    Fotoğraf çekildikten sonra kaydedilecek, belki istemediğiniz birinin eline geçecek, belki paylaşılacak... Fotoğrafın gidişatını artık dijital dünya belirleyecek.
    • Paylaştığınız fotoğrafın kimlere ulaşacağını siz belirleyemezsiniz.
    Siz sadece 3 arkadaşınız için paylaşsanız bile kopyalama yöntemi ile milyon kişiye de ulaştırılabilir.
    • Fotoğraf yok edilemez.
    Dijital olarak kaydettiğiniz fotoğrafı özellikle de internete yüklediyseniz yok edemezsiniz. 100 yıl sonra bile hiç eskimeden durur. (Yani yaşınız ilerleyince utanacağınız şeylere dikkat edin.)
    • Fotoğraf değiştirilebilir, üzerinde oynama yapılabilir.
    Photoshop vb. programlar ile fotoğrafınız o hale getirilebilir ki, siz bile inanırsınız montaja.
    • Fotoğraf bağlamına göre anlam kazanır.
    O yüzden kafanıza esen her şekilde poz vermeyin. Sizin yüklediğiniz anlamın dışında da anlamlar yüklenebilir bunu siz engelleyemezsiniz.
    • Fotoğraf çekilirken girdiğiniz şekil her yerde aynı anlama gelmiyor. 
    Zira dünya ergenlerden veya sizin kabileden

    15 Nisan 2016 Cuma

    KUR'AN ÇOCUKLARI BOYNU BÜKÜK KALMASIN

    KUR'AN ÇOCUKLARI BOYNU BÜKÜK KALMASIN
    M.Uysal

    Kızım dolayısıyla Kız İmam Hatip Lisesine sıkça gidip geliyorum. Okulun hemen bitişiğinde Tavşanlı Kavaklı Kız Kuran Kursu var. Her geldiğimde merakla o tarafa bakıyorum. Binadan arı kovanından gelen seslere benzeyen sesler yükseliyor belli belirsiz. Kur'an sesi.

    Nasıl bir yer?

    Dün bir vesile ile ziyaret imkânı buldum. Zira Kavaklı Kız Kuran Kursu Tavşanlı'nın ve Türkiye'nin en güzide kurslarından birisi. Birçok defalar Tavşanlı'mızın ve dünya çapında da ülkemizin göğsünü kabarttı. Şu an onlarca kızımız eğitim görüyor. Ziyaretim sırasında önce etrafı gezdik, bahçede dolaştık. Önce sesler... Pencere önlerinden geçerken uzaktan duyduğum sesler şimdi daha yakındı. Emin olun Kur'an sesleri yüreğimi derinden etkiledi. Bu başka bir şey… Bu çocuklar Kur'an'ı diri tutuyor şehrimizin güzel bir okulunda. Bahçede gezerken sadece kupkuru alanlar gördüm. Hala geziyoruz ama oyun oynamak, vakit geçirmek veya oturmak için pek bir şey yok. 2015 kışında var olan geniş çardak yıkılmış kar dolayısıyla. Geriye birkaç şey kalmış. Çocukların oynaması için küçük bir alanda voleybol sahası var hemen bitişiğinde bir adet pota. İkisi aynı anda kullanılamıyor. Hafızlığın nasıl bir süreç olduğunu bilmiyorsanız diyeceklerimi pek anlayacağınızı sanmıyorum. Günlerinin çok büyük bölümü ders çalışarak geçiyor. Yatılı kalıyorlar. Haftalık izinleri çok az. Üstelik kız çocukları bunlar ve çarşıda gidebilecekleri çok sınırlı yerler var. Hafızlık bitene kadar en az bir yıl veya iki yıl orada fedakârlık yapacaklar. Bu çocuklar da bizim çocuklarımız gibi enerji dolu ve hayat dolu. Hafızlık yapıyorlar diye

    13 Nisan 2016 Çarşamba

    UYARI

    UYARI!
    Kimlik bilgilerinin ortalığa saçılmasından sonra ailenizi uyarın.
    Telefonda asla bir şeyi onaylamasınlar. Polis, savcı gibi telefonla bilgi almak isteyenlere telefonu kapatıp resmi kuruma giderek bilgi alsınlar. Kapıya gelen hiç kimseye imza vermesinler. Çok önemli bir konuysa resmi kurumlara gidip bilgi alsınlar. Korkmasınlar çünkü korku yanlış karara sebep olur. Ne tür bir şeyle korkutulurlarsa korkutulsunlar önce telefonu kapatıp hemen karakola gidip bilgi alsınlar. Bu konuyu ailenizle kesinlikle konuşun. Telefonla onay vermeyin, anlaşma yapmayın, banka işlemleri için arayanlardan 3 kez emin olun ve banka kartı bilgileriniz ile bir yere onay vermeyin, gerekiyorsa bankanıza gidin. Ailenizi ve çevrenizi bu konuda iyice bilinçlendirin.

    Nişan, Nikah Değildir

    Nişan, Nikah Değildir
    M.Uysal
    Daha önce de söylemiştim, tekrar edeyim:
    Nişan, nikah değildir. Bari kötü örnek olmayın, diğerleri görmesin. Hiçbir hükmünü takmadığınız imam nikahı gibi bir saçmalığın ardına da sığınmamalısınız.
    Sonradan not: Burada saçma olan imam nikahı değil onun sadece bazı hükümlerinin kabul görmesi. Cinsellikle ilgili bölümüne tamam ama miras ve sorumluluk bölümünü kimse tanımıyor. Nişan bitse kimse imam nikahının sorumluluğunu almıyor. Oysa nikah oyuncak değildir. Vb.

    12 Nisan 2016 Salı

    Kutsal İcadı

    M.Uysal
    İnsan kendi yarattığı kutsal üzerinde söz sahibi oluyor ve bir zaman sonra onu panayıra çeviriyor. Örneğin, KUTLU DOĞUM. Oysa kimse onu bununla sorumlu kılmamıştı.
    Bu vesileyle şöyle de olur, dediğimiz ve göz yumduğumuz hiçbir şey yerini bulmadı. Sorumluluğun devamlılığı ilkesini atınca geriye piyango kalıyor umut olarak.

    Yalan Kurgulu Hikayeler

    Yalan Kurgulu Hikayeler
     M.Uysal
    İlk okuyuşta ne güzel hikaye değil mi?
    İsterseniz bir daha okuyun!
    1- Yalan var. (İşe gidiyorum.)
    2- Tevekkül yerine ibadet. Akşama kadar süren nasıl bir ibadetse peygamberin bile bilmediği.
    3- Allah ile sözleşme yapmış gibi ay sonunda ödeyecek diyor. İftira var.
    4- İbadet etmek diye bir iş var mı ki?
    5- Allah ne zamandır ibadetlerin karşılığında para ödüyor?
    6- Ve bu hangi dinin hikayesidir Müslümanlara anlatılan?
    7- Butun toplumun iş yapmak yerine ibadet ettiğini düşün... İşte en rezil ve aşağılık toplum, kurtuluştan uzak.
    Kuran yetmeyince bunlar ile avunur insan.
    8- Allah neye kadir değil ki, diye bitiyor hikaye. Allah'ı hiç bilmeyen biri için şahane bir tuzak. Kur'an ile mesafemizin bu kadar uzak olduğunu bilmezdim doğrusu.
    ————————
    Bir derviş. Evden ayrılışında hanımına işe gidiyorum diyerek ayrılır, ancak doğru tekkeye gider ibadet ederdi. Akşam eve döndüğünde Hanımı:
    - Yiyecek bir şeyimiz yok biliyorsun, elin boş mu döndün, dediğinde de
    - Çalıştığım zat öyle cömertki... Ondan para istemekden utanıyorum. Ay sonunda ücretimin tamamını toptan verecek, derdi.
    Ay sonu geldiğinde, yine evden ayrılmış, tekkeye gitmiş, ibadete koyulmuştu. Akşam eve döneceğinde bir düşünce kendisini aldı, ay sonu idi, hanıma ne diyecekti. Mahzun mahzun eve doğru yürüyordu. Sonunda eve yaklaştı. Evden leziz yemek kokuları etrafa yayılıyordu. Şaşırmıştı, kapıyı hanımı güler yüzle açar, içeri girerler olanları kocasına şöyle anlatır:
    - Kimin yanında çalışıyorsan bey, gerçekten cömert biriymiş. Öğle sıraları idi, nur yüzlü iki zat kapıyı çaldı:
    "Bunlar beyinin iş ücretleridir. Eğer bundan sonra da işine devam eder ve daha fazla çalışırsa, ücereti daha da artacaktır" dediler ve taze kesilmiş koyun eti, çeşit çeşit yiyecek, hiç tatmadığım meyveler ve bir kese de altın verdiler. Allah razı olsun o kimseden. Açlıktan artık tahammülümüz kalmamıştı.
    Hanımından bu sözleri dinleyen derviş Allah'a şükredip, ibadetine devam etti....
    Allah neye kadir değil ki!

    ÖLMEYECEK OLAN ALLAH'TIR

    ÖLMEYECEK OLAN ALLAH'TIR
    M.Uysal
    F.Gülen, A.Kuytul ve daha nice tasavvuf falan filanı...
    Ve siz!
    Rasulullahın ölmediğine inanıyorsunuz.
    Onun hâlâ bu dünyaya tasarruf ettiğini düşünüyorsunuz.
    Kiminiz olimpiyata çağırıyor, kiminiz mitinge getiriyor, kiminiz günde 70 kez görüşüyor, kiminiz savaşa getiriyor, kiminiz fazladan tabak koyuyor sofrasına.
    Müslümanların kafasını asıl karıştıranlar sizsiniz. Allah, Kur'an ile rasulünün de öleceğini bildiriyor, sahabe öldüğüne kani, hatta hiç müdahale etmemiş ilk 100 sene... Sonra ne olduysa (İslam tarihi felfese ile tanışma ve siyasi ihtiraslar) piyasaya sizin dedeleriniz/atalarınız çıktı. Dediler ki, o ölmedi amellerimiz rasüle arz ediliyor. Salavatlar ona arz ediliyor... Siz bu işleri ona gördürürken diğerleri olimpiyata getiriyor işte. Ne var bunda şaşacak? Mitinge getiren ne kadar sapkınsa ölmediğine inanıp savaşa getiren ve tanrılar konseyine imam yapan da aynı. Sofrasına fazladan tabak koyan nasıl sapkınsa konser salonuna geldiğini söyeyen de aynı.
    Siz bir tek olimpiyata ve mitinge gelmesine mi şaşıyorsunuz? Bence dönüp peygamber ve tanrı bilginizi gözden geçirin.
    Kur'an'a iman edenler için söylüyorum: Rasulullah öldü. O da bizim gibi bir beşer ve ölümlü. Onun nurdan tanrı nurundan kopup geldiğini (yaratılma değil) dolayısıyla nur olduğunu falan bir kenara koyun bu yalanı Plotinus ve takipçileri düşünsün. O da bizim gibi diriltilecek ve hesaba dahil olacak. Muhakkak onun hesabı bizimki gibi çetin olmayacak zira o vahye muhatap oldu ve üstün bir ahlak sahibiydi. Birileri peygamber tasavvurunuz ile oynayıp size dilediği gibi yöne veriyor. Buna izin vermeyin. Madem kutsal ilan ettiğiniz bir hafta bile var bu vesile ile Rasulullah'ı da Kur'an'dan öğrenmeye başlamalıyız.


    • Âl-i İmrân  144 
       (Medenî 89)     Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar vermiş olmayacaktır. Allah, şükredenleri mükafatlandıracaktır.
    • A’râf  6 
       (Mekkî 39)     Elbette kendilerine peygamber gönderilen kimseleri de, gönderilen peygamberleri de mutlaka sorguya çekeceğiz!
    • Mâide  109 
       (Medenî 112)     Allah'ın peygamberleri toplayıp da "Size ne cevap verildi" dediği gün, "Bizim hiçbir bilgimiz yok, şüphesiz gizlilikleri hakkıyle bilen ancak sensin" diyeceklerdir.
    • Kehf  110 
       (Mekkî 69)     De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir beşerim. (Şu var ki) bana, İlah'ınızın, sadece bir İlah olduğu vahyolunuyor. Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.

    5 Nisan 2016 Salı

    ÇOBAN ÇEŞMESİ: AYLARDAN NİSAN

    ÇOBAN ÇEŞMESİ: AYLARDAN NİSAN: Çiğdemler çoktan geçip gitti. Ben kendimi kırlara atmadan, atamadan hem de. Dilini bildiğim menekşeleri şehrin parklarında gördüm. Fırsa...

    ÇOBAN ÇEŞMESİ: NAYLON KIZLAR !

    ÇOBAN ÇEŞMESİ: NAYLON KIZLAR !: Altmışlardan bu yana ezbere bilirim yaşanmışlıkları. Bilirim de bildirmem. Bildirmezliğin kıskacında kaldıkça yeldirir dururum. Bu yeldi...