13 Mayıs 2013 Pazartesi

♥... KAR TANEM ...♥


KAR TANEM

Buz kesti, yüreğime yuva yapmış kırlangıcın kırık kanatları.
Eski bir hüzün, ayaz kılığında sürtünüyor ıslak yanaklarıma.
Beni hiç unutma.
Sensiz ve sessiz ağladığım gecelerin hatırına…
Gözyaşlarımın silinesi arzusu, ellerinin yanaklarımda yol tutmasını bekliyor.
Henüz iki yudum almışken bakışlarından, üçüncüsü hayallerimin boğazında kaldı.

3 Mayıs 2013 Cuma

TEHLİKELİ ATIK KONUSUNDA BAKAN YARDIMCISI İLE RÖPORTAJ


TEHLİKELİ ATIK KONUSUNDA BAKAN YARDIMCISI İLE RÖPORTAJ
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sayın Muhammet Balta ile atık meselesini ve özelde Tavşanlı’ya kurulması planlanan tesisi konuştuk…

Mustafa Uysal
-Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sayın Muhammet Balta ile birlikteyiz. Öncelikle hükümetinizin atık politikaları ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyim?

-Özellikle dünyada ve ülkemizde artan nüfus ve bunun yanında teknolojik gelişmelerle birlikte çevresel sorunlar da buna paralel olarak artmış ve ülkemizde de hükümetimizin de göreve geldiği günden itibaren çok önemli gelişmeler oldu. Hükümetimizin bakış açısı şöyle: Biz atıklara bir atık olarak değil ekonomiye katkısı olan bir hammadde olarak bakıyoruz. Buna paralel olarak da özellikle 2002’den itibaren özellikle Türkiye’mizde çevresel sorunlara çok önem verilmiş ve bu vesileyle hem bakanlıklar hem Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız, yerel yönetimler, belediyeler bun manada çok önemli çalışmalar yapmışlardır. Atık su arıtma tesisleri, bunun yanında katı atık bertaraf tesisleri ve özel sektörün yaptığı geri dönüşümle ilgili çalışmalar, belediyelerin yaptığı çalışmalar… Yani bu atıkların bir kısmından enerji üretimi bir kısmını tekrar işleyerek geri dönüşümünü sağlayarak ekonomiye yeniden kazandırılması gibi çalışmalar yapılmış. Bizim bu manada bakanlık olarak desteklerimiz devam ediyor. Zaman zaman da özellikle işin muhataplarıyla sektörle beraber bir araya geliyoruz. Gelecek yıllarla ilgili planlamalar

24 Nisan 2013 Çarşamba

ÇOBAN ÇEŞMESİ: RESSAMLARIMIZ VE DOĞA

ÇOBAN ÇEŞMESİ: RESSAMLARIMIZ VE DOĞA: Nisan ayının soğuk geçen günlerinden sonra doğayla kucaklaşmak oldukça sevindirici. İnsan doğada olunca özgürlüğü bir başka filizleniy...

17 Nisan 2013 Çarşamba

EDEB YA HÛ!

EDEB YA HU! 
 Osman Said DEMİRYILMAZ
Bir levha ilişti elime, maziyi anan bir levha… Okuduk ki ne âlâ… Osmanlı Türkçesinin sırlarıyla gizli bir kapıdan geçmekmiş murad… Bu kapıdan geçenler tarikat terbiyesini alanlara intikal eder, bir bakıma bu kapının kurallarını benimsedikleri gösterirlermiş. Her şey bu kelimelerle başlar, yine bu kelimelerin sırrına ermekle son bulurmuş. “ Edeb Ya Hu!”
Önceleri tasavvuf düşüncesinde başlayan bu sır, sonrasında bir düstur olarak kalmış dimağlarda… Adeta bir hayat felsefesi olmuş, evlerin, ibadethanelerin, dükkânların, hanların insanla şenlenen birçok mekânın duvarlarında… ”Edeb Ya Hu!” Hem de öyle bir yazılmış ki, Celi sülüs yahut Talik hattıyla, çevresinde tezhip sanatının inkişafatı ile bezemlerle, işlemelerle ve daha bin bir çeşit süslemelerle… Levhaya verilen değer gösterilircesine… “Edeb Ya Hu!” Tasavvuf düşüncesinin bir yansıması olarak kültürümüze girmiş. Bu kelimeleri anlamak, hayatı anlamanın anlamı olmuş. Lakin unutur olmuşuz ne vakittir. Edeb Ya Hu ile başlamayı… Bir Mevlevi dervişine hitaben mürşidin ağzından dökülen bu sırra nedense uzak kalmışız ne zamandır. Biraz da okuyamayınca yazılanları… Merak da etmemişiz hani… Sikke şeklinde yazılan bu hattın etrafına da şu yazılırmış;
Ehl-i irfân arasında aradım kıldım taleb,
Her hüner makbûl imiş illâ edeb, illâ edeb.

13 Nisan 2013 Cumartesi

Direnmektir Okumak

Direnmektir Okumak
Okumanın zorluğu üzerine bir video...



direnmektir okumak from alisemerci on Vimeo.
direnmektir okumak
www.edebya.com

MURAT KABLO RÖPORTAJI


Murat Ticaret – Murat Kablo
Eyüp Gülsoy Röportajı
MURAT KABLO RÖPORTAJI
Mustafa Uysal: Sizi tanıyarak başlayalım Eyüp Bey.

Eyüp Gülsoy: Murat Ticaret bünyesinde 10 yıldır çalışıyorum. Daha önce STFA bünyesindeydim. İş makineleri satış pazarlama müdürü olarak yer alıyordum orada. 10 yıl önce burada fabrika müdürü olarak göreve başladım. Buraya başladığımda burası (İnegöl Fabrikasını kastediyor.) yaklaşık 375-380 kişiydi. Geldikten sonra 294 kişiye düşürdüm fabrikayı. Daha sonra yeniden yapılanmaya geçtim bu bünyenin içinde. Şu anda 620 kişiye çıktık. Adana ve İzmir fabrikaları da benim yönetimimde şu anda. Bir de bundan 5 yıl önce Çin’deki fabrikayı kurdum. Orada yaklaşık 110 kişilik Çinli çalışıyor. Orada sadece Çin pazarına çalışıyoruz. Yani oradaki üretimi buraya getirmiyoruz. Tavşanlı’da çok küçük bir lokasyonda imalata başladık ki, çok kısa bir sürede başladık. Şimdi orayı da (Tavşanlı fabrikası) iki misli kapasiteye çıkaracağız. Murat Ticaret olarak birçok ülkede yer alıyoruz. Almanya’da kendi depo ve ofislerimiz var. İngiltere, Fransa ve İtalya’da ofislerimiz var. Bunun haricinde Danimarka’ya bakan bir ofisimiz var.

MU: Murat Ticaret’le ilgili giriş olarak bahsettiniz ama şunları sormak istiyorum, kuruluşundan itibaren Murat Ticaret’ten bahsedin bize bir de ne üretiyorsunuz, nerelerde

25 Mart 2013 Pazartesi

ZÜLEYHA

Züleyha
Mesut Sütçü
Aşk dargın sana Züleyha
Sen anlamadın
İftira kurda atıldı
Kan senin avuçlarında
Boynunadır vebali Züleyha

Gömlek dillenir miydi Züleyha
Bilmedin
Kuyulara bakmadın
Seni gösterecek parmaklar
Kesik Züleyha
Nerdesin
Kardeşlerin dudağında kan
Nerdesin
Yakub’un gözlerinde kan
Kan revan her yan
Uyan Züleyha
Bu rüya senin değil
Bolluk bitti
Kıtlık vakti güneşte
Aşk dargın sana
Anla Züleyha

HEP



Hep
Mesut Sütçü
Sen beni terk edince
Kelimeleri alınmış
Bir kağıt gibi okunmayacağım

Sen beni terk edince
Bir soğuk yalnızlık
Ve düşman bir karanlık tutacak beni
Işığa dokunmayacağım

Bedenimdeki diri
Ölecek sen gittiğinde
Sen gittin diye ben yakınmayacağım

Kim giderse gitsin
Hep yalnızdık aslında
Kim tutabilir kalpteki hüznü
Ben de kalbimden sakınmayacağım

08.03.08

19 Mart 2013 Salı

ÇOBAN ÇEŞMESİ: RÜZGÂRDAN SONRA

RÜZGÂRDAN SONRA

Halil Oral
Rüzgârlı Pazarlarda şişirdik yelkenlerimizi. Aslında yelkenlerimiz hakkın, hukukun, doğrunun, sevginin, sevdanın, ülkemin, insanımın dahası coğrafyamın coşkusu ve heyecanıyla dopdoluydu. Yelkenlerimiz Pazar rüzgârlarında yeniden şişerken aklımızı, benliğimizi, kimliğimizi, haysiyetimizi, terbiyemizi düşürmedik her daim. Bunun keyfinde ve sabrında olmanın bilincindeydik. Kimileri lades oyunlarının cambazı olsa da biz yüreğimizdeki memleket sevdasına asla halel getirmedik.
Yaradanın herkese bir ağız, bir dil verdiği muhakkak. Ağızdaki dili evirip çevirmek, elindeki kaleme eğri veya doğru çizgiler çektirmek de akıl süzgecimizle alakalı. Akıl süzgeci; aldığınız terbiye, örf, adet, inanç, iman ve ahlakla bezeli değilse yaşam hanesi özürlüdür.
Lades şampiyonları kazanmanın hırsıyla kendilerinden geçiyorlar. Bu geçişle dalaverenin perhizinde bile olmuyorlar. Ne yazık.. Perhizsiz konuşurken avurtları doluyor. Ah ki ah!
Perhizsiz konuşmalar içi dışa vurduruyor. Bu dışa vurum sırasında bir de alkışlandı mı DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...