14 Eylül 2017 Perşembe

KRİZ ZAMANI İLETİŞİM


KRİZ ZAMANI İLETİŞİM
M.Uysal
Sosyal medya artık hızlı bir iletişim biçimi lakin hep şu soru var ardında: Ne kadar doğru?
Bu sorunun sorulması çok açıdan gerekli.
-Sosyal medya herkesin paylaşım yapabileceği bir alan.
-Tekil ve doğrulanmamış bilgilerin alanı.
-Herkes ilk gördüğü yahut duyduğu şeyi paylaşıyor.
-Yanlış bir şey paylaşıldığında birden topluma yayılıp yanlış yönlendirmelere sebep olabiliyor.
Daha birçok etken var.
Sonra yetkililer, olayların en sonunda çıkıp açıklama yapıyor: Sosyal medyada yer alan bilgilere itibar edilmemesi falan filan...
Beyler aklınız neredeydi?
Sizin geç kalmanızın faturasını hep mi biz ödeyeceğiz?
Sosyal medyayı henüz anlayamamış bir devlet yönetme biçimi kabul edilebilir değil bu çağda.
Kriz merkezi ne ile kurulur? İlk olarak iletişimle.
Savaşın bile en önemli basamağı muhaberedir (iletişim).
Kriz zamanlarında önce bu iletişimi kriz yönetimi ve halk ile ayrı ayrı kurmalı. Öyle sanıyorum ki kriz merkezleri kendi aralarında gayet iyi iletişim içindeler. Sorun halka doğru ve tek merkezli bilgilerin aktarılmaması.
Ne yapılmalı peki?
Büyük çaplı yangın, deprem, toplumsal kargaşa, felaketler yani toplumun tamamını ilgilendiren krizlerde kriz bilgilendirme ve iletişim merkezi kurulmalı. Üstelik bu iletişimin en büyük ve canlı ayağı sosyal medya olmalı. Sosyal medya karmaşaya en fazla açık alan çünkü.
1- Kriz zamanı sosyal medyadan kesinlikle bilgi ve haber merkez oluşturulmalı ve halka kesinlikle hemen yayılmalı bu bilgiler.
2- Doğruluğu ve güvenilirliği kriz merkezi tarafından sağlanmış bilgiler sosyal medya üzerinden saniye bile sektirmeden paylaşılmalı.
3- Kritik bilgiler elbette paylaşılmayacaktır halk ile ama yine de doğru yönlendirme için başlıklar verilmeli.
4- Halkın doğru yönlendirilmesi için mutlaka bu kanallar kullanılmalı. Örneğin orman yangınında herkes ayrı bir çağrı yapıyordu ve karmaşaya sebep oluyordu.
5- Son felakette gördük ki, artık halk yangının söndüğüne bile inanmadı. Doğru bilgilendirme eksiğini sosyal medyadaki tuhaf paylaşımlara bağlayıp geçemez yetkililer. Bu sorumluluğu almadılar çünkü. Bu hem sorumluluk hem görevdir. Eksik kaldı. Görev ve sorumluluk olması için illa kanun kitabından yazması gerekmiyor.
6- Halk için de şunu ilave edeyim: Sosyal medyada özellikle kriz zamanlarında gördüğünüz paylaşımları hemen bir davranışa dönüştürmeyin. Önce doğrulanmış bilgiye dönüştürün, sorumluluk ve yetki sahibi kişilere ulaştırın ve sonra gerekirse harekete ve davranışa dönüştürün.
Yangınlar vesilesiyle hepimize geçmiş olsun.
Elinden gelenin en iyisini yapmaya her daim hazır bir millet olduğumuzu bir kez daha görmüş olduk bu vesile ile. Bu fertler arasında olmaktan şeref duydum.
Bu tür olaylara karşı tedbirini almış bir toplum olalım ve Allah'a şöyle dua edelim: Bir daha yaşatma Allah'ım.

9 Eylül 2017 Cumartesi

PEYGAMBERİ GÖRMEK İÇİN

PEYGAMBERİ GÖRMEK İÇİN
(Çocuk İlahisi ve Çıkarımlar.)
M.Uysal

Bir çocuk ilahisi var ve ne zamandan beri var bilmiyorum ama çoktan beri duyuyorum. Bana biraz tuhaf geldi. Kültürel kodlar ve itikadi kodlar ile oluşturulmuş. (İlahinin metni yazının hemen altında var. Sesli olarak sosyal medya üzerinden dinleyebilirsiniz.) Toplumun benimsediği bazı bilgiler üzerinde duruyor ve çocuklara bunu empoze ediyor. Yani bir çocuk için hedef belirleyici özelliği var.
Toplumumuzdaki din algısına ve tasavvufi bakışa göre peygamber ölmemiştir ve onunla görüşülebilir, en azından rüyada görülebilir. İlahiyatçılara bakarsanız, Kur'an ve sahih sünnet temelinde peygamber de insandır ve ölmüştür, artık görüşme (Haber alma, bilgi alma, emir alma) bitmiştir.
Aman canım ne olacak, dediğinizi duyar gibiyim. Yahut rüyalarda görülür işte niye abartıyorsun, dediğinizi. Haklısınız, ne olur ki çocuklara böyle güzel bir şeyi hedef olarak versek?
Geçmişe bakalım. İlk zamanlara ve hemen birkaç sene öncesine...
Geçmişe baktığımızda şunu görüyoruz: Sahabe, tabiin ve tabiin sonrası nesil içinde bu iddialar pek yoktur. Rüyasında gördüğünü söyleyenler de emir alma, bilgi alma şeklinde değildir. Ve zaten rüyasında görenler de hayatlarında gören sahabeledir, gayet normal, kimi gördüklerini biliyorlar. Sonra bir furya çıkar... Rüyada peygamberi görüp hadisleri onaylatırlar. Daha sonra peygamberle zuhuratta görüşenler çıkar. Keşif ehli onu görür ve bizzat emirler alır. Yeni bilgiler getirirler. Biraz tarihe bakarsanız ne tür sonuçlar üretildiğini görürsünüz. (Zuhurat ve keşif kelimelerini araştırıp hangi sonuçlara yol açabileceğini görünüz.)
Yakına gelelim...
Peygamberle görüşen adam, sosyal medya kullanımı emri geldiğini söyledi. Olimpiyatlara, konferanslara geldiğini söyledi. Rüyalarında görenler yeni emirler getirdiler. Dahası hala peygamber ile zuhuratta, keşifte, rüyada görüşenler olduğu iddiası sürüyor. Bunlara inanan ve kusursuz itaat eden insanlar var.


Şimdi çocuk ilahisine geri dönelim:
1- Bu ilahide çocuk, peygamberin görülebilir olduğunu düşünecektir zira onu görmek için bazı şeylerini feda etmesi gerektiği söyleniyor.
2- Bazı şeyleri feda ederse peygamber görülebilecektir. Örneğin elma, oyuncak falan gibi. Büyüyünce ne feda edebilir, kime feda edebilir, kime bağlı olmalı ki görebilsin?
3- Çocuk bu ilahi ile peygamberi çok sevecektir. Canını bile feda edebilecek kadar. Peki, bu ilahi aklına mı hitap ediyor yoksa duygularına mı? Duygularına. Aklına da hitap edilip aklı ile duyguları dengelenecek mi ileride? Hayır, maalesef. Duyguları ile hareket eden bir insan neler yapabilir?
4- Peygamber görülebiliyorsa, görüşülebiliyorsa kendisi ile demek ölmedi. (Rüyalar başka.)
5- Çocuk diyelim ileride, kendisi göremedi bu durumda muhakkak görebilen birileri olmalı. Onu bulacaktır. Bulsun tabi!
6- Peygamber ölmüyorsa bu durumda ölmediği söylenen başkaları var ve bu bilgiler de doğru olmalı, diyecektir ve iman edecektir.
7- Bilgiye değil doğrudan sevgiye yönelten bir ilahi. İnsan bildiğini mi sevmeli yoksa sevdiğini mi bilmeli? Hangisi önce olmalı? Yahut olan nedir? Olan şu sevdiklerini hiç tanımayan (Kulaktan dolma bilgileri saymıyorum, onlar sadece propaganda kadar şeyler.) bir toplum.
8- Çocuk bu ilahi ile büyük fedakarlıklar yapmaya hazır hale gelecektir. Ne için? Peygamberi görmek için. Bunun için bir kısayol varsa oraya bağlanmalıdır, tabi zemin hazır. Fedakar bir nesil!


Belki söylenecek şeyler var ama bunlar yeterli. Haksızlık etmemeye çalışıyorum, paranoyak olmamaya çalışıyorum lakin sonuçlar ile iyi niyet örtüşmeyebiliyor her zaman.
Dileyen dilediği gibi düşünebilir.
Ben şöyle düşünüyorum: Kur'an bize Resulullah ile ilgili o kadar çok bilgi veriyor ki, bu bilgileri sevgi ile harman edip çocuklara verilmeli. Bunlar verilirken siyer ile tanıştırılmalı. Resulullah sevgisindeki amaç Kur'an doğrultusunda verilmeli. Resullah'ı sevmenin Allah'ı sevmek olduğu; Allah'ı sevmenin Resulullah'ın getirdiği vahyin anlaşılması ve yine Resulullah'ın örnekliğinde yaşanması olduğu zamana yayılarak iyice işlenmeli. Bu tür ilahileri iyice dinlemek lazım. Çocuk ve müzik çok dikkat isteyen bir alan. Müzik neredeyse kişiliği şekillendiriyor zira.
Gerçi bu yazıyı şöyle bitirseydim çok daha etkili olurdu: "Bu ilahiyi FETÖ hazırladı çocuklar için çünkü tivitleri ikiye katlamak için buna inanacak nesil lazım."
Bu çocuk ilahisini kim yazdı, kim piyasaya ne zaman sürdü bilmiyorum ama böyle bir bağ yoktur. Araştırmadım. Bırakın siz de araştırmayın. Bu kadar ileri götürmeye gerek yok, zaten düşünceler toplumun temel düşünceleri.

Çocuk ilahisi
Peygamberi Görmek için
Peygamberi Görmek için
Neler Neler Neler Neler Vermezdim
Harçlığımın Yarısını Yumurtanın Sarısını
Elmaların irisini Hayır Hepsini
En Sevdiğim Oyuncağım
En Sevdiğim Oyuncağım
Uçurtmam Yarış Arabam Güzel Bebeğim
Harçlığımın Yarısını Yumurtanın Sarısını
Elmanın irisini Hayır Hepsini
Sana Canım Feda Olsun
Sana Canım Feda Olsun
Gönlümün Sultanı Canım Peygamberimsin
Harçlığımın Yarısını Yumurtanın Sarısını
Elmaların irisini Hayır HepsiniPeygamberi Görmek için
Peygamberi Görmek için
Neler Neler Neler Neler Vermezdim
Harçlığımın Yarısını Yumurtanın Sarısını
Elmaların irisini Hayır Hepsini
En Sevdiğim Oyuncağım
En Sevdiğim Oyuncağım
Uçurtmam Yarış Arabam Güzel Bebeğim
Harçlığımın Yarısını Yumurtanın Sarısını
Elmanın irisini Hayır Hepsini
Sana Canım Feda Olsun
Sana Canım Feda Olsun
Gönlümün Sultanı Canım Peygamberimsin
Harçlığımın Yarısını Yumurtanın Sarısını
Elmaların irisini Hayır Hepsini

16 Ağustos 2017 Çarşamba

1 Ağustos 2017 Salı

ÇOBAN ÇEŞMESİ: HESAP GÜNÜ

ÇOBAN ÇEŞMESİ: HESAP GÜNÜKimileri çınaraltında pinekleyip dedikodunun belini kırarken üretimin peşindeyim. Havuz başında laklak yapan kalabalıklara rağmen güneşin altında ekindeyim. Ülkemin kaygıları kaygım, sevinci sevincim.  Biz kese kağıdında umut biriktirmiş insanlarız. Bunca birikimden sonra nasıl değiştiririz bakışı. Localara hocalara nasıl yanaşırız? Yanaşanları gördük. Gördük de ihaneti tanıdık...

31 Temmuz 2017 Pazartesi

Geçmişe Bakış

Geçmişe Bakış
M.Uysal

Sahabe nesline aynı şeyi yaptık...
İbret alıp ders çıkarmak yerine övgü ve hedef yaptık.

Osmanlı'ya aynısını yaptık...
İbret ve ders olarak okumak yerine övünç kaynağı ve ulaşılması gereken hedef yaptık...

Geçmiş adamlara aynısını yaptık...
İbret alıp ders çıkarmak yerine evliya menkıbesi ile okuyup onları din zannettik.

Allah bizden hep ibret ile ders almamızı istedi biz ise geçmişi övünç kaynağı ve ulaşılması gereken hedef yaptık.

Oysa onlar dönemlerindeki görevlerini yapıp gittiler, şimdi sıra bizde. Biz kendi dönemimizi Allah'ın istediği gibi nasıl inşa edeceğiz?

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Zor Olmasın - Kısa Film

Zor Olmasın - Kısa Film

"Prof. Ulvi Uludağ bilimde yükselen bir yıldızdır. Herkes, her şey onun etrafında dönmektedir. Bir gün memleketine döner kısa süreliğine, belki özüne de dönecektir..."

Film hakkındaki fikirlerinizi isimsiz olarak ziyaretçi defterimize yazabilirsiniz. 

HD seçenekleri vardır. İzledikten sonra paylaşırsanız seviniriz.
Film:
Youtube linki: https://youtu.be/pxFN436A-cc
Vimeo linki: https://vimeo.com/226017512




Youtube

Oyuncular:
İsmail Fazıl Atabay
Samet Dağ
Ramazan Gökçe

Yönetmen: Mustafa Uysal
Senaryo: M.Uysal (Eski bir hikayeden uyarlanmıştır.)
Görüntü Yönetmeni: Ahmet Durdu
Fotoğraflar: Mehmet Emre Bulun
Müzik: Doğaçlama piyano
Kamera: M.Uysal
Kamera Asistanı: Enes Sadi
Teşekkür: Hikaye için Ali Uslu'ya, teknik destek için Bekir Gedik'e, araç için Ramazan Gökçe'ye, ses kayıt için Alternatif Radyo'ya teşekkür ederiz.

Edebya Film 2017
http://www.edebya.com







25 Temmuz 2017 Salı

Zor Olmasın Gösterim Tarihi

Zor Olmasın - Kısa Film
Yakında gösterimde...

26 Temmuz 2017 Çarşamba Saat 22.00'de bu siteden izleyebilirsiniz... 



6 Temmuz 2017 Perşembe

Yazın Zorluğu

Yazın Zorluğu
M.Uysal
Bolca sabır, bağışlanma dileği ve dikkat dağınıklığı mevsimi olan yaz dolayısı ile kendime ve kardeşlerime şunu hatırlatmak isterim: Canon, Sony veya Nikon henüz Allah'ın kaydettiği kadar net ve ayrıntılı kayıt yapamıyor. Öyle ki, saliselik bakışlarımızı ve içimizden geçirdiklerimizi bile kaydeden bir Allah'a iman ediyoruz.

Bu durumda, abartıp direğe burnumuzu kırdırmadan ve doğal bir vakar ile yürüyüp geçmek, en kısa sürede işimizi halledip sıcak ve kalabalık ortamlarda çok kalmamak gerekiyor. Düşünün, çevirdiğiniz her bakış ibadet hükmünde. Zira bu emir Allah'tan geliyor. Sadece göz kapaklarınız ve baş çevirmeniz ile ibadet ediyor olacaksınız. Bu bilinç insanı diri tutar. Unutmayın Allah (bu konuda) önce erkeğe sonra kadına sesleniyor. Sonra bütün topluma sesleniyor.
_________

"İNANAN erkeklere söyle, gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler ve iffetlerini korusunlar; temiz ve erdemli kalmaları bakımından en uygun davranış tarzı budur. [Ve] Şüphesiz Allah onların (iyi ya da kötü) işledikleri her şeyden haberdardır." Nur Suresi 30. Ayet
Sonra şöyle...
"İnanan kadınlara söyle, onlar da gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler; iffetlerini korusunlar; [örfen] görünmesinde sakınca olmayan yerleri dışında, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmasınlar; ve bunun için, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Cazibe ve güzelliklerini kocalarından, babalarından, kayınpederlerinden, oğullarından, üvey oğullarından, kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin ya da kız kardeşlerinin oğullarından, kendi evlerindeki kadınlardan, yahut yasal olarak sahip oldukları kimselerden, yahut kendilerine bağlı olup cinsel isteklerden yoksun bulunan erkeklerden, ya da kadınların mahrem yerlerinin henüz farkında olmayan çocuklardan başka kimsenin önünde açığa vurmasınlar; ve [yürürken] gizli görkem ve güzelliklerini belli edecek şekilde ayaklarını yere vurmasınlar. Ve siz, ey müminler, hepiniz topluca, günahkarca davranışlardan dönüp Allah'a yönelin ki kurtuluşa, esenliğe erişesiniz! "



23 Haziran 2017 Cuma

Camide Kadın Azarlamak

Camide Kadın Azarlamak
M.Uysal
Zaman: 23 Haziran 2017 Cuma namazı
Yer: Herhangi bir yer.
Olay: Kadınların cami içinde azarlanması.

Ramazanın son iki günü.
Cuma namazı için camiye geldik.
Kalabalık.
Vaaz bitti, ezan okunuyor ve herkes yer bulmaya çalışıyor. Haliyle bir gürültü var.
Kadınlar tarafından konuşma sesleri de epey artıyor. Daracık yere yerleşmeye çalışıyorlar.
Tam bu sırada erkelerden birisi kadınlar tarafını ayıran ahşap panele sert sert vurarak kadınları azarlıyor. (Bu sertçe yapılan ilk vuruş. İkinci vuruş sanırım sünnet bittikten sonra daha hafif oldu.) Bu hareketin kadınlar tarafından nasıl algılandığı bir tarafa... Erkekler tarafında öfkeye sebep oldu. Kendi adıma söyleyeyim kadınlara yapılmış bu hareketi sevmedim, hatta nefret ettim. Erkekler konuşurken bu kadar sert değilsiniz. Camide bari kadınları ezmeyin.
Yanımdaki adam:
Kına evi mi burası kardeşim, diye söylendi.
Ben daha yüksek sesle söyledim, benden büyük adamı resmen tersledim:
Ne olacak konuşsunlar, biz de konuşuyoruz caminin erkek olan her yerinde.
Adam devam etti:
Camide dünya kelamı konuşulmaz...
Cevap verdim:
Konuşulur, bir şey de olmaz! Az önce sen dünya kelamı ettin ama, biraz yer açın, dedin. Bu ayet miydi?
Kim yasakladı kardeşim camide konuşmayı? Nerede böyle bir yasak var? Kur'an okununca susup dinleriz, vaaz edilirken ayıp etmeyiz, farza durulduğunda öküzlük etmeyiz... Daha ne?
Gelelim kadınların durumuna...
Camilerimizin her yerine yazılsa, bu cami erkeklere aittir, haktır. Kadınlar gelmemeli hele haram sesleri ile (!) hiç konuşmamalılar. Zaten gelmekle suçlular bir de sesleri çıkmasın(!)
Bu camide kadınlar için ayrılan yer çok küçük ve kadınlar oraya sığmaya çalışıyorlar bu arada yer açmaya çalışırken gürültü oluyor. Ne sandın şapkalı amca, yemek tarifi mi veriyorlar?
Aynı camide teravih için gelen kadınlara tamamıyla üst kat tahsis ediliyor ve çok fazla kadın geliyor üstelik gece vakti. Az dengeli olun be kardeşim. Cuma için de bu kadar kalabalık gelseniz üst kat yine sizin.
Cami içinde yukarıda saydığım haller dışında biri beni susturmaya kalkarsa emin olun terslerim, sakın denemeyin.
Son derece çirkin bir tavırla kadınlar bölümünün ahşaplarına vurmak alçaltıcı ve küçültücü. Ben orada bulunan bir kadın olsaydım "Elin kırılsın!" diyebilirdim... Bu kadar ciddiyim.
Hiç kimsenin kadınları böyle aşağılamaya hakkı yok.
Bütün camileri erkeklere özel yapan biziz. Erkek egemen cami inşa eden biziz. Kadını camilerde yok sayan biziz... Geldikleri zaman da pişman edecek kadar ezip azarlayan yine biziz... Var mı böyle yağma, Allah sormaz mı?
Camiyi erkeklerin ibadethanesi zanneden kadın, Allah'ı da erkeklerin tanrısı sanmıyordur inşallah. (Ki, öyle sansa yeridir bin yıllık birikim sayesinde.) Kimse sizin yerinize mücadele etmez. Şeytanın en büyük askeri feministler de size yardım edemez haklarınız konusunda. Kalkın ve Allah'ın verdiği hakları alın. Yoksa siz, yine kendinizi ezen erkek çocuklar ve yine kendi ellerinizle ezdiğiniz ve hep ezilecek kız çocuklar doğuracaksınız, toptan bir ümmet yetiştiremeyeceksiniz. Bize kalırsa, zırnık bile koklatmayız. Diyanet İşleri Başkanlığı çocukların hakkını savunuyor şimdilik umarım sıra size de gelir.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...