20 Ekim 2019 Pazar

HANGİ MESLEK DAHA GÜVENSİZMİŞ ACABA?

HANGİ MESLEK DAHA GÜVENSİZMİŞ ACABA?
M.Uysal
En güvenilen meslekler diye bir araştırma dolaşıyor sosyal medyada...
Güven meselesi başka bir şeydir. Bu araştırma hangi kriterlerle yapıldı bilmiyorum ama ben güven duygumu mesleklerle tanımlamadım hiçbir zaman.
Güven önce "İnsan" üzerinden tanımlanır, statü üzerinden değil. Babana bile güvenmeyeceksin bu devirde, şeklinde saçma bir slogan üreten dünya insanları, statü üzerinden güvensizliği zaten peşinen reddetmiştir. Bundan sonra statü üzerinden araştırma yapmanın başka amaçları olduğunu düşünürüm.
Biz mesleklere/statülere göre güven inşa etmeyiz. İnsan tekine göre güven inşa ederiz. Zira meslek/statü dediğimiz şey soyuttur ve insan tekini değil bilmediğimiz ve tanımlayamadığımız kalabalık yığınları ifade eder. Tanımadığımız yığınlara olan güvenimiz niçin başka meslek/statü ve yığınlara göre derecelendirilsin ki? Böyle bir kıyas, soran ve sorulan açısından

28 Eylül 2019 Cumartesi

Deprem Duası

Deprem Duası
M.Uysal
Allah'ım bize biraz daha süre ver...
Ki, biz adil insanlar yetiştirelim.
Rabbim, bizi mal hırsından koru.
Rabbim, bizi demir piyasasının manipüle edilmesinden koru.
Rabbim, çürük insan inşa edip sağlam bina bekleme aptallığından bizi kurtar.
Rabbim, bizi rüşvetten koru ki, evlerimiz denetlensin.
Rabbim, ahlaksız toplumun ekonomi modelinden sana sığınıyoruz.
Rabbim, sınırsız kâr beklentisi içindeki müteahhitlerden sana sığınıyoruz.
Rabbim, müteahhitleri tahrik eden aç gözlü yatırımcılardan bizi koru.
Rabbim, uzun süreç de olsa seçim zamanı siyasilerden depreme tedbir isteyebilecek seçmen bilinci ver.
Rabbim, hırsızlığı kendisi için hak başkası için suç gören şeytan zihniyetli insanlardan da sana sığınıyoruz.
Rabbim, teknolojiyi insan için üreten toplum yetiştirme gayreti ver.
Rabbim, bizi adil ve güçlü bir toplum yap ki, deprem gibi basit bir doğa olayından korkmadan uyuyabilelim.


26 Eylül 2019 Perşembe

Hareketli Yaşam Mümkün mü?

Hareketli Yaşam Mümkün mü, Gerekli mi?
M.Uysal
Görüntünün olası içeriği: yazıZaman zaman arkadaşlarda görüyordum bu tür programları.
Sağlık takibi, kilo verme, egzersiz, yürüyüş, koşu, kalp ritmi vs.
Zaten kilo sorunum yok, deyip geçiyordum.
Geçenlerde ben de çok merak ettim acaba gün içinde ne kadar yürüyorum ve ne kadar hareketli saatim geçiyor diye.
Şöyle söyleyeyim: Tembel hayvandan iyi koaladan kötü durumdaymışım maalesef 
Aslında hareketli bir yaşamım olduğunu düşünüyordum. Değilmiş. Telefona Google Fit kurdum (Yüzlerce farklı program var, dileğinizi kurun.) ve izlemeye başladım. Hareketli saatlerimi ne saati dakikalarımı gördüm, o kadar az. Yürüyüşüm çok az. Hareketsiz yaşam maalesef

21 Eylül 2019 Cumartesi

Elektrik, İnsan ve Doğa


Elektrik, İnsan ve Doğa
Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, bulut, ağaç ve açık hava
M.Uysal
Tunçbilek Termik Santralinin durumunu sanırım artık çoğunuz biliyorsunuz, uzun uzun anlatmaya gerek yok. Özelleştirmeden sonra sıkıntı çok daha fazla büyüdü. Son zamanlarda santral bacalarının filtresiz ve kapasite artırımı ile çalıştığını ve çevresine nasıl zarar verdiğini sosyal medyadan takip edebilirsiniz. Merak edenler uygun kelimelerle arayabilirler sosyal medyada ve internette. Hatta yerinde gözlemlemenizi tavsiye ederim.  Ben iki kez yerinde gözlemledim, bizzat yaşadım.
Tunçbilek ve çevresinde bulunan köyler ve Tavşanlı bu toz ve duman salınımından ilk etkilenen yerleşim birimleri. Bizzat orada yaşayanlar artık işin felaket boyutuna geldiğinin çok iyi farkındalar. Geleceğimizi karartan bu durum için harekete geçilmeliydi ve geçildi.
Santral bacaları için filtre konusunda bir esneklik verilmiş özelleştirmede. Buraya kadar tamam, diyelim ki anladık. Fakat nereye kadar varacağını bilmiyoruz bu işin sonunun. Yani ne olmalı ki ondan sonra tedbir kısmına geçmeliyiz? Deprem yönetmeliği için 1999 yılının Ağustos ayını yaşamamız gerekmiyordu ama yaşadık. Bu çok büyük bir tecrübeydi. Her olayın kendine has felaketleri olmamalı tedbir almak için.
Her neyse, geçen geçti. Şimdi ne yapacağız? 31 Aralık 2019 itibariyle santral için tanınan süre doluyor ve filtre için henüz somut veya soyut bir adım atılmamış olduğunu görüyorum. Bir adım atıldıysa ve benim haberim yoksa bu benim suçum hemen tellallar çıkarıp sevinçle ilan ederiz. İhalede tanınan filtre esnekliğinin sonuna geliyoruz fakat bir belirsizlik var. Bu yılın temmuz ayında çıkarılan torba yasa ile süre artırımı verilmedi fakat orada muğlâk ifadelerin var olduğu konuşuluyor. Eğer bu muğlâk ifadeler bizim aleyhimize yorumlanırsa çok kötü. Tabi santral lehine

20 Eylül 2019 Cuma

Dini Hurafesiz Yaşamak

Dini Hurafesiz Yaşamak / Metin Sevil
(Kitap Tanıtımı)
Fotoğraf açıklaması yok.
M.Uysal
Yeni bir kitap elime ulaştı diyemem ama kitap yeni. (Kitabın içeriğine dair epey konuştuk ve bazı yazıları okumuştum önceden.)

Metin Sevil ile epey zamandır tanışıyorum ve konuşuyoruz bazı meseleleri zaman zaman. Yazılarını ilgiyle okuyorum ve üzerinde kafa yormak zorunda kalıyorum. Beni uğraştırıyor çoğu zaman. Neden böyle? Çünkü çok bilinen konuları bile en detaylı araştırmadan sonra yazıyor ve çetrefilli meselelerde de orijinal sorular soruyor. Kitabın yazarına dair bunlar giriş ipuçları. Yazar, kendisi hakkında kitabında bilgi vermiş fakat ben buraya da alayım… Yazarın din eğitimi yok. Yani din eğitimi veren bir okuldan mezun değil. Fakat araştırması ve merakı sayesinde kendisini çok geliştirmiş. Onun kadar iyi okuyan görmedim açıkçası. Okuduğu kitapların hemen her satırından yazarına soru çıkarabiliyor. Okuduğu kitapları ayrıntılı not alıyor ve yazarına itiraz etmesi veya yazarını tebrik etmesi gerekiyorsa onu detaylıca yapıyor. Zaten kitabını okuduğunuzda

10 Eylül 2019 Salı

TAKVA ELBİSESİ MODA OLACAK MI?


TAKVA ELBİSESİ MODA OLACAK MI?
M.Uysal
Hayvanların giyinmek gibi bir dertleri olamaz zira onların yaratılışlarında utanma duygusu yok, soğuk-sıcak dertleri de yok, psikolojik, sosyal korunma dertleri de yok. İnsanda var. İlk insandan beri bu var. Araf suresinde anlatılan örnek olayın devamı aşağıdaki ayet. Oradaki olay şu: Şeytan Adem’e saygı göstermiyor ve kovuluyor. Sonrasında Adem ve eşini aldatıp ayıp yerlerinin (Korunması gereken yerlerinin) çıplak kalmalarını sağlıyor. Ayıp kelimesinin anlamı içinde “Utanılacak şey” de var. Bundan niçin utanmamız gerektiğini sonra uzun uzadıya konuşuruz, diğer meseleye geçelim.

Şeytan o ikisine, ayıp yerlerini göstermek için vesvese veriyor. Cinsellik dürtüsü, diyebiliriz belki. Bunu yaparken de yemin ederek öğüt verenlerden olduğunu söylüyor. Şeytanın bir gayreti söz konusu. O bunu çok istiyor. (Şeytan konusunu da bir gün uzun uzadıya konuşmak lazım. Aslında insanın içindeki dürtü değil mi bu? Allah’ın ayar çektiği de bu dürtülerimizin kontrolü değil mi?) Onları hile ile

5 Eylül 2019 Perşembe

MUKALLİD ATEİST ve MUKALLİD İMANLI

MUKALLİD ATEİST ve MUKALLİD İMANLI
M.Uysal

Mukallit imanlı ile mukallit ateistin ortak noktaları var...

İman ettiğini söyleyen mukallit imanlı aslında neye iman ettiğini pek bilmez. Kabaca bir şeyler bilir. Kendisine söyleneni dinler ve kabul eder. İçine doğduğu şartlarda kalır, pek değişmez. Hangi imana doğmuşsa orada öylece kalır. Duymuştur, görmüştür, yaşamıştır. Ana kaynaklarla işi olmamıştır hiç.

Mukallit ateistler de aynıdır. Etraflarındaki ateistlerden duymuşlar, dinlemişler, ikna olmuşlardır. Üstelik bir de motive edici unsur olarak yaşadıkları yerdeki din zannettikleri palavraların büyük katkısı olmuştur. Ateizme giriş için burası iyi bir noktadır. Ateizmin fikir babaları da dahil güçlerini hep bu dinlerin saçmalık haline getirdiği iman noktasından almışlardır. Sonrasında gelen bilimsel temellendirme çalışmaları fikir babaları için ve bilim adamlarının bazıları için sahici bir tutanaktır artık!? Yine de mukallit ateistler için bu kaynaklara ulaşmak pek mümkün değildir. Değildir zira o kaynakları anlayıp yorumlayacak ve sonuç çıkaracak akademik birikim için çok fazla emek ve zaman gereklidir. Ateist olduğun anda aydınlandığını zannetme durumu da buradan geliyor.

Yani...
-Arkamızda bilimin devasa birikimi var, hey yavrum!
-Ne diyor peki, ana kaynaklarınızda ne yazıyor bu konularda?
-Okumadım balam.
-İyi peki.

Ateist olma aşamaları sorgulamaktan geçer. Tahkiki iman sahibi olmak da aynı yoldan geçer. Hangisine doğru ilerleyeceğinizi biraz

5 Ağustos 2019 Pazartesi

Dua, Sosyal Gerçeklik ve Bireysel Umudun Gerçek Karşılığı


Dua, Sosyal Gerçeklik ve Bireysel Umudun Gerçek Karşılığı
M.Uysal
Duanın gücüne değil Allah’ın çağrılara karşılık vermesine inanırım.
Dua tek başına yeterli bir eylem değildir. Zira insan kendisine asla cevap veremeyecek şeylere de dua eder. Bu anlamda duanın gücünden bahsetmek doğru olmaz, bir oyalanmadan söz etmek lazımdır.
Duanın/çağrının kime olması gerektiği dinin özünü oluşturur. Dua ettiğiniz şey sizin dininizi belirler.

Neyi eleştirdim?
Geçenlerde dua ile ilgili bir metin paylaşmıştım.
“Fakire Allah versin, yoksulu Allah doyursun, zalimleri Allah kahretsin, vb. Sorarlar adam sen necisin, dünyaya niye gönderildin, ne işe yarıyorsun?” Güzel bir şey hazırlamışlar. Kur’an’dan çıkan bir anlayış olduğunu düşünüyorum. Lakin eksik bir şeyler var. O günden beri aklıma takılıyor. Burada elbette insanın Allah’a dua etmesi eleştirilmiyor, eleştirilen şey insanın yapacağı/yapması gereken şeyleri tekrar Allah’a havale etmesi. Burada bahsi geçen şeylerin sorumluluğunu Allah insana yüklemişken insan tekrar Allah’a yükleyip rahatlıyor. Yanlış yapıyor. Bu açıdan doğru bir paylaşım.

Kur’an'ın bakış açısına dair...
"Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden, hayra sarfediniz" denildiğinde kafirler müminlere şöyle der: "Allah'ın dilediği taktirde doyuracağı kimseleri biz mi

30 Temmuz 2019 Salı

Kitap: Sükut İşçisi


Kitap: Sükut İşçisi - Ahmet Pak
M.Uysal

Önce özrümü beyan edeyim: Kitabı Aralık 2018'de okumuştum. Değerlendirme yazacaktım okuduktan sonra fakat karmakarışık işlerimin/düşlerimin arasında kayboldu gitti.

Her yazı yenidir... Öyleyse yazalım ki okuyan bulunur.

Yazarı liseli bir delikanlıyken tanıdım Ahmet Urfalı hocam sayesinde. Tavşanlı'da okudu liseyi. Gazetede bazı yazıları yayımlandı diye hatırlıyorum. Öyle güzel tanışıklığımız oldu ki, bir daha unutmadım. Güzel şeyler yazıyordu lisedeyken. Sonra işte üniversite falan derken bir ara görüşemedik. Sonra tekrar yazılarını gördüm dergilerde ve derken işte bahsi geçen kitapla tekrar hiç ayrılmamış gibi buluştuk. Dil üzerine okudu ve sanki dil oldu. Gayet latif birisi. Yazarken zarif, konuşurken nazik bir beyefendi. Kitabı okuyunca siz de bileceksiniz zaten.

Sükut İşçisi kitabının adı. İlk elde kafanızda bir imgelem oluşturmuyor bu isim. Fakat kitabı okudukça kafanızda bir eski zaman
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...