27 Ocak 2015 Salı

UMUT


Seninle Benim Aramda Fark Var Umut
Araştırmacı-Yazar Ali Rıza Soyaslan’ın kaleme aldığı ’Seninle Benim Aramda Fark Var, Umut’ isimli kitabı çıktı.
Gonca Yayınlarından çıkan eserin önsözünde şunlar yer alıyor; "Kalk. silkelen, kendine gel! Umutsuzluğa sarılma, umutsuzluk şeytandandır! Ümit etmek Allah'tandır!" Ne güzel söylemiş Şems-i tebrizi...
Umut dolu olmalı bir Müslüman. Yaşantısındaki her alana pozitif mutluluklar saçmalı. Müslüman ile diğer dinlere mensup insanlar arasında fark olmalı. Bu fark umut olmalı. Engellilerin dünyası ise bambaşka. Seninle benim aramda fark var, Umut diyorlar. Her alanda Başarılılar...

Şükür hâlindeler. Engelli kardeşlerimizin dünyalarına girdikten sonra başarının ne demek olduğunu gördüm. Var olana şükür etmenin anlamını öğrendim.

Hz. Mevlana ne güzel söylemiş:

20 Aralık 2014 Cumartesi

NEY ve KÜLTÜR

NEY ve KÜLTÜR
Mustafa Uysal
Ney dini özellik barındırır da niçin saksafon sekülerdir?
Örneğin Kuzey Amerikalı bir Siyahi Müslüman olsa...
Ney dini müzik için daha uygundur, deseniz... Saksafonun nesi var, diye düşünür.
Demek bunlar hep kültür unsurları. Dine aitmiş gibi kodlamamak lazım zihinlerde.
Tamam neyle ilgili tonla güzel yorum vardır, ruhi tarafı olduğu falan da söylenir... Söylenir... Hatta bunu güzel bir adam da söylemiş olabilir. Yine de bu, neyi dine dahil etmez. Sadece kültürün bir öğesi olur.
Ney dinlerken ilahi bir hava hissediyor olabilirsiniz, olur öyle.
Ney de dinleseniz saksafon da dinleseniz sonuçta "Müzik" dinlediğinizi bilin ve herhangi bir dine yamamamaya dikkat edin. Müzik iyidir, değil. Güzel müzik iyidir, keyfini çıkarın Kur'an'dan arta kalan vakitlerde.






23 Kasım 2014 Pazar

BÜTÜNLÜK

BÜTÜNLÜK

Mustafa Uysal

Biz mi doğru anlıyoruz yoksa gayri müslimler mi doğru anlıyor?
Biz Müslümanlar, yeni veya ilginç bir şeyle karşılaştığımızda yahut alıştığımız ve içeriğini bilmediğimiz bir şeyle karşılaştığımızda şu ayeti hatırlıyoruz: "Nahl 40: Biz, bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece "Ol" dememizdir. Hemen oluverir."

Oysa gayri müslimler, böyle bir durumda durup düşünüyorlar, nasıl olmuş, neden olmuş, neden böyle oluyor, bir yasası var mı, biz de yapabilir miyiz acaba, iyice araştırmalı bunu, gibi bir tavır takınıyorlar. Sanki onlar "Casiye 13:  Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır." ayetine ve benzer ayetlere uygun davranıyorlar.

Şimdi soruyorum, hangimizin tavrı doğru olan? Biz daha hangi durumda hangi tavrı takınacağımızı mı bilmiyoruz yahut işin kolayına mı kaçıyoruz? Oysa ilk devirlerde Müslümanlar daha meraklı idiler. Daha çok araştırıp daha çok düşünüyorlardı ve "Rum 37:  Şüphesiz imanlı bir kavim için bunda ibretler vardır." ayetinin gereğini yerine getiriyorlardı.
Bizim bu tavrımız kolaycılıktır, umursamazlıktır ve işine geleni almaktır. Vahye bir bütün olarak bakmadığımızı gösterir. Aynı şekilde gayri müslimler de vahye bir bütün olarak bakmazlar. Onlar da işlerine geleni alırlar.
Can alıcı soru: Onlarla aramızdaki fark ne o zaman?

19 Kasım 2014 Çarşamba

Yazarımız İSMAİL FAZIL ATABAY'ın 3. kısa filmi...

'HU'ZUR -- kısa film -- İsmail Fazıl Atabay

senaryo ve yönetmen : İsmail Fazıl Atabay
yapımcı : Mustafa Uysal
oyuncular : Ali Çetin, Umut Çetin
set sorumlusu : Özkan Coşkun
yapım : EDEBYA

 

 

25 Ekim 2014 Cumartesi

Aşure Yemek Demek

Aşure Yemek Demek
Mustafa Uysal
Yemek dağıtarak yani bu vesileyle, şey işte aşure veriyoruz komşulara fena mı...
Aslında dinimiz de...
Hediyeleşiyoruz. Dini günlerimiz de önemli bir yerde.
Aşurenin tadı güzel aslında bize pekçok kötü şeyin anısını taşıyor olabilir.
Gemide yaptılardı ya hani...
Dini günlerde yapmak lazım belki. Kutsal yemek olmaz tabi de yani aramızda bak, dostluk falan...
950 sene hiç durmadan mücadele etmiş tabi Nuh, aşure de yapmış arada.
Ne bileyim sıcak sıcak aslında güzel de oluyor.
Dini günlerde... Dini gün derken yani hani nereden dini olduğunu da pek bilmiyorum sanki.
Neyse önemli bu aşure. Ekonomi canlansın, din canlansın, kardeşlik işte şey... Komşular hem... Diyeceğim aslında...

1 Ekim 2014 Çarşamba

YAĞMURLAR YAĞMAZ OLDUĞUNDA




YAĞMURLAR YAĞMAZ OLDUĞUNDA

                Pencereden süzülen yağmur damlalarını izlerken, sanki bir yandan da gözleri onlara hiza veriyordu. Üşümüş ellerini birbirinden koparacak üçüncü bir elin sıcaklığına muhtaçtı uzun zamandır. Kapılıp gittiği romanın sayfalarına kokusu sinmişti sevdiğinin. Bünyesinde cevapsız kalan hasret yangınlarına sualler arıyordu. Bulut artığı yağmurlar bile yetiyordu artık, yüreğine yazdığı vuslatları silmeye. Koca bir yangın keşmekeşinde donmamak için titretiyordu kalemini. Şehrine hüzün yağmasa da bu aralar, bir yerlerde muhakkak sel seli götürüyor olmalıydı. Sevdiği, parıltılar karanlığa gömüldüğünde gitti. Ve hüzmeler güneş olduğunda gelmedi.

11 Eylül 2014 Perşembe

Toplumsal Fedakarlık

Ada Mahallesi Muhtarlığının düzenlemiş olduğu etkinlik 10 Eylül 2014'te Hayırlı Hizmetler Vakfı'nın eğitim binasında gerçekleştirildi. Şair, yazar ve araştırmacı aynı zamanda Muhtar Halil Oral'a mahallesi için gösterdiği duyarlılığa teşekkür ederiz.
























Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...