22 Mart 2020 Pazar

İki Tip

Türkiye'de iki tip var bu zor günleri daha da zorlaştıran...
1. Tip:
Sürekli yalan haber üreterek ülkesini ve toplumunu zor duruma sokan, yalan bilgiler yayan, kendi halkına düşman tipler. Bunlar şeytanın bile aklına gelmeyecek yalanlarla ortalığın karışmasını bekliyorlar. Her dakika bir yerden yalan bilgi üretiyor ve yayıyorlar.
2. Tip:
Cahil dindarlar. Bu kadar aşağılık ve zarar verici cahilliği nereden aldıklarını açıkçası bilemiyorum. İnandığı kitaptan ve inandığı Elçiden zerre haberi yok. Yaşadığı çağdan ve yaşadığı yerden haberi yok. Gelişmeleri takip etmeyi bile beceremiyor. Cahilliği bencilliği ile birleşip sürekli aptalca kutsallar ve inat üretiyor. Hangi dinin cahili olduklarının önemi yok. Her dinin yobazı ve cahili aynı sonucu üretiyor.

***
İLGİ: 20 Mart 2020 Dünya koronavirüs salgını...

21 Mart 2020 Cumartesi

İhtiyarlar ve Koronavirüs

"İhtiyarlar evden çıkmasın." diyorsunuz ya...
Anlatmaya çalışayım...
İhtiyarların takıldığı kahvelere takılırım çok zaman.
-Şimdi kahve kapalı ve bu soğukta o kahvenin önünde oturuyorlar, neden?
-Açık olduğunda da sabahtan yatsı ezanına kadar kahvede oturuyor ve bazen uyukluyorlar, neden?
-İhtiyarlar evde durmuyorlar, neden?
Hiç düşündünüz mü?
Evde isteniyor mu acaba bazı ihtiyarlar?
Bazılarının evinde bir can, bir nefes daha var mı acaba?
Evde huzurları var mı acaba?
Hepsi için demiyorum ama bazıları için yanına sokulup derdini sormalıyız. Saklı yarasını sarmalıyız.
(Daha açık yazmıyorum, biliyorsunuz zaten...)

***
İLGİ:
İçişleri Bakanlığı:

65 yaş ve üstü, ayrıca kronik rahatsızlığı olan vatandaşlarımızın  dışarı çıkmaları, park, bahçe gibi açık alanlarda dolaşmaları sınırlandırıldı

 Kısacası YASAK
21 Mart 2020 Koronavirüs salgın zamanları...

16 Mart 2020 Pazartesi

Hac, Umre ve Yük olan Gelenekler




Hac, Umre ve Yük olan Gelenekler

M.Uysal
Gelenekler bir ihtiyaçtan doğarlar.
Önemli bir işlev üstlenirler ve o işlevi yerine getirirler başarıyla.
Sonra... Geleneği ortaya çıkaran sebep ortadan kalkar ve gelenek yine de devam eder.
Artık gelenek haline gelen ve bir ihtiyaçtan doğan şeyler toplumun yükü hatta kamburu haline döner.
Daha da ileri seviyede bu işlevini yitirmiş gelenekler toplumun işleyişine zarar vermeye başlar. Maksat artık hasıl olmaz.

Örnek üzerinden konuşalım...

Hac ve umre yolculukları...

Öyle zamanlardı ki hac için yola çıkan, mesafeye göre, ya 3 ay ya 6 ay yahut bir yıl yoktu artık.
Dolayısıyla vedalaşmalar uzun sürerdi. İhtiyaçlar çoktu.
Eid Mubarak (nimet fo Eid) Kâbe ile — Stok Vektörİnsanlar hac veya umre yolcusunun (O dönemde umre için böyle yola çıkıldığına dair haberleri hiç okumadım. Hac için gidenler umre de yapıyorlardı.) ihtiyaçları da çoktu zira yol uzundu, yorucuydu, riskliydi. Ölüm vardı, hastalık vardı, yokluk vardı; gidip de dönmemek, dönüp de bulmamak vardı.
Atlar, develer, kervanlar

27 Şubat 2020 Perşembe

Geleneksel Regaib

Geleneksel regaib gününüz kutlu olsun.
***

/// Gelenek...
1- Gelen
2- Eklenen
3- Geleceğe doğru yola çıkan
/// Olumlu/olumsuz?
Zamanına göre olumlu veya olumsuz özellikle gösterebilir.
Olumlu veya olumsuz olduğunu tespit edici mekanizma devre dışı bırakılırsa buna kalabalık karar verir. Her zaman iyi değildir, her zaman kötü değildir. Fakat toplumun yeni değerleri ve normları ile çatışmaya başlarsa sıkıntı doğurur.
/// Din bir gelenek midir?
Bu soruya önce hayır sonra evet cevabı vermeliyiz. Din geleneğe dönüştürülmeye en müsait toplumsal kurumdur. Üzerinden biraz zaman geçmesi ve ilk tebliğcisinin ölmesinden sonra geleneğin sarmalında kaybolur.

6 Şubat 2020 Perşembe

Her Şey Kötüye Doğru mu Gidecek?

Her Şey Kötüye Doğru mu Gidecek?

Şöyle bir anlayış var din alanında: Bundan sonra hep kötüye gidecek işler. İyiler hep öncekilerden olacak. Fiten ve Melahim rivayetleri bunda çok etkili olmuş.
Bu yüzden sürekli bir geriye dönme özlemi duyuyor dindarlar. Oysa vahyin bizden istediğini yapabilmek için geri dönmek değil bulunduğumuz zamanda dik durmak gereği var. İlk günden sonra artık her geçen zaman daha kötü olacaksa olan olaylarda bizim ne gibi bir sorumluluğumuz olabilir ki?

Kudüs'e Duygusal Bakış

Kudüs'e duygusal bakış...
Kudüs konusunda kalabalığın bakışı hep duygusal olmuştur. Bilgiden uzak, bilinçten uzak sadece hamaset ve duygu tarafı ağır basan bir kaba taraftarlık...
Kudüs tarihini, Müslümanlar, Hristiyanlar, Yahudiler ve daha öncesi ile okumak gereklidir aslında. Özellikle İslam tarihi içinde Kudüs daha net okunmalıdır. Yakın tarih açısından daha sağlam bir okuma yapılmalıdır.
Kudüs'ü ve oradaki mescidi Kabe'nin bile önüne geçiren algının ne zaman, nerede, nasıl, niçin, kim tarafından ortaya konulduğunu bilmek gereklidir. Kudüs'ü ve oranın değerini doğru bir şekilde anlamak için alim olmak gerekmiyor sadece duygusal bakış açısından sıyrılmak yetecektir.
Bize söylenecek tonla şiir var Kudüs üzerine, binlerce duygusal slogan, yüzlerce doğrulanması gereken bilgi... Biz bu konuda kolay olanı seçiyoruz halk

23 Ocak 2020 Perşembe

Hocaefendi!

Hocadır...
Severim, sayarım, öğrenirim... Bazen itiraz ederim, fikrini beğenmem, ukalalık ederim, gerekirse özür dilerim. Saygımı korurum fakat sevmediğim yanları olduğunda uzak dururum. Yine de hocadır bazen hocamdır. Doğru giderse hep hocamdır.
Hem hoca hem efendi olduğu gün anında silerim. O artık yoktur. Aleme sultan olsa bence değersizdir, artık ondan bir şey alınmaz.
Ya efendiliği seçmeli ya hocalığı.

Ölüm ve Unutma

İnsan ölünce en çok sevenleri bile çok hızlı unutuyor. Geride kalan eş, dost, akraba, arkadaş... Onlar zaten unutuyor kısa sürede.
Bu yüzden süratle unutulacak olan kendinizi değil de fikirlerinizi/davanızı/inancınızı/iyiliğinizi insanlara verin. Kendinizden bahsedip durmak ancak sizi evet ancak sizi o an tatmin edecek. Sonra yine kendinizden bahsetmek isteyeceksiniz. Zira artık bununla besleniyor hale geleceksiniz.

16 Ocak 2020 Perşembe

Söyleyeceksen düz söyle!

Söyleyeceksen düz söyle!

Söyleyeceksen düz söyle.
Seni doğru anlamak için uğraşamam.
O öyle söyledi, evet haklısın zahirde kötü görünüyor fakat öyle demek istemedi...
Demek istediğinin bir önemi yok.
Benim rehber aldığım elçiler hep düz söylediler. Onları tevil etmek zorunda kalmadı vahiy. Vahiy düz söyledi, onu düzeltmeye çalışmadı elçiler.
Bu adamlara ne oluyor da demek istedikleri ile dedikleri farklı oluyor?
Kim bu adamlar da bir şey söylüyorlar ve biz anlamak için aracıya ihtiyaç duyacakmışız?
Hele siz, kim oluyorsunuz da bu adamların yamuk söylediğini bize düz aktarıyorsunuz? Siz nereden biliyorsunuz onların öyle söylediğini? Madem yanlış anlaşılıyor o da düz söyleseydi. Madem düz söylemedi niye sana düşüyor yamuğu düzeltmek?
Onu eleştirmek ve anlamak için onun seviyesine gelmek lazımmış...
Hele şuna bak! Hangi elçiyi anlamak için onun seviyesine yükselmemizi bekledi Allah? Anlaşılır ve açık söyledi biz de anladık itaat ettik yahut anladık ve isyan ettik. Mesele bu kadardı.
O adamların derdi neydi?
Niçin düz söylemediler, niçin küfür olan sözleri biz yanlış anlıyoruz ama onlar doğru söylemiş oluyorlar? Bunu biz ne Allah'tan ne elçisinden işitmemişken onlara ne oluyor da düz söylemek varken küfür söylüyorlar?
Onların taraftarlarına ne oluyor ki küfür söyleyip yamuk giden sözlerini değil de bizi suçluyorlar? Biz yanlış anlamışız, bizim seviyemiz yetmemiş, biz kötüymüşüz...
Ya siz nasıl, hangi ilimle, hangi delile dayanarak o yamuk sözlerin doğru olduğunu anladınız efendiler?
Yıkılın toplumun gözünden ve kulağından, yol açın vahyin sesine ve elçinin sahih görüntüsüne.
Def olup gidin bütün eserlerinizle hayatımızdan!
160120
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...