21 Mayıs 2015 Perşembe

Vahiy ve Yağmur

Vahiy ve Yağmur
Mustafa Uysal
Allah vahyi yağmura, yağmuru vahye benzetir.
O yüzden Kur'an okunduğunda bir bahar yağmuru hayal edin.
Elbette yağmur yağdığında da bir vahyin yüreğinize indiğini.
Yağmur inmeyen toprakları gözünüzün önüne getirin. Kur'an'dan uzak kaldıkça siz de öyle kuruyup gideceksiniz.
Kalbinize, hergün biraz da olsa vahyin can suyu yağmurunu yağdırın ki, neşe dolu canlı bir kalbiniz ve ahiriniz BAHÇE olsun.
(Cennet Arap dilinde bahçe demektir. Allah kelimelerle nasıl sürekli bir irtibat kuruyor.)

13 Mayıs 2015 Çarşamba

DOSTNAME-XXVI (Maden)

OsmanSaid DEMİRYILMAZ                MADEN

Ey gönül dostum,                                                                                  13.05.2015

Yazmak bir terapi bazen. Bir hikayenin içinde, romanın satırlarında, bir şiirin Türkçe kokan mısralarında gezinmek, bir yeşil bahçede gezinmekten farksız benim için… Nefes alıyorum adeta kalemin ucundan, kağıdın kokusundan… Hele bu yazış serüveni sana ise… Bir başka aleme götürüyor beni. Lakin bu kez bir hikaye anlatacağım sana. Bambaşka bir hikaye… Alın yazısı kapkara yazılmış, yüreği bir başka atan, alnında helal kazancın teri, ruhunda yaşanmışlıklara inat bir başkaldırışın hikayesini! Sana bir maden hikayesi anlatacağım.

10 Mart 2015 Salı

Meal Okumak

MEAL OKUMAK
(Kalk ve Uyar'dan alıntıdır.)




MEAL OKUMAK
(Kalk ve Uyar'dan alıntıdır.)
1. Okuyacağımız meali dikkatli seçmeliyiz. Bu konuda ciddi bir çalışma yapmalıyız. Mümkünse iki farklı meali birden aynı anda okumalıyız.
2. Meali nüzul sırasına göre okumak daha kolay anlamamızı sağlayabilir. Mümkünse okuduğumuz bölümle birlikte o zamanı anlatan (tarihi gerçekliği yüksek) siyer yada tarih kitabı da okumalıyız.
3. Meal okuyarak Kur’an-ı Kerim konusunda uzman olacağımızı düşünmemeliyiz. Biz okuma, anlama ve yaşamakla yükümlü olduğumuz Kitabımıza, sadece

1 Mart 2015 Pazar

A'mak-ı Hayal

Amak-ı Hayal Okuması
Mustafa Uysal
Amak-ı Hayal'i severek okumuşsanız ya anlamamışsınızdır yahut vahiyden uzaksınızdır.
Tasavvuf diye felsefe karışımı ile ortaya konulmuş bu eser bir asır boyunca övgü almış. Okuyanların yorumlarından ve yazılarından bunlar anlaşıyor.
Milliyetçisi okumuş ve sevmiş, tarikatçisi okumuş ve sevmiş, solcusu okumuş ve sevmiş, seküleri okumuş ve sevmiş, dincisi okumuş ve sevmiş, Hristiyan’ı okumuş ve sevmiş, Müslüman’ı okumuş ve sevmiş...
Bütün felsefi akımlardan bir tutam, Hint’ten ve Çin'den bit tutam, Binbir Gece Masallarından ödünç (!) alınmış hikayeler ve size muhteşem bir eser (!).
Başta söylediğini biraz sonra tekzip eden sonra tekrar savunan ama aslında vahdet-i vücudu dolaylı ve çaktırmadan anlatacağım diye olmadık saçma gazete tefrikasını şaşaalı bir roman diye okumuş olmak tuhaf bir duygu.

28 Şubat 2015 Cumartesi

DOSTNAME-XXV (Gözyaşlarıyla Ciltlenen Satırlar)

Osman Said DEMİRYILMAZ     GÖZYAŞI İLE CiLTLENEN SATIRLAR

Sevgili Dostum,                                                     28 Şubat 2015

Bu okuyacağın satırlar, bir gözyaşı külliyatına vesile olmak veyahut okurken ıslanmış yanaklarda gözyaşıyla ciltlenip bir küçük kitapçık oluvermek dileğiyle yazılmıştır.


O da diğerleri gibi bir imtihana tabi tutulmuştu, hem de çetin bir imtihana… Hayatın kuşattığı bir alemde mücadele ediyordu nefsiyle ve nefsine hükmedemeyenlerle! Zeka ne kadar güçlü olursa da, ancak ruh ile açılabilirdi bu sandığın kilidi.
Ağlayan bir kitap duymuş muydunuz hiç hayatınızda? Okumuş muydunuz hiç, bir damlanın satırlara düşmemiş külliyatını? İşte bu kilitli sandığın sahibi bu külliyatı yazıyor kaç zamandır!

17 Şubat 2015 Salı

KIRK

KIRK
Mustafa Uysal
40 yaşıma girdiğim gün (2015) kendime bir hediye vermeyi düşündüm. (Doğum günü geleneğinden çok uzak biri olarak saçma geldi ama olsun.)
Hediye olarak, yıllarca okuduğum ve anlamaya çalıştığım Kur'an'dan bir parça seçtim. 40. Sure. Bu sureyi bir yıl boyunca okuyayım, tefsirlerine bakayım, inceleyeyim, hakkında yazılmışları okuyayım, ne bulursam en derinine kadar inceleyeyim. En güzeli de bu sureyi yıl boyunca aslından dinleyeyim. (Araç mp3 çalar.) Neredeyse ezbere yaklaşsın hatta ezberleyeyim. Bunca yıl boşa geçmiş olmasın en azından ve bu bir kırılma noktası olsun. Bundan sonra geriye baktığımda aklımda kalacak olan güzel bir şey olsun. Allah'a hamd olsun, şimdi diyorum ki, iyi ki böyle bir şey yapmışım. Bir sure bile olsa sürekli ama sürekli onunla meşgul olmak çok güzel bir şey.
Henüz iki ay bile dolmamışken Kur'an'la daha çok irtibatım var artık. Bu vesileyle dua ediyorum, Kur'an'ı daha çok sevdirmesi için. Bundan sonra da değişik surelerle devam edeyim istiyorum. Belki artık bir yıl değil ama uzunca bir süre derinlemesine ilgileneyim istiyorum. Ailem de aynı sureyi dikkatle takip ettiler benden görerek. Ailece Mü'min (Ğafir) suresi ile irtibat kurduk ve farkına vardık.
Bu hediyeyi kendime ben vermemişim Allah vermiş gibi hissediyorum ve mutlu oluyorum. Belki salih amel değil güzel amel (hasenat) ama diğer insanlara da bu surenin yansımalarını aktardığımı gördükçe salih amele de dönüşeceğini düşünüyorum.
Buraya yazmamın sebebi de belki bu doğru bir şeydir ve bir usul olarak takip etmek isteyen çıkar, diye. 


(Ahkaf) 46/15:
Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer. Nihayet insan, güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki: Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et. Benim için de zürriyetim için de iyiliği devam ettir. Ben sana döndüm. Ve elbette ki ben müslümanlardanım.

ÖZLEM (Şiir - OsmanSaid)

  
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...