1 Eylül 2015 Salı

DOSTNAME - XXX (İstanbul)

Osman Said DEMİRYILMAZ                                     İSTANBUL

Ey dost,                                                                   01.09.2015

Sana yazmanın özgürlüğünde kalemlerle dansıma başlıyorken,
seni ruhumda bir kere daha hissettim. Hasretinin uzayıp giden sancılarını çekiyorum. Geceler başka ızdıraplara gebe sana ulaşacak namelerin ışığında. Hayaller, umutlar, çiçeklerin bahara özlemi hiçbirisi bu sana ve bir de o şehre olan hasretimi anlatmaya yetmez. Işıklar arasında sıkışmış karanlıklarda çözüm arayan yürekler, bu gece Dostname mesaisinde bana yaren. Puslu gecenin iç karartan havasını yaramasalarda, uçuramasalarda hasret duydukları diyarlara gönüllerini, fikirler zincirlenip duygular salınsa da bu gece bambaşka Dostname’nin satır arasındaki labirentleşen sokaklar!

30 Ağustos 2015 Pazar

VUR ULAN, SAĞLAM VUR!

VUR ULAN, SAĞLAM VUR!
Mustafa Uysal
Vur bakalım, vur PKK…


Vur ki, bir daha bu kadar namussuzu bir arada bulamazsın destek için.

Her vurduğunda, yancıların suçu başkalarına yüklüyor vur aslanım, sağlam vur(!)

Vur bakalım, durma vur zira tarih senden yanadır, dünya senden yana, muhalefet senden yana, cemaati, tarikati, partisi, gazetesi, televizyonu, hocası, hacısı, gevşeği, zevzeği… Hatta boş kadehini şimdi masaya vuran ayyaş bile senden yana.

Bomba senden yana, mermi senden yana, füze senden yana, susturucu senden yana, havai fişek, molotof senden yana hatta matbaa makineleri senden yana…

Belediyeler senindir, muhalefet partileri senin, kendi emrindeki memurlarını

25 Ağustos 2015 Salı

DOSTNAME - XXIX (Akrebî Türkler)


Osman Said DEMİRYILMAZ               AKREBÎ TÜRKLER [*]


Sevgili dostum, kalemdaşım,                                                     25.08.2015

Bir ülke var dünyada bambaşka… Patlamaya hazır bir volkan!
Ölümün hayat tarzı olarak kabul edildiği bir yer! Aşk, sevgi, kahramanlık ve ölüm temalarının acı bir bağlılık yemini kadar iç içe yaşandığı nadir ülkelerden biri! Karakteristik yapısından, üzerinde yaşayan insanların bile etkilendiği, stratejik olarak herkesin en çok arzuladığı, merak ettiği ama bir o kadar da çekindiği, sevgilerini dişlerini gıcırdatarak gösterdikleri ülke! Duygusal, sırlı, büyük değişimlere açık, mistik durumlara meraklı, cinselliğe ve adrenalin gerektiren olaylara her an hazır, kuşku ve kıskançlığın kıskacında yaşayan insanların ülkesi…
MAYMUN ORDUSUNUN KOMUTANI 
Mustafa Uysal
Bir video vardı, bilmem hatırlar mısınız? Ormanda Afrikalı askerler, yanlarında bulunan maymuna kalaşnikof veriyorlar. Gerisini biliyorsunuz, maymun tetiği buluyor ve rastgele ateş ediyor.
Aydın Doğan medyasının eğitim yöntemi bu.
Hiç abartısız söylüyorum böyle. Yeni işe aldıkları kişileri böyle eğitiyorlar. Seçtikleri de zaten eğitilebilir oluyor. Tetiğin yerini kendileri buluyorlar ve bir süre kendi hallerine bırakıyorlar. Kendileri bir süre kurşunların mesafesinden çekilip maymunun ateş etmesini bekliyorlar. Maymun elindeki silahın ne kadar değerli olduğunu anlıyor. Yaptığı haberlerin ne kadar etkili olduğunu anlıyor.
Videoya geri dönelim…
Bu maymunların sahiden eğitilebildiğini düşünün yani gösterilen istikametlere ateş edebildiğini, nişan alması önemli değil. Maymun ordusu kurabilirsiniz rahatlıkla. Bir çarpışmada kaç maymunun telef olduğu önemli olur mu? Baş maymunu bile rahatlıkla

20 Ağustos 2015 Perşembe

İngiltere’nin İstanbul’u Fethi ve 2023

İngiltere’nin İstanbul’u Fethi ve 2023
Mustafa Uysal
Dün bir arkadaşım aynen şu ifadeyi kullanmıştı: “Benim anladığım kadarıyla, AKP olmasa herkes birbiriyle
Bu cümle üzerinde düşünmeye değer.
Artan terör olayları ve ülkemizdeki karışıklıklar üzerine yazılmış bir cümle bu. Ardından Murat Karayılan açıklama yaptı: “Aslında biz tekçi, faşist, sömürgeci devletin yönetim sistemini aşmayı hedefliyoruz. Yeni paradigmamıza göre yaklaşıldığında ordu bizim öncelikli hedefimiz değildir. Ancak AKP kendi çıkarları için herkesi kullanıyor; orduyu da kullanmaktadır. Demokratik Ulus-Demokratik Özerklik perspektifiyle Türkiye'de demokratik bir dönüşümü hedefleyen hareketimizin esas olarak orduyu hedeflemek gibi bir sorunu yoktur. Fakat AKP orduyu önümüze sürüyor ve böylece çatışmalar başlamış bulunuyor.” Buradan anlaşıldığına göre PKK’nın da hedefinde aynı parti var. Gezi süreci, 17-25 Aralık girişimi ve daha benzer olaylar… Hepsinin hedefi aynı parti. Teke indirgersek: Erdoğan.

Dün Cemil Ertem, 12 Eylül öncesi olayları hatırlatarak sordu: “Ben şimdi şunu soruyorum, tarihten çıkardığım bu dersle, Avrupa’da gerici Alman sermayesinin, İngiltere’de ve ABD’de savaştan ve 20. yüzyıldan kalma “gerici” sektörlerden nemalanan finans oligarşisinin istediği bir hükümet kurulursa

14 Ağustos 2015 Cuma

Fenerbahçe Aleviliği

Mustafa Uysal
Maçtan hemen sonra iyi bir çay içebilmek için güzel bahçeli bir çayevine gittik arkadaşımla. Oldukça üzgündü yenilgi dolayısıyla. Uzun zamandır görüşmüyorduk ve ben onu ziyarete gitmiştim. Çok uzun zamandır görüşmediğim başka bir şehirden ziyaretine gittiğim arkadaşım, Galatasaray’ın derbi maçı dolayısıyla beni maç yayını olan bir kahvehanede karşıladı. Çok samimi ve sıcak karşıladı, sarıldık kucaklaştık. Gözleri bir yandan ekrana kayarken konuştuk, dertleştik. Çok sevindi geldiğime, sahiden ama. Bakmayın gözlerini maçtan alamadığına. Takımını çok seviyor hatta bu uğurda o kadar çok şey feda etmiş ki, duysanız şaşırırsınız. Öğrenciyken de böyleydi.
Güllerle dolu bahçeye geçtik ve arkadaşım iki çay söyledi.
Hayattan, işlerden, çocuklardan, siyasetten falan ne varsa konuştuk ama söz bir türlü futbola gelmedi. Ben de ısrarcı olmadım zaten. Bütün sözler bitip de altı yedi bardak çayı da içtikten sonra söz de tükenmeye başlıyor araya bazen sessizlik giriyordu. Aradığım fırsat yavaştan görünüyordu yani. Sözü futbola getirip biraz kızdırmak istiyordum. Nihayet sordum:

11 Ağustos 2015 Salı

ULTRA MİNİ ÖYKÜ

ULTRA MİNİ ÖYKÜ
Her gün, Tavşanlı kahvehanelerinde; çok muteber islam alimleri, dünya siyasetine yön veren büyük siyaset adamları ve geçmişte nice kupalar almış futbol dehaları ile çay içen biri olarak (Onlar anlatıyor ben çay içip dinliyorum.) artık ev dışında kitap okumamaya karar verdim. Hayır, okuduğum kitapların yazarları bu adamlardan daha iyi değil. Zaten o kadar güzel esir alıyorlar ki muhabbetleriyle, okumaya fırsat olmuyor. Yine de hepsine duacıyım. Daha tenha yerler arayışındayım zira, her şeyi bilen insanların arasında kalmak beni yoruyor. Bilimsel paradigmaları bir çırpıda yıkan bilim insanları bile var aralarında. Bu durumda daha tenha yerlerde bulunmam ruh sağlığım için gayet iyi bir şey olacaktır. Ne demişler: Tebdil-i mekanda ferahlık vardır.
(Dikkat: Kibir, ironi, sitem, feryat, eziklik gibi ana temaları bulunan bir metindir.)


Münafık Toplumdan Çok Kutuplu ve Uyumlu Topluma

Münafık Toplumdan Çok Kutuplu ve Uyumlu Topluma
Mustafa Uysal

Toplum bilimciler ve devleti yönetenler tarafından yüz yıla yakın bir süredir toplumsal kutuplaşmanın ne kadar kötü bir durum olduğu ısrarla anlatıldı ve bu durum engellenmeye çalışıldı… Çalışıldı, diyorum ama bakmayın böyle bir gayret içinde olduklarına. Aslında bu kutuplaşma hiçbir zaman tam olarak gerçekleşmez böyle bir tehlike bile belirmez modern toplumda. Zira modern toplum özünde münafık bir toplumdur. (Dine ait bir kavramı esas aldığımın farkındayım zira sadece “iki yüzlü” demek anlatmak istediğim durumu karşılamayacaktır.) Toplumsal kutuplaşma aynı zamanda bir çatışmayı da beraberinde getirecektir ki, bu da toplumun yönetilemez bir hal almasını ve toplumsal yapının bir kaosa dönüşmesi sonucunu getirecektir.

Peki, böyle mi olmuştur pratikte?

Hayır. Asla böyle olmamıştır. Türk toplumunun son bir asrını konuşuyorsak asla böyle bir şey olmamıştır. Türk toplumu özünde hiçbir zaman kutuplaşamamıştır.

24 Temmuz 2015 Cuma

Bisimit Kim?





















Bisimit Kim?
Mustafa Uysal
Toplum olarak bugüne kadar pekçok kişiyi merak ettik.
Mesela: Yeşil kim, Fuatavni kim... Daha bir sürü sayılabilir.
Son zamanların en popüler kişisi ise Bisimit.
Bisimit hangi sebepten merak ediliyor peki?
Bisimit bir yazar ve yazdıkları toplumun çok büyük bir kesimi tarafından çok büyük bir merakla okunuyor. Üstelik bir gazetede falan da yazmıyor. İnternet üzerinde ve sosyal ağlarda yazıyor. Buna rağmen Türkiye'nin en popüler yazarlarından. Sosyal medya üzerinde yazıları en çok paylaşılanlardan birisi. Üstelik bazı yazıları seslimakale.com sitesinde seslendirildi ve milyonlarca paylaşım aldı.
İşin daha ilginç kısmı, Bisimit ismi her yerde konuşuluyor. Anadolunun en ücra köşesindeki kahvelerde bile "Bisimit kim?" sorusunu soruyor insanlar birbirlerine. İnternet vasıtasıyla, Türkçe konuşulan bütün ülkelerde de popüler durumda. Arama motorlarında hep o aranıyor.
Sosyal medya üzerinde adına açılmış yüzlerce sayfa var. Bildiğim kadarıyla aslı
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...